Diş macunuyla yazılan dizeler

Edebiyat dalında doktora yapmış Amerikalı hukuk profesörü Marc Falkoff, Guantanamo'daki 17 müvekkilinin 'dışarıya' yolladıkları mesajların toplanıp incelendiği Washington'daki merkezde her zamanki gibi mektupları gözden geçiriyordu.
Haber: ÇİĞDEM DALAY / Arşivi

Edebiyat dalında doktora yapmış Amerikalı hukuk profesörü Marc Falkoff, Guantanamo'daki 17 müvekkilinin 'dışarıya' yolladıkları mesajların toplanıp incelendiği Washington'daki merkezde her zamanki gibi mektupları gözden geçiriyordu. Birden müvekkillerinden Yemenli Abdülselim el Hela'nın yazdığı Arapça bir şiir buldu. Edebiyata meraklı avukat, haksız yere esir hayatı yaşayan bu insanların şiir yazmasından daha doğal ne olabilir ki diye düşünerek üzerinde fazla durmadı. Ertesi hafta başka bir müvekkilden gelen şiiri gördükten sonra, diğer mahkûmların savunmasını üstlenen meslektaşlarına laf arasında, onların müvekkillerinin de şiir yazıp yazmadığını sordu. Hemen hemen hepsi, her gelen postadan mutlaka birkaç şiir çıktığını söyleyince, insanlığın bittiği bu yerde en insani seslerin yükseldiğine ikna oldu ve bu şiirlerle ilgili bir şey yapması gerektiğine karar verdi.
Kampa ilk geldiklerinde ne kağıt ne de kalem kullanma şansı olmayan mahkûmlar, ilk şiirlerini öğle yemeklerinde verilen kağıt tabaklar ve bardaklara çakıl taşları ve diş macunu ile yazmaya başlamış. Bu şiirlerin o zamanlar ilk ve tek okuyucuları, yazanlarla aynı kaderi paylaşan diğer esirlermiş. Mahkûmların yemek aralarında birbirlerine yazdıkları şiirleri gizlice verdiklerini, şiirlerin hücreden hücreye dolaştığını fark eden gardiyanlar, kampta ne kadar çöp konteynırı varsa, hepsini tek tek boşaltıp bu şiirleri incelemeye almış. Ne de olsa şiirler, kullanılan metaforlar nedeniyle gizli mesajlaşmaya çok uygun yazılı metinlermiş.
Mahkûmiyetlerinin ikinci yılında kalem ve kağıda kavuşan tutsaklar, eski yazdıkları şiirleri ezberlerinden kağıda dökmüş, daha çok şiir yazmaya ve bunları avukatlarına yollamaya başlamışlar. Yolladıkları şiirlerin çoğu 'güvenlik açısından sakıncalı' oldukları gerekçesiyle Pentagon tarafından daha avukatların eline geçmeden imha edilmiş. Tıpkı şairleri gibi gün yüzü görememiş. El Hela'nın Falkoff'a yolladığı, bugün Amerika ve Britanya'da kitapçı raflarında arzı endam eden Poems From Guantanamo: The Detainees Speak'in yayımlanmasına vesile olan şiiri de sansürün pençesinde kalan şiirlerden. Bugüne dek on kere Guantanamo'ya giden, pek çok mahkûmun burada insanlık dışı muameleye maruz kaldığını dünyaya duyuran Falkoff, The Guardian gazetesinden Richard Lea'ya verdiği röportajda sansürün mantığını anlamanın mümkün olmadığını, güvenlik nedeniyle kendisinin, el Hela'nın şiiri ve diğer heba olan şiirler hakkında yorum yapamayacağını söylüyor. İçeride avukatı bulunmayan ya da avukatları ile görüşmesine izin verilmeyen 200'e yakın, esir olduğunu da sözlerine ekleyen Falkoff, "elimize geçen şiirlerden çok daha fazlası yazılmış olmalı" diyor. Arapça, Peştuca ve İngilizce yazılmış şiirlerden sadece 22 tanesini biraraya getirebildiklerini söyleyen avukat, bu 22 şiirin yayımlanabilmiş olmasının bile büyük bir başarı olduğunu söylüyor. Guantanamo'da yazılmış şiirlerden bir tanesini bile okumadığını söyleyen Amerikan Savunma Bakanlığı sözcüsü Jeffrey Gordon'un konu hakkında görüşleri sorulduğunda verdiği yanıt, Falkoff'un dediğini doğruluyor: "Amerikan cezaevi yönetmeliğine göre bu mahkûmların yazdıklarının sansürlenmesi çok normal. İçerik açısından güvenliği tehlikeye sokacak şeyler yazmış olma ihtimalleri yüksek. Bu şiirler onlar için Batı demokrasileri ile uzun süredir devam eden fikir savaşlarının bir parçası. Burada bulunan mahkûmların Morrissey'inkiler gibi şiirler yazdığını hiç sanmıyorum".
