Diyarbakır'ın kelebekleri

Alev alev yanan tandırın içinden çıkardığı ellerine bakarak; "Yanmaz mı? Yanıyor da alıştık artık.
Haber: NAZAN ÖZCAN / Arşivi

Alev alev yanan tandırın içinden çıkardığı ellerine bakarak; "Yanmaz mı? Yanıyor da alıştık artık. Bakkaldan alınca çok pahalı" diyor 50'li yaşlarını devirmiş olan Meryem hanım. "Ama hiç olmazsa burası korunaklı, sokakta değil, ne yağmur var ne güneş." Diyarbakır'ın en yoksul mahallelerinden Hasırlı'da oturan 11 çocuklu Naile hanım da en az dışarıdaki çocuk ve kadın kalabalığı kadar mutlu ve heyecanlı. "Tabii geleceğim buraya. Gel ekmeğini yap, çamaşırını yıka, çok güzel. Çamaşır makinasını kullanmayı bilmem ama öğretecekler bize. Bir kere öğrendikten sonra kolay gerisi. Her gün yıkıyorum. Çoluk çocuk, ellerim kollarım tutmuyor. Artık gücümüz kuvvetimiz kalmamıştı, Allah razı olsun burayı yapanlardan". Yani Diyarbakır'ın Hasırlı Mahallesi'nde Haziran başında açılan sosyal amaçlı "Beyaz Kelebekler Çamaşır ve Tandır Evleri"ni yapanlardan.
Projenin nedeni
Projenin sahibi İstanbul'da AFA Mimarlık ve İnşaat şirketinden Abdullah Alagöz. Iğdırlı mühendis Alagöz, Diyarbakır'a gidip gelmelerinde sokaktaki tandırları fark etmiş. Ekmeğin, kadınlar tarafından hijyenik koşulları bırakın karda kışta, çamurda ve kavurucu güneşin altında yapıldığını görünce kafasında proje oluşmaya başlamış. "Ekonomik ya da kültürel nedenlerle yaşıyor tandır ve yaşatılması da gerekiyor. Bu bölgede 94 tane tandır saydık. Bunları merkezi bir yere toplamak istedik. Kadın ekmeğini pişirirken yazın serin, kışın sıcak bir yerde olsun. Sohbet edebilsin, sosyalleşebilsin, çocuğunu getirebilsin ve çocuklar da oyun oynayabilsin" diye anlatıyor Alagöz. Tandırevi'nin hemen yanındaki Çamaşırevi de aynı fikirden çıkmış. "İnsanlar çamaşır makinası alamayacak durumda. Kışın çok zor çamaşır burada. Çocukların kirli gezmelerinin sebeplerinden biri de bu". 2002'nin Aralık ayında başlayan projenin Hasırlı mahallesinde olmasının sebebi "Yoksulluğun en dibe vurduğu nokta" olması.
Neler var neler?
Ücretsiz hizmet verecek Çamaşırevi'nde dokuz çamaşır, dokuz kurutma makinesi var, dokuz tane de ütü ve masası. Yırtık ve söküklerinin dikilmesi
için de bir dikiş makinası. Çocuklar da unutulmamış. Hem dışarıda hem de içeride oyun yerleri var. Çamaşır makinalarının bölümünden kadınların rahatlıkla çocuklarını izleyebileceği oyun odasında özellikle legolar olacak. "Legolar çocukların zihinsel olarak yoğunlaşmasını ve yaratıcılığını artırıyor. Ama burada o kadar zorlandık ki. Ben lego diyorum, diyorlar ki çalacaklar. Çalsınlar! Çocuk eve götürdüğü o parçayla mutluysa biz bu işi başardık zaten. Çalarlarsa bir torba daha götürürüz. Çocuklar eve götürdüğü bir iki legonun bir işe yaramadığını, evde değil burada işe yarayacağını ve buraya rahatlıkla girebileceğini anlayınca zaten götürmeyecek". Çamaşırevi haftanın yedi günü sabah 07.00, akşam 22.00 arası açık. Günde 180 aile çamaşırını yıkayıp ütüleyebilecek. Haftanın bir günü de gönüllü doktorlar ve sağlık hizmetlileri gelip sağlık kontrolü yapacak. Kafeteryadaki DVD'den ev kazaları, çocuk sağlığı, kadın sağlığı gibi konularda bilgiler verilecek. "Gelinlere yardım ederler, biz bilmedik bari onlar bilsinler" diyor Naile hanım. Klimalı, 10 tandırlı Tandırevi'nin odunu, suyu, elektriği hep Diyarbakır Belediyesi tarafından karşılanacak. Tıpkı Çamaşırevi gibi. Tek farkla. Omo Kadınlar Kulübü altı ay boyuncu deterjanı ücretsiz sağlayacak. "Deterjanı götürebildiğimiz kadar götürmeyi, alışkanlık haline gelince kadınların getirmesini istiyoruz" diyor Alagöz.
Sırada ne var?
Yaklaşık 250 milyar liraya malolan Hasırlı'daki tandır ve çamaşır evlerinin aynıları Diyarbakır'ın şimdiden belirlenen dokuz yoksul mahallesinde daha yapılacak. Açılışa iki aylık kızıyla gelen Berivan,
"Bilmem ki bizi alacaklar mı?" diyor. Herkese açık olduğunu söyleyince yüzü gülüyor. "İnşaata başlarken böyle bir yer yapıyoruz dediğimde kadınlar 'Yok yalan o' dediler. Belediye'nin ya da başka birinin kendi için bir şey yapacağına inançları yoktu" diye anlatıyor Alagöz. Ama oldu işte. Hatta açılışta proje sahibi Abdullah beyin karısına, belki Abdullah beye sarılıp öpemedikleri için sarıldılar öptüler, onun için Kürtçe türküler söylediler. Beyaz Kelebekler'in ayrıca komik bir öyküsü de var. Eskiden genelevlerin bulunduğu yerde açılan bu iki evin adı projeye
"Beyaz Evler" olarak geçmiş. Hatta proje duyrulurken şehrin billbord'larına
da aynen yazılmış. Fakat en sonda onay veren bir yetkili, "Ne yapıyorsunuz,
eskiden genelevlere Beyaz Evler denirdi.
İnsanlar yanlış anlayacak ve gelmeyecekler" deyince Beyaz Evler, Beyaz Kelebekler olmuş.