Demlenme

Bu akşam İzmir'den izinliyim. Küresel ısınmadan, Irak savaşından, neredeyse yalnızca ölüm haberleriyle anımsanır olan ülkemin o malum bölgesinden, kısılmış seslerine rağmen...
Haber: MEMNUNE BAHÇİVAN AKIN / Arşivi

Bu akşam İzmir'den izinliyim. Küresel ısınmadan, Irak savaşından, neredeyse yalnızca ölüm haberleriyle anımsanır olan ülkemin o malum bölgesinden, kısılmış seslerine rağmen marifetmiş gibi bağırmakta ısrarlı seçilmeye aday politikacılardan, Cameron Diaz'ın selülitsiz bacaklarından, Sibel Can'ın son kasetinden, uykumu en rahat, rüyamı en güzel yerinden 19 yıldır bölen, kızımın sabah mahmurluğunu bana çok gören "iş"imden de.
Yemeğe ya da yürüyüşe çıkmak bile yok. Deniz kenarındaki bu otel odasında almışım Foça'yı karşıma, elektrik direklerinin fısıltıları eşliğinde rakı içiyorum. Foça'nın karanlığı da ışıkları yuttuğu gibi yutuyor beni ve her şeyi. Sarhoşluğum bu kayboluştan mı, rakıdan mı ayırdına varamıyorum.
İçiyoruz karşılıklı, bakışıyoruz.
"Yaya kaldırımında bisikletle gezilmez" yazısı karşımda. Saçları düzgün kesilmiş uzun boylu bir genç, elinde bisikletiyle sakin sakin geçiyor. Devrim tarihi hocam geliyor aklıma. Görse nasıl gururlanırdı diye düşünürken ve işte adam olacak çocuk, aferin derken içimden, ses dışıma da çıkıyor. Neyse ki genç duymuyor.
Satılık tekneyi görünce heyecanlanan kadının çığlığı geliyor, takaların tırrrrt'larına karışarak. Otelin odalarından gelen hafif bir gitar sesini de tanıdık bir şarkıya benzetiyorum. Ama değil de. Belli ki o da sarhoş! Uzaktan bir köpek uluması duyuluyor. Sonra bulaşıcı hastalık gibi bütün köpekler ulumaya başlıyor. Gecenin içinde onların olmasına ayrıca seviniyorum. Köpek sesi olmadan gece, horoz sesi olmadan sabah olmaz ki. Bu da benden hatıra diyorum. Belki 50 yıl sonra atasözü, pardon anasözü oluverir de anılırım bu vesileyle.
Ay'ı arıyorum, yok. "Ay vallahi olmaz, bu gece sensiz de olmaz" diyorum. Yok cevap da yok. "Peki, öyle olsun. Güneşten arakladığın ışıkları parıl parıl gözüme soktuğun zaman da ben olmayacağım" diyorum.
Bir yıldız kayıyor, denize düşüyor. "Atlayıp kurtarsam mı?" diyorum. İçimden bir ses, "Sakın ha, sarhoşsun" diyor. "İyi de diyorum, denize düşen yıldızı bir sarhoştan başka kim kurtarır ki?.."
Ses, "Sen yüzme de bilmezsin ki!" deyince vazgeçiyorum.
Hep öyle olmadı mı zaten? Atlamak istediğim neye cesaretle dalabildim ki? Hep bu sesler yüzünden. Dış seslerin nasıl olup da benim iç sesime dönüştüğünü de çözebilmiş değilim ya... Bir kez deneyebilseydim bari. Küçük Karabalık gibi, neler keşfederdim kimbilir? En büyük keşfim kendim olurdu herhalde. Özgür ben. "Bırak bunları" diyor iç sesim, "bu gece izindesin".
Karşıda ilkokul defterlerimizin kenar süsleri gibi kıyıya dizilmiş lambalar. Titriyorlar. Arada göz kırpıyorlar. Taze gelinin kulağından sarkan çekingen küpelere benziyorlar. Bir de savaşa gitmek üzere olan bir asker kıt'asına. Bunu da geçmem lazım, bu gece izindeyim.
İyot kokusu genzimde. Keşke balık da olsaydı diye iç geçiriyorum. Kendimi kınıyorum. "Foça'da rakıyı balıksız içmek ha!" Kınamak ne kelime, köpek gibi pişmanım. Bir fok kafasını uzatıyor denizden. Öfkesi bıyıklarında,
"Çok mu canın çekti, yakında hiç bulamayacaksınız" diyor. "Birbirinizi yediğiniz yetmedi, şimdi de dünyamızı yok ediyorsunuz" diye söylenirken, "Hayır, bu gece izinliyim" deyip kafasından yavaşça bastırıyorum.
Kıyıda oturan adam biraz huzursuzlanıyor. Etrafta bir şey arar gibi. Epey sonra yanından geçmekte olan birinden ateş alıyor. Güceniyorum. "Kaç saattir burdayım, niye benden istemediniz a efendim" diyorum içimden. "Yanlış anlaşılıp keyfinizi kaçırmak istemedim, eksik olmayın" diyor o da içinden. İçten içe konuşmak zamanı şimdi. Sesler de azalmaya başlıyor zaten.
Takanın suyu çizişiyle suyun yırtılış sesi geliyor. Ve taka son bir pıt pıt yapıyor. "Bitti mi" diyorum içimden hüzünle, ne çabuk.
Gecenin bir vakti bütün sesler susuyor, içimin sesi dışında. Bir de elektrik direğinin fısıltısı.
Ben de kadehimi benimle sabahlamaya kararlı elektrik direğine kaldırıyorum.
"Şerefe" ve bir de hayatımızdaki tüm Seçimlere..

MEMNUNE BAHÇİVAN AKIN: Şehir Plancısı