Değişen seyahat anlayışı ve turist rehberliği

Günümüzde çok sayıda insan için, mutlu olmanın başlıca yollarından biri seyahat etmek. Turizm, önceki nesillerin gitmeyi hayal edemeyecekleri kadar geniş bir alanda gerçekleşiyor, çok sayıda turizm profesyoneli tarafından gezinin her karesi çok önceden planlanıyor.
Haber: ŞERİF YENEN / Arşivi

Günümüzde çok sayıda insan için, mutlu olmanın başlıca yollarından biri seyahat etmek. Turizm, önceki nesillerin gitmeyi hayal edemeyecekleri kadar geniş bir alanda gerçekleşiyor, çok sayıda turizm profesyoneli tarafından gezinin her karesi çok önceden planlanıyor. Seyahat edenler, gittikleri ülkede alışkın oldukları kalite ile kültürel özgünlüğü birlikte istiyorlar. Değişen seyahat anlayışı, Anadolu'da geçmişi Troya'ya kadar uzanan rehberlik mesleğine de köklü değişimler getirdi. Yakın zamanlara kadar rehberlik hem dil bilen gençler, hem de Bakanlık ve diğer yetkililer tarafından genellikle hobi olarak görülürdü. Oysa uzunca bir süredir özellikle AB ülkelerinde turizmin artan önemi, kalite ve tüketici haklarının bunun bir parçası sayılması, turist rehberliğini çok daha rafine hale getirdi. Nitekim 1986 yılında AB ülkeleri bünyesinde kurulan FEG (Avrupa Rehberler Birliği) turist rehberliğine belirli standartlar getirebilmek için uğraş veriyor.
Bizde de turist rehberliği büyük kentlerde doğup büyümüş, azınlık ya da aristokrat ailelerin çocukları tarafından yapılan bir iş olmaktan uzun süre önce çıktı, Halikarnas Balıkçısı'nın açtığı yolu izleyen turist rehberleri, dünya ölçeğinde takdir gören eğitim düzeyleri ile bu mesleğin yasal düzeyde tanımlanmış, sınırları belirlenmiş bir alan haline gelebilmesi için uğraş veriyorlar.
Gerekirse psikolog
İşin aslına bakılırsa, turist rehberliğinin uzun süre "hobi" olarak görülmesine kaynaklık eden nedenler de yok değil. Türkiye'nin en güzel yerlerini geziyor, (ne yazık ki, büyük bir çoğunluğumuz için yılda bu süre en çok 2 ay) kalan zamanda okuyarak ya da eğitim alarak bilgilerinizi tazeliyorsunuz. Tur yapmadığınız zamanlarda 09:00-18:00 arası bir ofiste çalışmak zorunda değilsiniz. Bizim cephemizden bakıldığında ise görünen daha çok, konakladığınız yerde turistin beklentisi karşılanmamışsa, örneğin hava kötü gidiyorsa bütün bir turun zehir olma riski, sadece birkaç saat uyumuş olsanız bile, sakin, iyi, dinlenmiş görünme zorunluluğu, sözleşme yapmaya yanaşmayan acentalardan tur sonrasında paranızı alamama olasılığı, uykusuz şoförlerle uzun yolculuklardır. Turist farkında olmasa bile gereksinimlerini önceden sezebilmeli, gerilimli ortamları espriyle yumuşatabilmeli, grup içi uyumsuzluklarla baş edebilmelisiniz. Bu yüzden hep söylendiği gibi, iyi bir anlatıcı, iyi bir lider olmanız yetmez, bazen bir "psikolog" gibi davranmanız da gerekebilir.
Bizde bu mesleğin düzenlenmesine yönelik ilk çalışmaların başladığı 1890'larda ve ardından gelen uzunca bir süre turist rehberi tanımı yerine "tercüman-rehber" tanımı kullanıldı. Bu tanımın işaret ettiği gibi turist rehberliği aslında bir tür çevirmenlik olarak görülüyordu. Günümüzde turist rehberliği bazı bilgilerin grubun diline basitçe çevrilmesi işi olmaktan öte, bir kültürün yorumlanması olarak algılanıyor. Kültürünüzü yorumlamak, yalnızca ülkenizin geçmişini iyi bilmekle değil, bugünkü dinamiklerini izlemek, gelenek ve göreneklerdeki değişimi gözlemek, hatta yakın gelecek hakkında fikir sahibi olmakla ilişkili. Turist rehberinin anlatımlarının önyargı gibi propagandadan da uzak olması, yani nesnel olması bekleniyor. Oysa çoğumuzun içinde ülkemizin genellikle iyi yanlarını gösterme yönünde güçlü bir eğilim var, bunun bir tür propaganda haline dönüşmemesi öncelikle ülke gerçekleriyle yüzleşebilmekle mümkün. "Bu benim ülkem, doğru ve yanlışlarıyla" yaklaşımı hem nesnelliğin göstergesi hem de karşımızdaki kişiyi "turist" (bu sözcük bilindiği gibi Türkçe'de sık sık hafif bir küçümseme ya da alay içerir) olmaktan çıkarıyor ve "gezgin" konumuna yükseltiyor.
