Duvarın arkasından mektup var

"İlginç bir ayrıntı, 2 nolu F tipinde (tutuklu ve hükümlü yoğunluğundan sanırım) ilave bloklar yapılmış. Yani eski projelere bir kişilik ve üç kişilik hücreler eklenmiş. İnce bir ayrıntı, banyo 1.5 m2 büyürken, havalandırma en az 10 m2 küçülmüş. Yani ben Kandıra'dayken havalandırma daha büyüktü.
Haber: ERTUĞRUL MAVİOĞLU / Arşivi

"İlginç bir ayrıntı, 2 nolu F tipinde (tutuklu ve hükümlü yoğunluğundan sanırım) ilave bloklar yapılmış. Yani eski projelere bir kişilik ve üç kişilik hücreler eklenmiş. İnce bir ayrıntı, banyo 1.5 m2 büyürken, havalandırma en az 10 m2 küçülmüş. Yani ben Kandıra'dayken havalandırma daha büyüktü. Bunu niçin söylüyorum? Yahu hep hapishanelerdeki uygulamalar, işkenceler, hak gaspları vb. anlatılıyor ya, memleketimizde yılladır. Bir de işin mimari yanına bakarak dünden bugüne birçok hapishanenin koğuş, hücre, malta, koridor, görüş kabinleri, mutfak, banyo, gazino-salon, yatakhane, yatak, ranza gibi özellikleri yoluyla anlatmak, belge olarak gelecek kuşaklara aktarmak iyi olur diye düşünmüştüm".
Sendikacı Mehmet Akdemir'in, tutuklu bulunduğu Tekirdağ 2 nolu F tipi Cezaevi'nden gönderdiği mektup, araştırmacılara ironik bir çağrı gibi görünse de, asıl olarak 'içeri'deki yaşamın, bir süredir 'dışarı'dan görüldüğü kadar 'iyi' olmadığının ipucu gibi. Akdemir'in mektubundan, avukat Behiç Aşçı'nın 293 gün sürdürdüğü ölüm orucu eylemine ara vermesine de neden olan Adalet Bakanlığı genelgesinin, tecrit koşullarında kayda değer bir düzelmeye yol açmadığı sonucunu rahatlıkla çıkarmak mümkün. Yaşadıkları tecrit koşullarında maruz kaldıkları kötü muameleden yakınan Akdemir'in aslında ufku bunlarla sınırlı değil. Cezaevi idaresine para kazandıracak bir önerisi bile var:
"Bir salonda yeteri kadar PC olsa, haftada, günde, neyse belirli bir zaman diliminde internet erişiminden yararlandırılsa tutuklular, hükümlüler, çağımızın hızına ayak uydursa hapishaneler fena mı olur? Hem para kazanır idare. Saati 1 YTL, 2 YTL neyse gez dolaş internette, mesaj at, mektup yolla, hepsi merkezi PC'den denetime açık olduğu için güvenlik zaafiyeti de yaratmaz. Yazıda suç unsuru varsa, hazır delil yap yargılamanı vb. Bunlar da olmaz değil. Belçika ve Hollanda cezaevlerinde var bu uygulama. Hiç olmazsa ormanlarımız kurtulur, kağıt niyetine kıymayın güzelim ağaçlarımıza..."
Mehmet Akdemir'in, Adalet Bakanlığı'na kalırsa "son derece modern, çağdaş ve sorunsuz" olduğuna inanmamız gereken F tiplerine dair itiraz notları ise şöyle:
* 45/1 sayılı genelgeye göre 'disiplin cezası koşulu aranmaksızın herkes haftada 10 saat birarada olabilecek' idi. Yani bu sohbet (10 kişilik) herhangi bir idari engelle ortadan kaldırılamaz kaydına rağmen, burada bir kısım tutuklu ve hükümlüye uygulanmıyor. Gerekçe, 'ayakkabı aramalarını isteksiz yaptırdın, slogan attın'. Bunların yazılı metinlerde yeri yok.
* Radyo kantinde satılıyor. 37 ekran TV kantinlerde satılıyor. Ama müzik dinleyebileceğin CD çalar veya mp3 çalar yok.
* TV'de uydu kanalları var. Ancak TRT, atv, Show, Kanal 7, Star, NTV, CNN Türk'le sınırlı. Türkü kanalları, Su TV, Yol TV veya Halk TV gibi kanallar ile belgesel izlenen kanallara izin yok.
* Diyeceksiniz ki, "Arkadaşım, tüm bunlar tecrit-tretman modeli hapishane uygulamalarının gereği yapılıyor, ne bekliyorsun ki?" Tamam, bir ve üç kişilik hücre yaşamlarının nedeni bu, fakat bir türlü uygulanmayan 10 kişiden az olmamak üzere küçük grup sosyal etkinlikleri hakkı, bilimsel yayın, kültürel program takibi ve faaliyet hakkı da var, üstelik bunlar yazılı metinlerde yer alan haklardan...
* Gardiyanların ziyarete gidip gelirken (Allahları var hepsi aynı değil, böyle olmayanları tenzih ediyorum) hamasi ve abartılı konuşmaları, üstü açık tehdit vb. göndermeleri, sana 'hizmet etmeme' tavırlarının olduğu bir yerde ne hakkı ne hukuku?..
* 'Ben Tunceli'de çok kelle aldım askerken' böbürlenmeleri, biriyle bir sorun tartışırken diğerinin uzaktan bağırarak '...ne tartışıyorsun, kapat ağzına iki tane görsün gününü' höykürmeleri halinde süren bir yönetme zihniyetinin ipuçları bunlar. Bu tavırlar genelgede var mıdır acaba diye (genelgenin tam metnini okumadım) şüpheye düşüyor insan.



