Elmasın karatı kandan

Hollywood'un gözlüğünü dünyanın herhangi bir sıcak coğrafyasına çevirmesi, seyircinin endişelerini de doğrudan tetikliyor. Yakın dönemde yaşanan trajedilerin bildik Hollywood formüllerine malzeme edilmesinin...
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

Hollywood'un gözlüğünü dünyanın herhangi bir sıcak coğrafyasına çevirmesi, seyircinin endişelerini de doğrudan tetikliyor. Yakın dönemde yaşanan trajedilerin bildik Hollywood formüllerine malzeme edilmesinin izleyicide yaratacağı sıkıntı, bu tipten filmlerin ayağındaki pranga gibi. İkisi de Afrika'yı konu alan 'The Interpreter/Çevirmen' ve 'The Constant Gardener/Arka Bahçe', gösterim tarihi itibarıyla en yakın baştan yenilgi örnekleri. Bu filmler tüm iyi niyetlerine karşın, özlerinde suya sabuna dokunmayan kolaycı liberal hikâyeler ya da vicdan temizleme aracı oldukları yönünde eleştirilerden kurtulamamışlardı.
Şimdi sıra bu hafta gösterime giren, Edward Zwick imzalı 'Blood Diamond/Kanlı Elmas'ta. Onun da aynı eleştirilerden nasiplenmesi muhtemel. Diğer iki film gibi Afrika'yı mesken tutan 'Kanlı Elmas' dünya kamuoyunun on yıl boyunca neredeyse hiç ilgi göstermediği bir faciayı, Sierra Leone iç savaşını perdeye getirme iddiasını taşıyor. Odağı ise Batılı mücevher şirketlerinin bu iç savaşa katkıları. Hikâyesini çatışmanın hüküm sürdüğü bölgelerden gelen ve iç savaşın sürmesine, Afrika'nın sömürülmesine sebep olan ihtilaf elmasları üzerine kuruyor.
Kanlı elmas peşinde
İhtilaf elmasları ya da daha vurucu ismiyle kanlı elmaslar, hükümet karşıtı güçlerin denetimindeki bölgelerden çıkartılan ve çeşitli yollardan yasal mücevher piyasasına dahil edilen ham elmaslar. Pazara giren kanlı elmasların izini bulmak, özellikle işlendikten sonra neredeyse imkansız. Kanlı elmaslara ismini veren ise, bu elmaslardan edinilen gelirin silah alımında kullanılması ve iç savaşın böylece sürmesi. Sierra Leone örneğinde iç savaşın bedelinin onbinlerce ölü, eli-kolu kesilmiş 20 bin insan olması, durumun vahametini gösteriyor. Sierra Leone iç savaşını başlatan Revolutionary United Front/Birleşik Devrim Cephesi'nin hükümete isyan yöntemleri ise dudak uçuklatıcı. Onlu yaşlarındaki çocukları, kollarında açtıkları kesiklere/savaş yaralarına kokain basmak ve farklı uyarıcılar enjekte ederek birer ölüm makinesine dönüştürmeleri, cephenin kabuslara girecek savaş suçlarından.
'Kanlı Elmas', hikâyesini bu ortama, savaşın son bulduğu 1999'a yerleştiriyor. Birleşik Devrim Cephesi'nce köyü basılan Solomon Vandy (Djimon Hounsou) zorla ailesinden ayrılıp elmas madenlerinde çalışmaya götürülüyor, burada bulduğu devasa boyutlardaki elmas, yolunun Zimbabwe'li beyaz kaçakçı Danny Archer (Leonardo DiCaprio) ve ABD'li gazeteci Maddy Bowden'la (Jennifer Connelly) kesişmesine vesile oluyor. Sonrası yer yer bildiğimiz aksiyon trüklerinden faydalanan bir macera. 'Kanlı Elmas'ta, hikâyeyi çözüme ulaştırmak için siyah karakterleri bilge ve barbar karşıtlığında perdeye getirmek, aşkı yine iki beyaz kahramanla sınırlandırmak, hatta Batı'nın iç savaştaki rolünü sadece finansmana bilmeden katkıda bulunan bir aktöre indirgemek gibi zaaflar bulunabilir. Ama filmin büyük resmi gösterme çabasında hedefi vurduğu noktalar da var. Özellikle ihtilaf elması piyasasına herkesin, karşı çıkmaya çalışanların bile katkısının olabileceğini vurgulayan ironik diyaloglarında.
Endişe kaynağı
'Kanlı Elmas'ın hedefi vurduğu noktalar, uzun sürdüğü büyük elmas şirketleri için kaygı kaynağı. Elmas ticaretinde en büyük pay sahibi DeBeers, filmin talepte azalmalara yol açacağı endişelerini dile getiriyor. Asıl endişe edilen ise 'Kanlı Elmas'ın ihtilaflı elmas meselesinin hâlâ sürdüğü yönünde bir algıya yol açması. Zira Dünya Pırlanta Konseyi, sitesi www.diamonds.org/turkish/index.html'de, 2003 tarihli Kimberley süreci sonucu, ihtilaf elmaslarının tüm pazardaki payının yüzde 4'ten yüzde 1'e düştüğünü, elmastan elde edilen gelirin Afrika için kulanıldığını iddia ediyor. Filmi destekleyen sivil toplum örgütü Global Witness ise durumun o kadar da parlak olmadığı, Afrika'da sayılı ülkenin elmastan somut bir kazanç elde ettiği görüşünde. (www.globalwitness.org) Bir başka sivil toplum örgütü Diamonds for Africa'nın, Dünya Pırlanta Konseyi'nin sitesine nazire olarak kurduğu www.realdiamondfacts.org, elmaslara dair o kadar pembe bir tablo çizilmeyeceğini söyleyen birçok internet kaynağından biri.
İnternetten kapsamlı olarak takip edilebilecek bu tartışmaları alevlendirenlerin başında kuşkusuz 'Kanlı Elmas' var. Ama aslında kanlı elmaslar, bir süredir türlü şekillerde gündeme getiriliyordu. Mücevher arsızı (bling) hiphop kültüründe farklı bir yolun temsilcisi Kanye West'in 'Diamonds from Sierra Leone'si, kanlı elmasları müzik kanallarına taşıdı. Geçen sene gösterime giren 'Lord of War/Savaş Tanrısı', elmas ve silah kaçakçılığı bağlantısını perdeye getiren bir diğer yakın tarihli örnek. Ne var ki görünüşe bakılırsa 'Kanlı Elmas', hem farkındalık hem de tartışma yaratma konusunda tüm öncüllerini geçmiş durumda. Şimdiden, elmas şirketlerini Oscar törenlerinde kampanyalar hazırlamaya mecbur bıraktı. Aslında iç savaşın tüm vahşetinin Birleşik Devrim Cephesi'ne yüklenemeyeceği iddiasındaki karşı belgesel 'The Empire of Africa/Afrika İmparatoru'nun yolunu açtı. Başka bir deyişle, hedef, izleyicide farkındalık yaratmak ise 'Kanlı Elmas' bunu büyük ölçüde başardı. Diğer taraftan iyi niyetli bir aksiyonun illa kaş yapayım derken göz çıkarmaması gerektiğini gösterdi. 'Kanlı Elmas' 'vurucu' sahnelere eşlik eden Afrika müzikleriyle oryantalizme hassas damarınıza basabilir. Ama Leonardo DiCaprio'nun ve Djimon Hounsou'nun Oscar'a aday olduğu performanslarıyla götürdüğü maceranın beklentileri aştığı yerlerini de es geçmemeli.