Derin devlet diye bir şey yok!

Hemen peşinen söyleyeyim, eski başbakanlardan merhum Bülent Ecevit, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, şimdiki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bence doğru söylemiyorlar, Türkiye'de derin devlet diye bir şey yoktur!
Haber: MUHSİN KIZILKAYA / Arşivi

Hemen peşinen söyleyeyim, eski başbakanlardan merhum Bülent Ecevit, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, şimdiki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bence doğru söylemiyorlar, Türkiye'de derin devlet diye bir şey yoktur!
"Derin devletin" varlığını ilk açıklayan Başbakan, Bülent Ecevit'tir. Kendisine karşı düzenlenen bir suikasttan sonra Ecevit, "12 Mart sonrası dönemde adı sanı ortaya çıkan ve tedbirlerin hatta soruşturmaların hukukiliğine ve insaniliğine de gölge düşüren kontrgerilla adlı örgütten, bu resmi örgütlü fakat gayriresmi örgütün niteliği ve amacı üzerindeki örtü kaldırılmamıştır" dedi.
Yıllar sonra, Cumhurbaşkanlığından da emekli olduktan sonra Süleyman Demirel de kendisine bu konuda sorulan bir soruyu şöyle cevapladı: "Derin devlet askerdir. Askerler devletin yıkılmasından korku duyar. Halk bazen sağlanan hakları suistimal eder. Yürüyüş hakkı verildiğinde gidip cam, çerçeve indirerek, polisle çatışır. Derin devlet ülkenin muhtaç olması, ülkenin yönetilmemesinden kaynaklanır."
Hrant Dink cinayetinden sonra da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise Kanal 7'de Mustafa Karaalioğlu'na şunları söyledi: "Derin devletin varlığına katılmıyorum diye bir şey yok, katılmıyorum olur mu, neden olmasın? O her zaman olmuş. Türkiye Cumhuriyeti döneminden başlamış bir şey değil. Ta Osmanlı'dan. Bu gelenekten gelen bir şey zaten. Ama bunu minimize etmek, mümkünse yok etmek, bunu başarmak gerek."
Üç farklı dönemde, biri Cumhurbaşkanlığı yapmış üç Başbakan tarafından varlığı kabul edilen, eylemleri 6-7 Eylül 1955'ten başlayarak, 17 Mayıs 2006 günü Danıştay'a düzenlenen baskına kadar süren, yüzlerce faili meçhul siyasal cinayetin sorumlusu olarak gösterilen "derin devletin" varlığından artık hiçbir yurttaş kuşku duymuyor. Ne zaman çözümü zor görünen, toplumu sarsan bir siyasal cinayet işlense hemen hemen herkes ağız birliği etmişçesine, cinayetin sorumlusu olarak "derin devleti" gösterir.
"Derin devlet" de tabii ki çok derinde olduğu için, böylesi durumlarda daha da "derine" iner, derin kuyuların dibinde derin bir uykuya yatar gibi görünür ya da çekildiği yerde derin derin gülümseyerek bu teşhisi yapanlara bakar, onlarla dalga geçer, bir süre derinlerde dinlendikten sonra, gerek duyduğunda tekrar o derinliklerden çıkar, "derin" bir cinayet işledikten sonra tekrar derine çekilir. Ne de olsa adı üstünde, "derin devlet."
Derin nefes
"Derin"le baş etmek için, derinliklere mahir olanlar kadar nefesin olacak! Derinle savaşmak isteyenlerin nefesi o kadar derinlere inmeye yetmediği için, indiği yerlerde soluğu kesilir, tekrar yeryüzüne çıkmak için son kalan nefesini kullanır, nefes nefese yeryüzüne çıkar, yorgun düşer, evine çekilir, derinlerdekiler de tekrar "derin" bir eylemin planlarını yapmaya başlar.
Mekanizma normalde böyle çalışıyor olmalı. Ama ben buna inanmıyorum. Bence Türkiye'de derin devlet diye bir şey yoktur!
