Dişil siyaset bir hayal mi?

Erken seçim kararının alınmasından bir süre önce, büyük kentlerin afili pano ve billboard'larında, yine yüksek tirajlı gazetelerde "bıyıklı kadın" metaforuyla, Ka-Der'in kadın temsilcilerin sayısı artmalı kampanyasıyla sayılı günler geçirdik.
Haber: MEHMET ASLAN / Arşivi

Erken seçim kararının alınmasından bir süre önce, büyük kentlerin afili pano ve billboard'larında, yine yüksek tirajlı gazetelerde "bıyıklı kadın" metaforuyla, Ka-Der'in kadın temsilcilerin sayısı artmalı kampanyasıyla sayılı günler geçirdik. Buna ilaveten AKP'nin Ankara Kızılay'da yüksekçe bir binanın çatısına yerleştirdiği "cinsiyet ayrımcılığına son verdik" ve "her ilden bir kadın milletvekili" sloganı ve Baykal'ın CHP'sinin aday listeleri belirlenmeden önceki, kadın aday sayımızı artıracağız vaadiyle bir nebze olsun umutlanmıştık.
Mamafih, listeler YSK'ya verilip kamuoyuna açıklanınca, gördük ki küçücük umudumuz da beyhudeymiş. Şöyle ki AKP'nin 62 kadın adayı var ve bunun sadece 12 tanesi ilk üç sırada yer alıyor. CHP'nin 55 kadın adayı var ve bunlardan 13 tanesi ilk üç sıraya yerleşmiş. DP'nin 55 kadın adayından sadece 8 tanesi ilk üç sırada. MHP'nin 35 kadın adayından yalnızca 5 tanesi ilk üç sırada bulunuyor. GP'de ise diğer partilere nazaran sayı biraz daha fazla ve 119 kadın adaydan 30 tanesi ilk üç sıraya konmuş. DTP'nin desteklediği 57 bağımsız adaydan 14 tanesi kadın ve oran bakımından en yüksek kadın temsili burada söz konusu...
Doğrusu bu yazıdaki amaç, aday sayısından ziyade seçilebilme şansları yüksek olan kadın adayların durumuna ilişkin sosyolojik bir analiz yapmak. Daha açık bir ifadeyle seçilebilme şansları olan kadın adaylar "ortalama bir kadını" temsil edebilecek konumda mıdırlar? Baskın Oran hocamız kızmasın ama, onun seçim sloganından yola çıkarak ezber bozabilecekler midir? Gönülden inandığımız Baskın hoca tek bir sesle ezber bozacağını iddia etmekle birlikte, görece çift haneli bir sayıya ulaşacaklarına inandığımız kadın adaylar, eril siyaseti dişilleştirebilecekler mi?
Tam da bu noktada yukarıdaki sorularımıza kısmen de olsa cevap niteliğinde bazı gözlemleri paylaşmak yerinde olacaktır. Şöyle ki "Cumhuriyet mitingleri"nin iki güzide (!) düzenleyicisinden başlayalım: Nur Serter ve Necla Arat. Sevgili Aksu Bora'nın Birikim dergisinin 218. sayısında yazdığı "Kadın Devrimi" başlıklı makalesinden yola çıkarsak, Bora'nın da ifade ettiği gibi Nur Serter'i, Kemal Alemdaroğlu'nun İstanbul Üniversitesi rektörlüğü sırasında yardımcılığıyla ve o dönemde kurulan "ikna odalarından" tanıyoruz. Bu ikna odalarında başörtülü kızlar başını açmaya ikna ediliyor ve açmayanlar da okuldan uzaklaştırma tehdidine maruz kalıyorlardı. Bir metrekare bez parçasına karşı şiddet egemeni Nur Serter seçildiği takdirde başı örtülü kadınları temsil edebilecek midir? Necla Arat, ki kendisi İstanbul Üniversitesi Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin müdürüydü. avukat Eren Keskin'in Almanya'da düzenlenen kadın haklarıyla ilgili bir konferansta yaptığı konuşmaya istinaden suç duyurusunda bulundu. Keskin konuşmasında Türkiye'de gözaltına alınan kadınlara ilişkin tecavüz vakalarının yaşandığını iddia etti ve askerin de burada fail olduğunu söyledi. Asker kızı Arat buradan hareketle, orduya hakaret edildiği iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Bu bağlamda Necla Arat milletvekili seçildiği takdirde Eren Keskin'in iddiaları doğrultusunda tecavüze maruz kalmış kadınların temsilcisi olabilecek midir?
Erilleşmiş kadın
DP İstanbul 1. bölge 1. sıra adayı Nevval Sevindi ise basından okuduğumuz üzere seçim çalışmaları için özel bir imaj çalışması yapmış. Alanında ün sahibi tasarımcılarla görüntüsünü yenilemeye karar vermiş. Nevval Sevindi erkek kesimine yakın gömlekler giyip erkek kol düğmeleri takarak eril siyaset sahnesinde erilleşmiş bir kadını sergiliyor. Daha baştan erkeğe benzeyen Sevindi sonradan cayar mı bilmem ama kadını temsili konusunda kuşku yaratıyor. Tansu Çiller vakası döneminin İçişleri Bakanı Meral Akşener'i ise bu konu bağlamında bilmem değerlendirmeye gerek var mı?
Yukarıdaki sayı ve oranlar ile örnekler gözönüne alındığında görünen o ki, eril siyaset yapısı pek de dişileşemeyecek. 12 Eylül rejiminin Anayasası, parti içi demokrasiyle uzaktan yakından ilişiği olmayan siyasi partiler kanunu, seçim barajı ile de amaçlanan kadın sayısına ulaşmak halihazırda zor gibi. Dileğimiz Baskın Oran'ın ve diğer bağımsız adaylarla birlikte seçilen kadın adayların bu konuda sahip olduğumuz ezberi bozması ve aday belirleme sürecinde yaşadığımız düş kırıklığını, seçildikleri takdirde, kadın adaylardan yaşamamak.

MEHMET ASLAN: Akdeniz Üni.