Davullar yaşamı çalıyor

Yaklaşık 12 bin yıl önce Orta Asya'dan yola çıkan bir grup Asyalı, zorlu Bering boğazını aşarak şimdiki Alaska ve Kanada'ya göç eder.
Haber: ZAFER KANTAR / Arşivi

Yaklaşık 12 bin yıl önce Orta Asya'dan yola çıkan bir grup Asyalı, zorlu Bering boğazını aşarak şimdiki Alaska ve Kanada'ya göç eder. Bölgenin soğuk ve buzlarla kaplı olmasından dolayı, burada yaşayabilenler şimdi bizim İnuit (Eskimo) dediğimiz ırk. Yaşayamayanlar ise daha güneye doğru göç edip Meksikalılarla birleşen ve şimdiki ABD'ye yerleşen Kızılderililer.
O zamanlar öküz, bizon ve geyik avlayarak geçinen Kızılderililer, devamlı at üzerinde seyahat ederlermiş. Amerika'nın keşfinden sonra Avrupalıların getirdiği kültür ile Kızılderililerin yaşantısı birbirleriyle çakışmaya başlar. Avrupalılar ise Kızılderililerin doğadaki ilkel hayatını görünce, bu kıtaya istedikleri gibi hükmedebileceklerine karar verirler.
Beyazlar artık bölgede toprak sahibi olmak ister ve yerlilerin, göçebe hayatından dolayı bu topraklarda fazla barınamayacağını düşünür. Ancak yerliler direnip topraklarının istilaya uğradığını savunurlar. 1830'da başlayan savaşlarda yerliler hep zorlanır. Çünkü beyazlarınki gibi gelişmiş silahları yoktur. Yine de büyük direniş gösterip topraklarını savunurlar. Ta ki 1890'a kadar.
O tarihte Amerikalı olan beyaz adamın Güney Dakota'da yerli çocuk ve kadınları öldürerek gerçekleştirdiği katliam, Kızılderililerin çaresiz pes etmesine sebep olur. Beyazlar istedikleri toprakları sahiplenir ve Amerika Birleşik Devletleri'nin temeli de atılmış olur.
Film vadisi
Davetli olarak ziyaret ettiğimiz Kızılderililerin en önemli kabilelerinden biri olan Navajolar, ABD'nin kuzeydoğu Arizona, kuzeybatı New Mexico ve güneydoğu Utah eyaletlerini kapsayan ve Kuzey Amerika'nın en büyük rezervasyonuna sahip. "Monument Valley", rezervasyondaki en ünlü yer. How The West Was Born/Batının Doğuşu, Back to the Future III/Geleceğe Dönüş III ve The Trial of Billy Jack/Billy Jack'in Duruşması gibi, hepimizin hafızalarına kazınan filmler hep bu vadide çekilmiş. Navajoların savaş yıllarında 8 bin olan nüfusu son yıllarda 220 bini geçmiş durumda. Halkın yüzde 60'ı, 24 yaşın altında. Bu yerliler yaşadıkları evlerin tarzını yıllardır bozmamışlar. "Hogan" adını verdikleri tek katlı altıgen evleri, odun parçalarını hiç çivi kullanmadan birbirlerine geçirerek yapıyorlar. Navajolar şehir hayatında hayvanlarla iç içe yaşıyorlar. Hatta araçların, yaya geçidinden karşıdan karşıya geçen geyiklere bile yol verdiğine tanık oluyorsunuz.
Navajolar 1920'de petrolün bulunmasından sonra daha sistematik yönetim tarzına geçmişler. Bu da, büyük Amerikan petrol şirketlerine karşı daha dirençli bir tavır almalarını sağlamış. Çünkü zamanında federal hükümetin sürgün olarak Arizona çöllerine gönderdiği Navajoların topraklarında uranyum bulunmuş. Navajolar ile anlaşmak zorunda kalan federal hükümet, uranyum karşılığında rezervasyona yardım sözü vermiş. Navajo kabile hükümeti başkanı Taylor McKenzie, "1890'daki olaylar tarihe geçti. Beyazlarla beraber yaşamak zorundayız. Topraklarımızdaki uranyumdan Washington yılda 2 milyar dolar gelir elde ediyor ama bize sadece 400 milyon dolarlık yardım yapıyor. Bu rezervasyon içinde bağımsız olsak da, Washington'daki federal hükümete maalesef muhtacız" diyerek, bir anlamda asırlardır süren kaderlerine isyan ediyor.
Beyaz adama inat
Kızılderililer asırlardır "beyaz adam"a inat, geleneksel toplantılar yapıyor. Navajo kabilesi de bu toplantıları dünyanın en eğlenceli festivallerinden birine dönüştürmüş. Dünyanın en büyük yerli festivali kabul edilen 'Navajo Nation Fair', her yıl Navajoların yaşadığı rezervasyonun başkenti Window Rock'da düzenleniyor. Çeşitli kabilelerden gelen katılımcılarla 100 bin kişinin izlediği, beş gün süren festival, ll. Dünya Savaşı'nda Amerikan askeri olarak görev yapan en yaşlı yerlilerin geçit töreniyle başlıyor. Tören, bölgedeki öğrencilerin çeşitli yöresel kıyafetler içinde gösteriler sunmasıyla devam ediyor.
Tarih boyu at sırtında göçebe hayatı yaşayan Navajolar için at hâlâ en önemli. Festivalde organize edilen rodeo yarışları çok heyecanlı geçiyor. Bir yıl boyunca atlarını bu yarış için yetiştiriyorlar. Tribünlerdeki seyirciler, taraftarı oldukları atları desteklemek için büyük heyacan yaşıyorlar.
Dans etmeyi dua etmekle bir tutan Kızılderililer, geleneksel olarak her yıl tekrarlanan bu özel dansa "Pow Wow" adını veriyorlar. Geyik derisi gömlek, el işi kemik kolye, takı ve kartal tüyü ile süslenmiş tipik kıyafetler içinde, davulların neredeyse kükreyen temposu eşliğinde, saat yönünde ve çember şeklinde dönerek dans ediyorlar. Babadan oğula geçen en büyük miraslardan biri olarak kabul edilen ve hep birlikte dönerek ettikleri dans "birlikte yaşam döngüsü" anlamına geliyor.