Darbe ve kapkaç

Yazının başlığı size garip gelebilir. Darbe ile kapkaçın ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz. Meraklandıran bir başlıkla yazıya dikkat çekmek istediğim de düşünülebilir. Ama böyle bir gayem yok. Gerçeği anlattığı için bu başlığı kullandım.
Haber: MAHMUT ALINAK / Arşivi

Yazının başlığı size garip gelebilir. Darbe ile kapkaçın ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz. Meraklandıran bir başlıkla yazıya dikkat çekmek istediğim de düşünülebilir. Ama böyle bir gayem yok. Gerçeği anlattığı için bu başlığı kullandım.
Kara Kuvvetleri eski komutanı Özden Örnek'e ait olduğu ileri sürülen darbe notlarının gerçek olup olmaması pek önemli değil. Bu günlükler hayal ürünü de olsa hepimiz çok iyi biliyoruz ki, Türkiye'de darbe tehlikesi her zaman vardır. Darbeciler için tek sorun ABD ve iş çevrelerinden onay almaktır. Yoksa Türkiye'de darbe yapmak çok zor bir iş değil. Darbe yapmaya karar verildikten sonra -sizin de bildiğiniz gibi- ülkeyi önce düşman iki kampa bölerler. Sonra bu kampları iki tarafa da sızdırdıkları ajanlar aracılığı ile çatıştırmaya başlarlar. Göğü kin ve nefret bulutları sarar. Sokaklar kana bulanır. Derken ne otorite kalır ne de can güvenliği. Korkuya kapılan insanlar kanatlarının altına saklanacakları bir otorite arayışı içine girerler. Pusuda sinsice bekleyen darbecinin demir yumruğunu indireceği an gelmiştir artık.
Örneğin İsviçre gibi bir ülkede biri çıkıp darbe tehlikesinden söz etse herhalde tımarhaneye kapatırlar. Peki Türkiye böyle mi? Bir dergide ya da gazetede darbe haberi çıktığında tüm toplum dikkat kesiliyor. Çünkü darbeye giden yolun insan kanıyla sulandığını ve "ölümün de adres sormadığını" herkes yakın ve uzak tecrübeleriyle biliyor. Bizde darbelerin önüne geçilecek demokratik bir gelenek ne yazık ki yok. Dünyada örnekleri var. Siyasetçiler, kitleleri arkasına alıp darbecileri geri püskürtebiliyorlar. Ama bizde böyle şövalye yürekli bir siyasetçi ya da parti çıkmadı. En kötüsü bizim siyasetçiler, darbelerden ve darbecilerden çok korkuyor. Korktukları için darbe potansiyeline sahip güçlerin tepkisini çekecek kararlar alamıyorlar.
Darbeciler ve liderler
Kapkaççıların çoğu köylerinden sürülen yoksul Kürt çocuklarıdır. Bu çocukların ailelerini kim sürgün etti İstanbul'a? O dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal mı, Başbakan Süleyman Demirel mi, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü mü? Hiçbiri değil. O çocukların anne ve babalarını, darbe potansiyeli olanlar sürdüler metropollere. Liderler ise korktukları için olup bitenlere seyirci kaldılar. Yoksa onların Kürt sorununu kan dökmeden çözmek istediklerini kendi tanıklığımla biliyorum. Ama gelgelelim darbe korkusunu bir türlü söküp atamadılar yüreklerinden. İşte bu korku yüzündendir ki, toplumu kıskaca alan kanunlara imza atmak zorunda kaldılar. Çıkardıkları kanunlar darbe potansiyeli olan güçlerin hukuksuzluklarını koruyup kollayan kanunlardı. Kürtlerin demokratik yollarla hakkını aramaları yasaklandı. Yasaklar sadece Kürtleri vurmadı; esnaf, işçi, memur, gençler, kadınlar, işsizler vs. tüm katmanlar kitlesel hak arama özürlüğünden yoksun bırakıldı. Çünkü her toplu hak arama, isyan olarak kabul edildi.
Toplum kesimleri arasındaki gelir uçurumu işte böyle oluştu. Hak arama özgürlüğü uçurumun karşı yakasında olanlar için de aslında bir sigortadır. Ama onlar sırtını militarizme dayamış olmanın rehavetine kapıldıkları için şimdi bunun farkında değiller.
Peki Türkiye'de darbeler kaçınılmaz mıdır? Darbelerin önüne geçilemez mi? Bırakalım darbeleri engellemeyi de, acaba kaç siyasetçi bu soruyu kendi kendine sorma cesareti gösterebiliyor?
Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'e ait olduğu söylenen günlüklerde yazıldığı gibi 2004 yılında darbe olsaydı acaba kaç siyasetçi darbecilere direnirdi?! Sizce bizde darbecilere karşı koyacak liderler var mı? Sağda ya da solda hangi parti ve onun lideri darbecilere karşı demokrasiyi savunacak bir örgütlenmeye sahiptir?
Darbecilerin güçlerini nereden aldıkları çok açık değil mi? Kendi kendimizi kandırmayalım. Darbe yapmanın bu kadar kolay olduğu bir ülkede demokrasi kurumlaşamaz. Demokrasi kurumlaşıp temel hak ve özgürlüklerin önü açılmadıkça Kürt sorunu, işsizlik ve yoksulluk sorunundan kaynaklanan (kapkaç dahil) hiç ama hiçbir sorun çözülemez.

MAHMUT ALINAK: DTP, Kars İl Başkanı