Ehliyetli erkeklik

Toplumdaki kadın sorunlarının ağırlığı ve çeşitliliği malum. Bununla birlikte sapına kadar ataerkil düzenimizin çarkları arasında yalnızca kadınların ezildiğini söylemek de pek mümkün görünmüyor.
Haber: CEMAL BOSTANCIOĞLU / Arşivi

Toplumdaki kadın sorunlarının ağırlığı ve çeşitliliği malum. Bununla birlikte sapına kadar ataerkil düzenimizin çarkları arasında yalnızca kadınların ezildiğini söylemek de pek mümkün görünmüyor. Üstelik erkeklerin fazladan vahim bir dezavantajı daha mevcut. Kadınların sorunlarının "sorun" olduğu en azından toplumun önemli bir kesiminin kabul ettiği ve dillendirdiği bir gerçek. Biraz bilinçli her kadın da bu sorunların farkında. Öte yandan erkeklerin en can yakıcı sorunları "üstünlük" kremasıyla kamufle edilmiş durumda. İlk bakışta iştahınızı kamçılayabilecek ayrıcalıklar ve hatta tartışmasız üstünlükler onları sahiplendiğiniz anda hızla ekşimeye başlıyor. Ondan sonra da rol yapma faslı geliyor. Elinize fırsat geçse hiç tereddüt etmeden bırakacağınız rolleri kişiliğinizin doğuştan getirdiğiniz parçalarıymış gibi sahipleniyorsunuz. Asgari düzeyde de olsa sahiplenmek menfaatiniz icabıdır, aksi durumda erkekten sayılmazsınız ki bu da bir erkek için aforoz demektir. Gelin görün ki bu kadarla da bitmiyor. Eğitim ve bilinçlilik düzeyi düştükçe bazıları bu rolleri öyle içselleştiriyorlar ki geriye kendilerine ait bir kişilik, orijinal bir birey bile kalmıyor. Oturuşundan tutun yürüyüşüne, kadınlara karşı tavırlarına, trafikteki hallerine, işindeki kişiliğine, aile reisliğine kadar her alandaki ataerkil düzen kalıplarına cuk oturmuş, otururken çocukluğunda kısa bir zaman da olsa sahip olduğu insani (= zayıf= kadınsı) tarafları rendelenmiş, tekdüze ve tek tip sıkıcı tipler. Bazı aşırı durumlarda, rollerin iyice insafsızlaştığı ortamlarda bazı "erkek gibi" erkekler katilliği bile gururla taşıyabilecek duruma geliyorlar. Erkek masum kaldığı sürece erkek sayılmaz hele ki duyarlılık da varsa eyvah, illa ki ucundan kıyısından da olsa "Türk delikanlısı" kisvesine sarılacaksınız. Gözünüzü kapatıp dişinizi sıkarsanız her şey bittiğinde bir de bakmışsınız ki erkek olmuşsunuz. Tıpkı sünnetteki gibi. En üstün durumda kahramanlar da hiç düşünmeden kendilerini ateşe atan erkeklerdir, herkes bilir. Fazla düşünmek de pek erkeksi değildir bu arada.
Eksik erkeklik
İşte bu ahval ve şerait içinde, yaşım 30'a yaklaşıp da hâlâ ehliyetim olmadığını fark ettiğimde ufak çaplı bir paniğe kapıldım. Arabanız olup olmaması önemli değil bu durumda. Araba kullanmanın hiç gerekmediği bir iş için bile ehliyetiniz sorulabilir. Oraya da kalmadan olur ya öyle bir durumda kalırsınız ki bir topluluk içinde ehliyet konusu açılır ve "şey, ben daha almadım" derken yere bakar ve erkekliğinizin bir parçasının düştüğünü görürsünüz (mecazi olarak elbette). Düşünsenize o kocaman, uzun, kara ciplerden bir tane olsa bile süremeyeceksiniz... Ne kadar yazık, yazık ve ayıp. Siz yanında uslu uslu otururken, sevgiliniz sürücü koltuğunda araba sürüyor mesela! Araba iyice hızlandığında kapıyı açıp atlamanız sizin için en iyisi olacaktır. Hiç olmazsa kırıklarınızla gurur duyarsınız. Bunlara ve çevreden gelen telkinlere dayanamayarak sonunda ehliyet almaya karar verdim. Bir süre sonra, araba kullanmanın size zevk vermediğini veya yürümeyi her zaman tercih edeceğinizi söylemek sizi zayıf ve bahaneci bir tip haline getiriyor zaten.
Böylece ehliyetli bir ehliyet kursu bulmak, tam teşekküllü bir poliklinikte "nasılsın, iyi misin?" şeklinde ayrıntılı bir muayeneden geçmek, iki adet vesikalık fotoğraf ve araba kullanacak kadar temiz bir sicile sahip olunduğunun kanıtlanması için, adli sicil belgesi almak gibi aşamaları geçip yazılı sınava girmeye hak kazandım. Yazılı sınavın en ilginç yanı sınava hiç benzememesi. Daha önce sayısız kere sorulmuş soruları bir de siz cevaplıyorsunuz. Zaten gerçek sınavın direksiyon sınavı olduğunu herkes biliyor. Burada erkek olmanın oluşturduğu beklentiye uygun olarak son derece kendinden emin görünmeye çalışıyorsunuz. Malum erkek soğukkanlıdır. Zaten "normal" bir erkekseniz bu yaşa kadar araba kullanmayı öğrenmiş olduğunuz varsayılıyor. Bütün erkeklerin ortak tutkusudur arabalar zira. Bir yerlerden kapmışsınızdır. Şöyle kendinden emin bir tavırla arabaya kurulup yılların şoförü edasıyla vitesleri attırırken sınav heyetiyle sohbeti koyultursanız iş bitiyor. Heyecan gibi, aşırı dikkat ve özen de kadınsılığı çağrıştırdığından sonsuz bir güven içinde görünmelisiniz elbette. Yolları sahiplenir bir havada, kısacası erkek gibi kullanmalısınız. Zaten makbul sayılmak için yolda yürürken de, arkadaşlarınızın yanında karınıza karşı da her zaman erkekçe davrandığınıza göre arabayı da kadınlardan farklı sürmelisiniz. İnsan ister istemez, trafiğe yalnızca kadınlar çıksa yıllık kaza sayısı düşer miydi diye merak ediyor.
Artık ehliyet sahibi bir erkek olarak şimdi başka bir sınav bekliyor beni. Trafikte ustalaşmalıyım hızla. Acemi şoförlük kadını sevimli bile gösterir belki ama erkeği bozar. Sürekli güçlü olmak, rekabetçi olmak, asker olmak, iş bulmak, evlenmek, baba olmak, aile reisi olmak gibi birçok sorumluluğun yanında, güya zevk olan birçok şeyi de böyle algılayarak hayatı işkenceye çevirmek mümkün. Gözünü kapayıp vazifeni yapmak ve erkek olmanın üstünlüğüne inanmak çok daha rahat ve sağlıklı. Kimbilir futboldan bile zevk alınabilir belki de böylece.

CEMAL BOSTANCIOĞLU: Kimyager