Durupdururken bir albüm

''Yok ben müzikten hoşlanmam!" Pardon nasıl oluyor o! Konuştuklarımız müzisyen, konu müzik olunca, biraz fazla bağırmışız. Fuat Oburoğlu açıklıyor: "Yapmaktan hoşlanırım, dinlemekten değil.
Haber: NAZAN ÖZCAN / Arşivi

''Yok ben müzikten hoşlanmam!" Pardon nasıl oluyor o! Konuştuklarımız müzisyen, konu müzik olunca, biraz fazla bağırmışız. Fuat Oburoğlu açıklıyor: "Yapmaktan hoşlanırım, dinlemekten değil. İş diye dinliyorum ama gürültü gibi geliyor bana". Daha neler! Devam ediyor: "Müziği dinlerken kafamdan partisyonlar geçiyor, o zaman zevk alamıyorum. Bir tek Eric Sate'den etkilenirim. Bir de geçenlerde tatildeyken, bir piyanist Kara Tren türküsünü söyledi, ben başladım hüngür hüngür ağlamaya, rezil olduk ahaliye". Böyle biraz alık alık bakarken biz, neyse ki Grup Durupdururken'in diğer iki elemanı Hülya Aras ile Devrim Özonur durumu toparlıyor. Konuyu yeniden yeni grup Durupdururken ve ilk albümleri Yeryüzüne Merdiven'e getiriyorlar.
Bakmayın siz yeni grup dediğimize. Grup yeni ama grubun tarihi eski. Fi tarihinden değil tabii. Durupdururken'in vokali, flütü, klarneti, piyanosu, davulu, perküsyonu yani kısaca çok şeyi olan Fuat Oburoğlu, aslında Yeni Türkü'nün Yeni Türkü olduğu zamanlarda grubun flütçüsüydü. 97'de birkaç arkadaşıyla birlikte ayrıldılar. Dört yıl boyunca eline enstrüman bile almamış. "Ama müzik mikrop gibi bir şey. Yeniden canlandı enfeksiyon". Okuldan arkadaşı Erden Çelik'le biraraya gelmişler önce: "Bir iki söz yazdık, şarkı yaptık, sonra iki tane kazma adam olmaz, bir hanım bulalım dedik." Tabii burada aaa estağfurullah dedik, o aldırmadı: "Vokal için Hülya Aras geldi". Maalesef bu arada Erden Çelik beyin kanaması geçiriyor ve dinlenmeye geçiyor. Hülya Aras "Üniversitede hayranlıkla dinlediğim Yeni Türkü'den Fuat Oburoğlu'yla çalışmaya nasıl hayır derim! Sonra Erden Abi ayrılınca yine bizim okuldan Devrim geldi aklıma. Sonra bas için eski Yeni Türkü'cü Tuğrul Bayrak geldi" diye anlatıyor. Hem Hülya Aras'ın hem de Devrim Özonur'un bütün çalışmaları amatörceymiş. Dediklerine göre Fuat Oburoğlu, "size kaset yapacağım" diye kandırmış onları! Öncelikle kendilerini sevecekleri, beğenecekleri müzik yapma dertleri varmış. Ve dört yılın sonunda Yeryüzüne Merdiven'i evlerimize göndermeye karar vermişler. Şarkı sözlerinin ve bestelerin çoğu Fuat Oburoğlu ve Erden Çelik'e ait. Oburoğlu ise şöyle diyor: "Ben müziğin bir takım işi olduğuna inandım hep. Önemli olan şarkıyı söylemek değil, ortaya konan müziğin tümüdür. Çünkü birle birin toplamı her zaman ikiden daha büyük oluyor. Bu sefer bende çok hazır şey vardı, onları yaptık". Burada hainlik yapıyoruz, basbayağı. Yeni Türkü'nün Yedikule, Eski Dostlar ve Külhani şarkılarından da hatırlayacağınız Fuat Oburoğlu'na "Müzik Yeni Türkü'yü andırıyor, farklı yapmayı düşünmediniz mi?" diyoruz. "İçimden gelenler bunlar, başka bir şeye benziyor diye düşünmedim. Ama bu parça Yeni Türkü'nün şu şarkısından alınmış diyebiliyorsanız orada iş değişir". Haşaaa! "Birikim neyse, neyi seviyorsan, neyi yapmaya alıştıysan, o çıkıyor. Belki flüt partisyonları benziyordur, Yeni Türkü'de de ben çalıyordum flüdü". Hainliğe devam! Hani zamane çok tuhaf, sizin müziğiniz güzel ama biraz sanki 90'lar müziği gibi bile diyoruz. Oburoğlu gülerek "Ben 70-80'lerden, onlar da 90'lardan kalma. Başka bir şey yapmak mümkün olmuyor. Yani istersek şimdi bayılınan o rap parçaları da yapabiliriz, ama istediğimiz ve sevdiğimiz bunlar" diyor. Aras son noktayı koyuyor: "Ben gerçekten bana çok hitap edecek, zevkle dinleyecek şeyler bulamıyorum, alamıyorum. Bu konuda bir boşluk var, biz şarkıları arkadaşlarımıza dinlettiğimizde hep şöyle dediler: Bir an önce çıksa da dinlesek. Çünkü onlar da bir şey bulamıyorlar, dinlemek için, işte biz yaptık". Yüzümüz kızarıyor bu sefer.
Yazdan kalma günler gibi
Bunca şeytanlıktan sonra doğruyu söylemek şart. Yeryüzüne Merdiven, tam da sonbahara girdiğimiz şu günlerde, yazdan kalma tatil akşamüstülerini hatırlatıyor. Sanki kumsalda güneş yavaş yavaş batıyor, denizin dalgaları ayaklarınıza geliyor, ağaçların hışırtısı huzur veririyor, rüzgar hafiften yanıklarınızı serinletiyor ve ah ne iyi buradayım diye hissediyorsunuz. Öyle yani tatil gibi, sakin, keyifli, mutlu bir albüm bu. Zaten onların istedikleri de buymuş. Sıkıcı olmayan bir müzik yapmak! Hülya Aras sözü alıyor: "Basit ve yalın olan güzeldir. Evet bizim şarkılarımız yalın ve basit ama içi çok dolu. Bunu fark ettirmeden, zorlamadan yapıyoruz".
Grubun enterasan bir yanı daha var. Oburoğlu mimar, Bayrak jeoloji mühendisi, Aras çevre mühendisi ve Özonur işletme mühendisi. Bu kadar matematik insanının biraraya gelmesi olsa olsa sinir bozucu olur diyoruz, ama gene haksız çıkıyoruz: "İşin ilk çıkışında matematik yok ama işin estetik hale gelmesi için matematik gerekli. Hammadde içinizden gelenler. İlk malzemenin iyi olması, ondan sonra o ham malzemenin matematikle yoğrulması, doğru işlenmesi lazım. Yani müziğin matematikle kurgulanmış hali güzel geliyor kulağa" diyor Özonur. Anlaşıldı, bizim kaset işi yattı diyoruz ki, Oburoğlu "Merak etmeyin, istediğiniz zaman size kaset yaparız" diyor. Hainlikten eser kalmadığını tahmin edersiniz!
Yeryüzüne Merdiven/Durupdururken/Pan Yayıncılık