Doğu'ya ütopya yasak mı?

Doğu toplumlarında ütopya var mıydı? Peki "Doğu kimdir?", "ütopya nedir?" Pek çok anlamı barındıran bu iki kavramın içini doldurmak, tarihi
"dünyalı" bir gözle yeniden okumayı gerektiriyor.
Haber: RUKEN KIZILER / Arşivi

Doğu toplumlarında ütopya var mıydı? Peki "Doğu kimdir?", "ütopya nedir?" Pek çok anlamı barındıran bu iki kavramın içini doldurmak, tarihi
"dünyalı" bir gözle yeniden okumayı gerektiriyor. Bilim ve Gelecek dergisinin düzenlediği 14. Ütopyalar Toplantısı, Doğu Ütopyaları başlığı ile Avrupa merkezci koordinat sistemini delmeye çalışarak
"uygarlık", "isyan", "ütopya", "Doğu", "Batı" gibi zorlu kavramları yeniden tartışmaya açıyor.
Dünya yuvarlak ise aslında her yer "doğu"dur. Oysa "Doğu toplumu" diye bir kavramımız olduğuna göre kastedilen coğrafi bir tanımın ötesinde sosyolojik ve tarihsel bir ifadedir. Uzatmadan söylersek mekân ve zaman kapitalizmin doğduğu Avrupa'yı gösteriyorsa, onlara göre güneş, Çin, Hindistan, Fars ya da Anadolu'dan doğar ve beraberinde aşağılayıcı bir bakışla "geri kalmış Doğulu toplumlar" anımsanır.
Tarihi Antik Çin'den yazmaya kalkıştığımızda ise zamanın ve mekânın metafizik bir kavrayışla bize çok farklı tanımlar sunacağını görebiliriz. Bu ideolojik bir tutumdur. "Uygarlık Doğulu mudur Batılı mı?" gibi tarihsellikten kopuk, komik bir soruyu aklımıza getirir.
İkinci sorunlu kavramımız "ütopya". Bir edebiyat türü olarak ele aldığımızda ütopyaları, isim babası Thomas (More) Morus'un Ütopia'sı (1516) ile başlatırız. En fazla Platon'un Devlet'ini ekleriz listemize. Ütopya, "olmayan yer" demek. Peki ama "hiç olmayacak yer" olarak anlaşılmalı mı? (1) Yazarın, yeni bir toplum tasarımı kurgularken, geçmişten ve bugünden tamamen kopuk, olmayacak bir şey yazması söz konusu mudur? Yaşadığı dönemin karabasanından kaçıştır yazar için ütopya ve özlemini duyduğu bir toplum ve coğrafyaya taşır hayalgücüyle.
Peki ama karabasanlar yalnızca Batılı halklara mı mahsustur? Ya isyanlar? Ünsal Oskay'a göre ütopya, "Doğu toplumlarında, bu toplumların değişmezliği esas alan yapılarından kaynaklanan kültürleri gereği, görülmüyor" (2). Bu oldukça tartışmalı bir konu. Lise ders kitaplarının sınırlılığından kurtulup Çin, Hint, Arap, Fars, Selçuklu, Osmanlı tarihini yeniden okuduğumuzda, bu "Doğulu İmparatorlukların" binlerce başarılı/başarısız halk ayaklanmalarından köken aldığını, Antik dönemin ve Ortaçağ'ın en gelişmiş uygarlıklarının bu coğrafyalarda kurulduğunu görebiliriz. İddia edilenin aksine boynu eğik, durağan halklar yoktur karşımızda, tarihi büyük savaşlarla, yıkımlarla, göçlerle yazılmış son derece dinamik ve değişken uygarlıklar kurmuştur "Doğulu toplumlar". Örneğin, Çin İmparatorluğu'nda, günümüzden bin yıllar önce yazılmış Konfüçyüsçü ritüelleri anlatan metinler incelendiğinde T. Morus'a taş çıkartan ütopyalarla karşılaşırız (Horro von Senger, Savaş Hileleri -Strategemler II).
Tektanrılı dinleri de ancak bu bakış açısıyla doğru okuyabiliriz. Ortadoğulu sayısız peygamber, yaşadığı devrin çürümüş yapısı içinden çıkıp halklarına daha yaşanılır bir toplum sözü vererek kurmamışlar mıdır dinlerini?
Erdemli kent
Platon'un düşüncelerinin takipçisi Farabi, siyaset üzerine kaleme aldığı iki eserinde (3) Erdemli Kent'ini ayrıntılı olarak anlatır. Platon'un Devlet'inden esin alarak kurduğu Erdemli Kent'le Farabi, tüm insanlığı kuşatan bir dünya devleti kurar. Selahattin Hilâv'a göre "Farabi'nin, gerçek toplumu gözönünde tutan bir ütopya kurduğunu ve üstelik şehir-devlet sınırlarını aşan geniş kapsamlı insancıl bir ideal devlet tasarladığını görüyoruz" (4).
13. yüzyıl Anadolu'sunda en ütopik direnişi Şeyh Bedrettin ve müritleri, Börklüce Mustafa ile Torlak Kemal verir. Bu direnişin söze gelişi, "Yarın yanağından gayrı paylaşmak için her şeyi" ütopik bir slogan değil de nedir?
Bilim ve Gelecek dergisi, 2-8 Temmuz arasında, İzmir'in Karaburun ilçesinde gerçekleştireceği 14. Ütopyalar Toplantısı'nın her bir sunuşunu bu perspektifle oluşturmuş. Türkiye'nin son Sümer kraliçesi Muazzez İlmiye Çığ, "Ütopya Sümer'de Başlar!" diyor. Sait Maden eski dünya şiirinde ütopya arayışına çıkaracak dinleyenleri. Alâeddin Şenel "Ütopya Yazımında İşlenen Başlıca Temalar ve Yöntemler"i sorgulayacak. "Çin'de Savaş Hileleri-Strategemler", "Antik Hint Metinlerinde Ütopya, Siyaset ve Felsefe", "Atlantis Ütopyası" yine "dünyalı" bir gözle işlenecek. Dikkat çeken diğer başlıklar şöyle: "Klasik İslam Düşüncesinde Ütopik Yazım", "13. Yüzyıl Anadolu Ütopyası", "Doğu'nun Tarihinde Eşitlikçi Toplum Deneyimleri", "Şeyh Bedrettin" ve "Simavnalı Bedrettin" belgeseli.
Doğu masalları ütopya kaynıyor. Psikiyatr Dr. Bilgin Saydam ve Dr. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Anadolu masallarına bu gözle bakacaklar. Ve Prof. Dr. Bilge Umar "Börklüce"nin dağlarında isyanı yeniden dile getirecek (Ayrıntılı bilgiye www.bilimvegelecek.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz).

Dipnotlar
1) Ender Helvacıoğlu, Bilim ve Gelecek Dergisi, Sayı: 5, Temmuz 2004, s.14-21.
2) Ünsal Oskay, Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım, YKY, 4. Baskı, Nisan 2001, s.233.
3) Farabî'nin, "Kitâb Ârâ' Ehl el-Medînet el-Fâzıla" ve "Kitâb es-Siyâset el-Medeniye" adlı kitapları. Kaynak: Bilim ve Gelecek Dergisi, Sayı: 5, Temmuz 2004, s.20.
4) Platon, Devlet, "Selahattin Hilâv'ın Önsözü", Çev.: Hüseyin Demirhan, Sosyal Yayınlar, 2002, s.13.