Ekran Tudor'ların!

Britanya tarihi dizi yapımcılarının iştahını kabartıyor. Nasıl kabartmasın ki! Entrika, iktidar hırsı, aşk, şehvet gibi seyri herdaim zevkli temaları peşpeşe sıralama imkanı veriyor.
Haber: Erman Ata Uncu / Arşivi

Britanya tarihi dizi yapımcılarının iştahını kabartıyor. Nasıl kabartmasın ki! Entrika, iktidar hırsı, aşk, şehvet gibi seyri herdaim zevkli temaları peşpeşe sıralama imkanı veriyor. Hem de kalburüstü oyuncuları cezbedecek senaryolarla.
CNBC-e'nin yeni dizisi The Tudors da bu geleneğin takipçisi. Helen Mirren'lı Elizabeth I'den sonra başka bir kraliyet mensubu daha televizyonda arz-ı endam ediyor. The Tudors'ın kahramanı gücüne ket vurmamasıyla dillere destan 8. Henry. Dizinin yaratıcısı Michael Hirst, prestijli bir senarist. Cate Blanchett'lı Elizabeth'in (dizi değil film), Istvan Szabo filmi Meeting Venus/Venüs'le Buluşma'nın senaryolarında imzası var. Daha önce Richard Burton, Charlton Heston, Charles Laughton gibi oyuncular tarafından canlandırılan 8. Henry, bu sefer Jonathan Rhys Meyers'a emanet. Diğer oyuncuların çoğunun, yaşı kemale erdikten sonra kralı canlandırdıkları hesaba katıldığında genç Jonathan Rhys Meyers, ilginç bir seçim gibi duruyor. Ne var ki The Tudors kralın tahta geçtiği ilk yılları konu alıyor. Dolayısıyla, yeni sahip olduğu büyük sorumluluğa alışma sürecini de ekrana getiriyor. Dizinin jeneriğindeki replikte de belirtildiği gibi bu sefer "hikâyenin başına" gidiyoruz.
Hikâyenin başı ve sonu epey farklı. Zira güç tutkusu, iktidar hırsıyla tarihe geçen 8. Henry aslında başta tahtın gerçek varisi değil. Tudor hanedanından Henry, 16. yüzyılda ağabeyi öldükten sonra daha 18 yaşında tacı devralıyor ve İspanya'yla yapılan anlaşma gereği eski yengesi Aragorn'lu Catherine'le (Maria Doyle Kennedy) evleniyor. Ancak çiftin bir erkek çocuk sahibi olamaması, Henry'nin yaşamının da dönüm noktası.
Dizi ise Henry'nin Fransa'ya savaş açma hazırlıklarıyla başlıyor. Fransa Kralı, İtalya'daki İngiltere elçisini öldürtünce Henry de bu saldırganlığı karşılıksız bırakmak istemiyor ve savaş kararı alıyor. Tabii kralın hareketli aşk yaşamından örnekler de daha birinci bölümde kendine yer buluyor. Henry'nin hikâyede yer alacak ilk âşığı, karısının yardımcılarından Elizabeth Blount (Ruta Gedmintas).
Daha sonra altı kere evlenecek olan Henry'nin, karısının çevresindeki kadınlarla ilişkileri, saraydaki entrikanın sadece bir boyutu. Bir de saraydaki erkekler arasında mücadele var ki, dizinin diğer ünlüleri de buradan kadroya dahil oluyor. Avustralyalı emektar yıldız Sam Neill, papa olabilmek için türlü entrikalar çeviren Cardinal Wolsey rolünde. Jeremy Northam ise sağduyusuyla dengeyi sağlayan, savaş karşıtı Sir Thomas More'u canlandırıyor. Henry Czerny, Kristen Holden-Reid ve en son The Marsh/Bataklık'la sinemalara konuk olan Gabrielle Anwar gibi, suratını görür görmez hatırlayacağınız isimler, ihtişamlı dizinin diğer oyuncularından.
Tabii tarihi bir dizide ihtişamın temellerinden biri de kostüm ve dekorlar. Dizi, kostüm tasarımında Emmy'ye aday gösterildiğine göre bu açıdan da pek bir sıkıntı olmamalı. Kral Henry'ye devrinin rock yıldızı tarzında kostümler biçildiği konusunda çoğu kimse hemfikir. Zaten Jonathan Rhys Meyers da, eleştirmenler de rock yıldızı yakıştırmasında mutabık. Eh bu da dizinin tavrıyla ilgili genel bir fikir veriyor. The Tudors'tan, bildik tarihi dizi temposunun yükseltildiği, tarz sahibi bir seyirlik bekliyoruz. Britanya aristokrasisinin gelmiş geçmiş en çapkın, hırslı, karmaşık kişiliklerinden birinin, Jonathan Rhys Meyers gibi bir yıldıza oynatıldığı diziden daha da azı beklenmez zaten. Gerçi e2'yi seyredemeyen çoğunluk, 8. Henry'nin hareketli hayat hikâyesinden biraz da olsa mahrum kalmak durumunda. Zira CNBC-e, diziyi prime time'da ekrana getirdiği için bazı sahneler RTÜK rejimine kurban gidecek. Ama sansürsüz versiyon The Tudors Uncut, çarşambaları 22.15'te e2'de izlenebilir.

'The Tudors', 18 Eylül Salı, 21.00'de CNBC-e'de, sansürsüz versiyonu 'The Tudors Uncut' Çarşamba 22.15'te e2'de.