Aşçı: Bakanlığın emri uygulanmıyor
F tipi cezaevlerinde 5 Nisan 2006'da tecride karşı başladığı ölüm orucu eylemine, 22 Ocak 2007'de Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı ve idari engel çıkarılmaksızın her tutukluya, haftada 10 saat 10 tutukluyla biraraya gelme hakkı tanıyan 45/1 numaralı genelgesi sonrasında ara veren avukat Behiç Aşçı, pratikteki uygulamadan şikayetçi. Genelgenin Adalet Bakanlığı'nın emri olmasına karşın çeşitli bahanelerle uygulamaya sokulmamasını eleştiren Aşçı, F tiplerinde yedi yıldır süren tecrite ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Adalet Bakanlığı'nın genelgesi uzun bir süre 'hazırlıkların yeterli olmadığı' gerekçesiyle hiç uygulanmadı. Şimdi ise genelgeyle tanınan haklar, Türkiye'deki toplam 12 F tipi cezaevinden sadece Bolu, Tekirdağ 1 nolu ve İzmir Kırıklar 1 nolu cezaevlerinde hayata geçirildi. Diğer dokuz F tipi cezaevinin neden genelgeye direndiğini öğrenmek istediğimizde, 'personel ve yer yetersizliği' gerekçe gösteriliyor. Oysa 10 tutuklunun haftada 10 saat görüştürülmesi bakanlık emri olduğu için yerine getirilmesi mecburi. Üstelik öne sürülen gerekçelerin hiçbiri de doğru değil. İzmir ve Tekirdağ'da tutukluları biraraya getirmek için açık görüş mekânı kullanılıyor, Bolu'da ise tutuklular mini futbol sahasında görüştürülüyor. Yani istedikleri takdirde yer problemini kolaylıkla aşabiliyorlar. Daha önce 'bunlar 10 kişi biraraya gelirse cezaevini ele geçirir' diyenlerin yanıldıkları da ortaya çıktı. Ne İzmir'de, ne Bolu'da ne de Tekirdağ'da tutukluların cezaevini ele geçirmeleri söz konusu. Üstelik tutuklular yönünden en ufak bir sorun dahi yaşanmadı. Genelgenin uygulandığı cezaevlerine ilişkin şikayetlerimiz de var. Son derece keyfi engellemeler yaptıklarını biliyoruz. Amacını aşan üst aramasını slogan atarak protesto eden tutuklulara yasak getiriliyor. Görüş alanında tuvaleti gelen tutuklu eğer ihtiyacını gidermek için içeri girerse, görüş süresi dolmamış olmasına karşın bir daha geri dönemiyor. Bazı tutuklular da kasıtlı olarak banyodayken görüşe çağırdıklarını, o an gidememişlerse 'hakkın yandı' diye bir daha götürülmediğinden yakınıyor.
'Bakanlığa gideceğiz'
Genelgenin uygulanmadığı cezaevlerindeki sorunun çözülmesi ve keyfi engellemelerin ortadan kaldırılması için girişimlere başladık. Kitle örgütlerine, sendikalara yaşanan sorun konusunda bilgi verip ardından yeni adalet bakanının kapısını çalacağız."