AB sürecinde genel olarak turizme ve mesleğimize Avrupa Turist Rehberleri Birliği içinden bakabilmek büyük bir avantaj. TUREB (Turist Rehberleri Birliği) yaklaşık 1 yıldır AB ülkesi rehberlerin birliği olan Avrupa Rehberler Birliği'ne (FEG) tam üye. Kasım ayında Riga'da bizim de katıldığımız FEG kongresinde AB yasalarındaki kimi uygulamaların turist rehberleri açısından sonuçları ele alındı. "Hizmetlerin serbest dolaşımı" kuralı özellikle çok sayıda turist alan İtalya, Yunanistan gibi ülkelerde turist rehberlerini zorluyor. İtalya, kültürel mirasının bu ülke rehberleri tarafından tanıtılması için sıkı önlemler almış. Venedik, Roma, Siena, Perugua gibi tarihi kentlerin bütünü, toplam 2,500 mekân sadece İtalyan rehberler eşliğinde gezilebiliyor. Turist rehberliği, tur yöneticiliğinden ya da turizm alanındaki diğer mesleklerden farklı olarak alana özgü bir hizmet sayıldığı, taşınamaz nitelikte görüldüğü için, yabancı ülke rehberlerinin ev sahibi ülkede çalışabilmeleri belirli ölçülerde sınırlanıyor. Yani hizmetlerin serbest dolaşımına, turist rehberliği söz konusu ise istisnalar getiriliyor. Asıl sorun ise bizde olduğu gibi AB ülkelerinde de herhangi bir ülkeden lisans almamış kaçak rehberler. Lisansı olmayan kişilerin rehberlik yapmasını önlemek için alınacak yasal önlemler kadar, turist rehberlerinin niteliklerinin yükseltilmesi ve mesleki standardizasyon da önem taşıyor. Rehberlik gelişti, sosyal güvence hâlâ yok.
Turizm elçisi
Turist rehberlerine çoğu kez turizm elçisi gözüyle bakılır. Bu gerçekten de doğrudur. Çünkü ziyaretçilerin geziden memnun kalmaları, kaldıkları süreyi uzatmaları veya tekrar gelmeye karar vermeleri büyük ölçüde rehbere bağlıdır. İşsizliğin en önemli sorunlardan biri olduğu ülkemizde işsiz gençlere hoş görünebilmek için kısa süreli kurslarla "rehber" yetiştirmeye soyunmak yerine, meslek örgütü ile işbirliği içinde turist rehberliği yasal bir statüye kavuşturulmalı. Türkiye'de yaklaşık 9,500 turist rehberi var ve bu sayı turist akışı bizden çok daha fazla olan ülkeler gözönünde bulundurulduğunda bile dünya ölçeğinde bir rekor. TUREB (Turist Rehberleri Birliği) tarafından yapılan bir anket, yetişmiş rehberlerin yaklaşık yüzde 70'inin yıl içinde 2 aydan fazla bir süre çalışamadıklarını ortaya koyuyor. Hiçbir sosyal güvencelerinin olmaması da cabası. Kısacası işsizlik, yetişmiş turist rehberleri açısından da büyük bir sorun. 2005 yılında turizm politikaları oluşturulurken turist rehberliğinin tanıtım açısından taşıdığı önem belki bu kez gözönüne alınır ve turist rehberleri AB sürecinde yasal statü kazanarak meslek örgütleri aracılığıyla standardizasyon çalışmalarına çok daha aktif katılabilirler.
ŞERİF YENEN: Turist Rehberleri Birliği Bşk. Dünya Rehberler Birliği (WFTGA) Yk Üyesi