Del Toro'nun gotik düşleri

Labirente hoşgeldiniz. İstanbul Film Festival'inde görücüye çıkan, hemen haftasında da vizyona giren üç Oscar'lı El Laberinto del Fauno/Pan'ın Labirenti, Meksikalı yönetmen Guillermo Del Toro'nun şiddetli hayalgücünün eseri.
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

Labirente hoşgeldiniz. İstanbul Film Festival'inde görücüye çıkan, hemen haftasında da vizyona giren üç Oscar'lı El Laberinto del Fauno/Pan'ın Labirenti, Meksikalı yönetmen Guillermo Del Toro'nun şiddetli hayalgücünün eseri. Ama sadece onun çapındaki bir yönetmenin kotarabileceği kadar da içe dokunan bir hikâye.
Filmin meselesi Franco dönemi. Yani yönetmenin Devil's Backbone'da konu ettiği İspanya iç savaşının sonrası. Zaten Del Toro da Pan'ın Labirenti'ni Devil's Backbone'la bağlantılı bir proje olarak nitelendiriyor.
Bu sefer kahraman 1944'de hamile annesiyle (Ariadna Gil) beraber faşist üvey babasının (Sergi Lopez) yanına gitmek üzere yola çıkan küçük Ofelia (Ivana Baquero). Hayalgücü geniş Ofelia, hedefe vardıklarında dev bir böceğin/perinin peşine takılıyor. Her fırsatta Ofelia'nın karşısına çıkan bu peri, küçük kızı faşist üvey babasının hükümranlığından, savaşın ağırlığından korunaklı bir dünyaya, arka bahçedeki labirentin derinliklerine götürüyor. Ofelia, bu evrene girdikten sonra mitolojik yaratık Pan'in (bu rol için İspanyolca öğrenen Doug Jones) tavsiyeleri doğrultusunda üç görevi yerine getirmeye çalışıyor. Bunlar, Ofelia'nın, okuduğu masallardan fırlamışa benzeyen görevler: Dev kurbağanın boğazına üç sihirli taş sokmak, yamyam bir canavarın masasından bir şey yemeden ayrılmak gibi...
Ama Pan'ın Labirenti bildik türde bir kaçış dünyası değil. Etrafta sevimli yaratık namına pek bir karakter yok. Hatta her şey alabildiğine korkutucu. Tam da filmografisinde dev böcekler (Mimic), vampirler (Blade 2), iblisten bozma süper kahramanlar (Hellboy) olan Guillermo Del Toro'dan beklenecek yaratıklar, Ofelia'nın etrafını sarıyor. Toro, kesme biçme konusunda da pek kendini sakınmıyor. Pan'ın Labirenti, bir bakıma Tim Burton filmlerinin daha da sert versiyonu gibi.
Ama Pan'ın Labirenti'ni bildik kaçış dünyalarından ayıran sadece sıradışı şiddeti, ürkütücü yaratıkları değil. Ofelia'nın rüya alemi, eninde sonunda gelip 'gerçek' dünyada yaşananlarla birleşiyor. Ofelia'nın faşist üvey babasının baskısı hayal dünyasına da sızıyor. Tabii isyan ve itaatsizlik de... Burada Del Toro'nun kurduğu karanlık dünyanın bir meziyeti daha ortaya çıkıyor. Çocukken neredeyse herkesin merakını cezbeden iğrençlikler, Pan'ın Labirenti'nde gerçek dünyadaki baskının altını oyan bir dünyanın temelleri. En son Harry Potter'da iyice ortaya çıkan çocukların keşfetme dürtüsü ve bunun gereğini yerine getirirken sihirli hikâyelerin kılavuzluğuna başvurmaları, Pan'ın Labirenti'nde İspanya iç savaşına ilişkin bir şeyler söylemenin aracı oluyor. Ofelia, yeraltındaki dehlizlerde, karanlık mekânlarda macera yaşadıkça, faşist babanın da iktidarının artık etkili olmadığı bir dünyanın yolunu açıyor. Burada akla tabii Pan'ın Labirenti'nin göbekten bağlı olduğu gotik geliyor. Endüstri çağında ortaçağa özlemle şekillenen ve aydınlanma felsefesi karşısında çaresizliği dile getirmenin yollarından biri olan gotik, Pan'ın Labirenti'nde de bağlantılı bir işleve sahip. Faşizmin kapsayıcılığına karşı Ofelia kendi dünyasını kuruyor. Bu, faşist babasının düzen saplantısıyla algılayamayacağı kadar hayalgücünün şekillendirdiği 'çarpık' bir dünya. Ama gotik hikâyelerin kahramanları, nasıl karşılarındaki devasa yapılardan ürküyorsa, Pan'ın Labirenti de faşizm tehdidinin tedirginliğinden mustarip. Ofelia'nın dünyası tıpkı kendisi gibi kırılgan.
Guillermo Del Toro'nun hayalgücü, bu kırılganlığı perdeye getirmek için ideal. Filmin aynı anda hem korkutucu, hem komik, hem güzel, hem iç burkucu hem de çarpıcı olabilmesinin müsebbibi, Del Toro'nun, karşılığını ancak perdede bulabilecek hayal dünyası. Del Toro, Ofelia'nın kırılganlıkla isyanı aynı bünyede buluşturan hikâyesinde ilham kaynaklarını, Borges, Narnia Günlükleri (hatta internetteki kaynaklar, Narnia Günlükleri'ni yönetmesi istenen Toro'nun Pan'ın Labirenti'ni çekmek için bu projeyi kabul etmediğini yazıyor) ve Eski Roma mitolojisi olarak sıralıyor. Tüm bu etkilerden kendi eşsiz dünyasını kurgulayan Pan'ın Labirenti'nin DVD'si de edinilmeli ama sinemada kaçırılmamalı.