Derin devlet, hukukun egemen olduğu devletlerde olur ancak. Hukuku her şeyin üstüne koymuş, adalet mekanizmasını çalıştıran, yargıçları savcıları siyasal erkten bağımsız, "hukuk olmadan asla" diyen devletler ihtiyaç duyarlar derin devlete. Bu ihtiyacı hisseden yönetenler, hukuk kurumlarından gizli bir şekilde bazı örgütler kurarlar. Bunların varlığından kimse haberdar değildir. Meşru yollardan baş edemedikleri bazı sorunların çözümünde bu örgütleri kullanırlar bu tür devletler. İşe gönderirken adamlarıdır, sahaya çıktıklarında da onları tanımazlar. Yakalanırlarsa eğer konuşmazlar bu elemanlar, böyle eğitilmişler, yangında kurtarılacak bir malzeme değildir onlar çünkü, işleri yaptıkları işle sınırlıdır, yakayı ele verdiklerinde canlarından kendileri sorumludur. Karşılıklı bir anlaşma üzerine kurulur bu mekanizma, satan memnun, alan razıdır dünden.
Peki neden böyle yaparlar?
Çünkü hukuktan korkarlar da ondan. Devletlerin kuruluş mantığında, yasaların izin vermediği hiçbir eylemde bulunamaz devlet. Yani kendi yaptığı yasalara önce kendisi uyacak, sonra aynı yasalara başkalarının uymasını isteyecek. Kendi yasalarını devletin bizzat kendisi çiğniyorsa, başkaları gelip onların üstünde tepinir. Bunu bilirler!
Örneğin derin devletin hası Amerika'da vardır bence, bir de dünyanın en demokratik ülkeleri olarak kabul edilen İskandinavya'da, örneğin İsveç'te... Hiçbir eylemleri açığa çıkmaz derin devletin buralarda, açığa çıkarsa da büyük skandallar olur, Başkan'ın konumu zedelenir, hükümetler istifa eder.
Kitabına uydurmak
Hiçbir demokratik devlet, hiçbir yasadışı eyleme sahip çıkmaz. Ama devletin demokratik olması, aynı devletin yasadışı eylem yapmadığı anlamına da gelmez. Aradaki tek fark, demokratik nizama sahip devletin kendi hukukundan korkmasıdır. Demokratik olmayan, ceberut devlet düzenlerinin ise, kendi hukukları umurlarında değildir. Onların mantığına göre, hukuk nizamını aynı devlet kurduğuna göre, devlet hukukun emrinde değil, hukuk devletin emrinde olacak. Hukukun görevi, hukuka aykırı eylemleri "kitabına uydurmaktır."
Ceberut devletler, derin devlete ihtiyaç duymaz. Çünkü yasadışı hiçbir eylemlerini, hiçbir hukuk kurumu sorgulayamaz, bunu bilirler. Bunu bildikleri için de "pis işlerini" hal etmek için bütçeden pay ayırma gereğini hissetmezler. Pis işlerde kullanılacak elemanların yetişmesine mesai harcamazlar. Bu iş için sokakta, burnu kokaine alışkın, bir sürü pis işlere meraklı çapulcu vardır. Onları göreve çağırırlar. Üstelik o çapulcular, bu işi gönüllü yapmaya hazırdır. Para almazlar, sadece bir "kahramanlık" payesine fit olurlar. An gelir bir Başbakan çıkar, "Devlet için kurşun atan da, kurşun yiyen de bizim için kahramandır" derse bütün dünya onların olur, yeni eylemler için berelerini, kar maskelerini takıp "vatanın imdadına" koşarlar. Hatta bazı zamanlarda, birilerin onları örgütlemesine bile gerek yok, televizyonda muntazam bir şekilde "Kurtlar Vadisi"ni seyretmek bile yetebilir. Seyrettiklerinden galeyana gelip rahatlıkla aydın vurabilirler, devlet de çıkıp "arkadaş milliyetçi saiklerle o cinayeti işlemiştir" deyip işin içinden sıyrılır.
Türkiye'de "derin devlet" yoktur. Çünkü Türkiye'de hukukun değil, devletin üstünlüğü vardır!
Hukuku, değerler sisteminin en üst tepesine koymayan bir devlet, "derin devlete" neden ihtiyaç duysun ki? Ben yapmadım der geçer.
Hesabını soracak kimse var mı sizce aynı devletin içinde?
Yurttaşlar mı dediniz? Ceberut devlet düzenlerinde, devlet yurttaşlarının sesini dinlemez, tam tersine bütün yurttaşların kendi sesine kulak vermesini ister.
Böyle bir ortamda yurttaşın sesi de, davulcu yellenmesine benzer!