Amerika'dan Avrupa'ya
Falkoff'un derlediği şiirler, gönüllü çevirmenlerin ve Guantanamo'ya girmeden önce ülkesinin önde gelen yazar ve şairlerinden biri olan, 2005'te özgürlüğüne kavuşan Pakistanlı yazar ve şair Abdürrahim Müslüm Dost'un da katkısıyla Poems From Guantanamo: The Detainees Speak adıyla ağustos ayında, Amerika'da Iowa Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlandı.
Kitabın Atlantik'in diğer yakasına ulaşması, pek çok kitabın aksine biraz gecikmeli olmuş. Ariel Dorfman'ın sonsöz yazdığı 84 sayfalık şiir kitabı, Britanya'da Uluslararası Af Örgütü'nün düzenlediği bir panelde, ancak geçtiğimiz günlerde yayıncılara ve okurlara tanıtılabildi. Pentagon'un Guantanamo'dan ser de vermem, sır da vermem politikasının bunda etkili olduğu söyleniyor Anglosakson edebiyat dergilerinde.
Kitapta yer alan şiirlerin hemen hemen hepsi aynı temaları işliyor: Haksızlığa, Amerikan adalet sistemine duyulan öfke, aldatılmışlık hissi, özlem, umut ve tanrı inancı. Nazi kamplarında, Gulag'da yazılan şiirleri andıran şiirler için edebiyat eleştirmenleri, "Eleştirinin değil, insanlığın konuşacağı zamanlar bunlar" diyor. İrlandalı şair Seamus Heaney ise "Bu şiirler bir zafer. İnsan ruhunun özgürlük ve adalet söz konusu olduğunda nasıl da boyun eğmez olduğunun göstergesi" yorumunda bulunuyor.
Poems From Guantanamo: The Detainees Speak, şairlerin yakıldığı, roman kahramanlarının bile yargılandığı bu coğrafyaya da ulaşacak yakında. Kaknüs Yayınları kitabın Türkçe baskısının çok yakında yayımlanacağını açıkladı. Son olarak kitaptan elde edilen tüm gelirin Guantanamo mahkûmları adına çeşitli davalar açan Center for Constitutional Rights (Anayasal Haklar Merkezi) adlı sivil toplum örgütüne gideceğini belirtelim.
Ölümün Şiiri
Kanım sizin olsun
Ölü bedenimi saran kefenimi alın
Bedenimden geriye kalan ne varsa alın
Mezarımda bir başına yatan bedenimin fotoğraflarını çekin sonra
Yollayın dünyaya
Hakimlere ve
Vicdanı olan insanlara
İlkeli insanlara yollayın, önyargısı olmayanlara
Bu masum ruhun yükünü çeksinler, tüm dünyanın gözleri önünde
Tarihin ve çocuklarının gözü önünde
Bu harcanmış ruhun, bu bigünah ruhun
Bu 'barışı koruyanların' elinde harap olmuş ruhun Sorumluluğunu alsınlar, onlar sahiplensinler.
Cuma el Dossari
Pakistan'da tutuklanan ve 2003 yılına kadar hücre hapsinde tutulan Cuma el Dossari'nin avukatları kendisinin akıl sağlığının endişe verici bir halde olduğunu söylüyor. 33 yaşındaki Bahreyn vatandaşı, Guantanamo'da geçirdiği süre içinde 12 kere intihara teşebbüs etmiş. Bir ziyaretinde avukatı, onu hücresinde bileği kesik ve tavanda asılıyken bulmuş. 2005 yılında yazdığı bir mektupta Dossari, "Guantanamo'nun amacı insanları yok etmek ve ben de yok edildim" diye yazmış.
NOT: Şiiri serbest bir şekilde ben çevirdim. Çıkacak Türkçe kitaptan değil.