Dağların sakladığı efsane köy

Bütün güzellikler gibi Karaburun'a ulaşmak da zordur, biraz, zahmetlidir. Dağların arasından kıvrılan yolların akışına kapılmak, nergis kokularının izini sürmek, tuzlu rüzgara eğimli bir yolculuk tutturmaktır.
Haber: DENİZ GEZGİN / Arşivi

Bütün güzellikler gibi Karaburun'a ulaşmak da zordur, biraz, zahmetlidir. Dağların arasından kıvrılan yolların akışına kapılmak, nergis kokularının izini sürmek, tuzlu rüzgara eğimli bir yolculuk tutturmaktır. Mimas'ın direnci, Börklüce Mustafa'nın Bedrettinî ruhunu hissetmektir. Yani modernizmin üstümüzde bıraktığı tüm kirlerden arınmak, parayı, hırsı, markaları geride bırakıp kendini doğanın kucağına salmaktır. Bir yer düşünün toprakları cesur bir devin uyuduğu denizin üstüne birikmiş, madeni bir katmandan oluşmuş. Bu sebepten ki toprağında yaşayan her canlı cesur, dirençli ve toprakla, denizle dost. Korkakların gidemeyeceği kadar çıplak bir yer burası. Denizi taşıyla, yosunuyla, balıkları ve tuzuyla el değmemiş, bozulmamış, tahtlarla, şezlonglarla "beach"lere dönüştürülmemiş. Köylüsü, gezgini, turisti herkes aynı yerden giriyor denize. Etrafınızda marka marka pareolar, plaj aksesuarları, martıların sesini bastıran gürültülü müzikler yok. Herkes olduğu gibi. Kimse kimseye aç aç bakmıyor. Çünkü orada yaşayanlar da, oraya gelenler de hayatı tüketmeyi değil üretmeyi seçenler. Ürettiğini tüketenler. Karaburun'a gelince eğer aracınız varsa merkezde yer alan otoparka bırakabilirsiniz. Camı açık mı kaldı, alarmı açtım mı diye düşünmeden. Eğer büyük tatil yörelerinin soyguncu zihniyetinden geçmiş de gelmişseniz 1 YTL'ye kesilen otopark ücretini utanarak ödersiniz. Gün içinde bir daha park etmeye kalkarsanız şayet, görevli kolayca sizi tanır ve yeniden ücret almaz. Utancınız bir kat daha artar. Çünkü bilirsiniz buradaki yerel yönetim çok az bütçelerle bu cennet yeri korumayı, kollamayı üstlenmiş.
Yürüyün
Karaburun'u yürümek yapılacak en iyi şeydir. Her sokağı güzel, karşılaşılan her insanı çok özeldir. Etrafınızda kocaman kara cipler, bencilce ve sabırsızca çalan korna sesleri yoktur. Girdiğiniz dükkanlarda her şey en ucuzadır. Buradaki esnaf için "turist fiyatı" diye bir şey yoktur. Her şey en düşük kârla satın alınır. Kimse size aydan düşmüşsünüz gibi bakmaz. Bugün pek çok tatil bölgesi yazın gelenlere özel, izole edilmiştir. Buralara gelenler oradaki köylüleri, balıkçıları, içlerdeki sokakları, tarlalarda çalışanları, pazarda emeğini satanları hiç görmezler. Çünkü onlar, yüksek ücretlerle girilen mekânların arkasında merkeze dizilmiş süslenmiş masalarda oturarak, hemen arka sokaktan gelen çiçeğin kokusunu duymadan tabağındaki domatesi yemekle meşguldür.
Bugün Karaburun çiftçisiyle, balıkçısıyla, tüm yaşayanları ve yöneticileriyle birlik olmuş bu değerlerini, farklılığını korumaya ve hızlı adımlarla güçlenmeye yönelmiş. Eğer Şeyh Bedrettin'in ruhunu taşıyan bu topraklara gitmekse niyetiniz bilmeyi istemeli, merak etmeli ve bildiğini söyleme cesaretine sahip olmalısınız. Oradaki insanların sizle paylaşacak çok bildiği ve çok ekmeği var...