Endişeli modernler

Endişeli modernler
Endişeli modernler

CHP nin seçmenleri endişeli modernlerin yanı sıra dışlayıcı modernler.

Gerek AKP ve muhafazakâr kesimlerin, gerekse demokratların ve liberallerin, endişeli modernlerin söylemini anlaması, Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından önemli bir açılımı ortaya çıkartacaktır
Haber: E. FUAT KEYMAN / Arşivi

2002’de Koç Üniversi- tesi’nden aldığım teklifi kabul ederek İstanbul’a taşınmamın en hoş sonuçlarından biri, Binnaz Toprak ile dostluğumun gelişmesi ve onun çok güzel, insanı kahkahalara boğan sohbetlerini dinleme fırsatını bulmam oldu. Binnaz Toprak, yaptığı bir sürü işin yanında, artık bir Radikal yazarı. İlk yazısıyla da kendisine son dönemlerdeki ruh halini betimleyecek bir ad takmış oldu: Eyüp Can’ın onu tanımladığı sıfatla, o bir “Endişeli Modern”. Toprak, Türkiye’nin hızlı dönüşümündeki kültürel ve toplumsal risklerden, AKP ’nin yasama ve yürütmedeki, hatta şimdi yargıda da oluşan gücünden ve “sosyal muhafazakârlaşma” olarak adlandırılan eğilimden endişe duyan ve bu endişesi etkisiz muhalefet yüzünden daha da artan bir “endişeli modern”. 

Endişeliler ama
Binnaz Toprak yalnız değil. Endişeli modern, sayıları giderek artan ve yüzde 10 civarında bir katmanı oluşturan toplumsal ve kültürel kimliği tanımlıyor. Kentli, eğitimli, orta ve orta-üst sınıf üyesi, endişeli ama aynı zamanda demokrasiye bağlı, Türkiye’nin AB sürecine destek veren, beraber yaşamayı benimseyen bir toplumsal ve kültürel kimlik bu. Binnaz Toprak ve onun gibi endişeli modernler, sosyal muhafazakârlaşmanın ve güçlü tek parti hükümetinin birlikte varolmasından ve YÖK, HSYK vb. kurumlarda bugün yaşadığımız bir otoriterlikten bir diğerine geçişten, kurumsal aşırı güçlenmeden, güç yoğunlaşmasının toplumu belli bir kimliğin egemenliği altına sokma riskinden ve farklı olanların dışlanmasından rahatsız.
Binnaz Toprak, farklılıklara dışlayıcı bir gözle bakmıyor. Aksine kendi söylemi ve yaptığı “öteki” araştırması temelinde, farklı kültürel kimliklerin ötekileştirilmesinden duyduğu rahatsızlığı, yazılarıyla ve yorumlarıyla dışavuruyor. Toprak, yaşanan dönüşümün içerdiği muhafazakârlaşma ve siyasal iktidar yoğunlaşmasından rahatsız. Bu rahatsızlık, altını çizelim, onu demokrasiden ve farklılıkların birlikte yaşaması normlarından uzaklaştırmıyor. Aksine Toprak ve endişeli modernler, toplumsal kutuplaşma sorununa çözümün ve toplumsal barışın kaynağının demokrasi ve birlikte yaşama olduğunu güçlü bir sesle vurguluyorlar. Üniversitede başörtüsü özgürlüğünden parti kapatmalara ve darbelere, konumu ve vurgusu çok açık: Güçlü demokratik bir muhalefet ve sosyal demokratik bir yaklaşımın iktidar ve yönetim iddiasında olabilmesi. Endişeli modernler, demokrasiye inanan insanlar. 

Dışlayıcı modernler
12 Eylül 2010’da yapılan referandumda “hayır” diyen yüzde 42 içinde yer alan CHP ’nin bugünkü oy tabanı, şüphesiz ki yüzde 10 civarındaki endişeli modernleri aşıyor. Laik orta sınıflar içinde, endişeli modernlerden çok daha fazla sayıda endişeli ama farklılıkları dışlayıcı ve tepkili bir modern kesim daha var. Eğer “endişeli modern” betimleme gücü olan bir sıfatsa, bu kesime de “dışlayıcı modernler” diyebiliriz. Endişeli modernlerle aynı endişeleri paylaşan, ama farklılıklarla birlikte yaşamak istemeyen, birlikte yaşamak kavramının içinin boş olduğunu düşünen, “birlikte yaşamak zorunda mıyım?” sorusunu soran, AKP iktidarda olmasın da kim olursa olsun diyebilen, parti kapatmalara ve askeri müdahalelere meşru gözle bakabilen ve sol içinde “AKP olacağına bari MHP olsun” diyebilen bir toplumsal katmanı oluşturuyor endişeli ama dışlayıcı modernler. Dışlayıcı modernler sol, sosyal demokrasi içinde varlar. Endişelerine çözümü demokraside görmüyorlar. Birlikte yaşamaktansa, tek tip ve aynı kimliksel küme içinde yaşamayı tercih ediyorlar ve kimlikler temelinde toplumun ayrışmasına da razılar. Bu anlamda endişeli modernlerden farklı olarak, kendi laiklik, cumhuriyet ve demokrasi anlayışları içinde, tek kimlikçi bir muhafazakârlığa sahipler. AKP’den kurtulmak adına gücün yoğunlaşmasını, asker-yargı-parti üçgenini ya da AKP’ye karşı tüm partilerin koalisyonunu isteyebiliyorlar. Farklı olana, küreselleşmeye, AB sürecine, “düşman” olarak bakıyorlar ve dost-düşman ayrımına dayalı bir politika anlayışına sahipler. Yani dışlayıcı modernler, endişeli modernlerden demokrasiye inanmak ve farklılıkların birlikte yaşaması konularında ciddi anlamda ayrışıyorlar. 

Laik orta sınıflar
Laik orta sınıflar bugün, homojen bir yapıya sahip değil: Sayıları daha küçük endişeli modernlerle, sayıları daha büyük dışlayıcı modernlerden oluşuyorlar. Bu ayrımı iyi görmek gerek. Referandum sonucunda, ortaya çıkan yüzde 42 içinde yer alan laik orta sınıflar, tek bir ses, tek bir bakışı içermiyor. Türkiye bugün, sosyal muhafazakârlaşma ve AKP iktidarının güç yoğunlaştırmasından endişe duymada ortaklaşan ama “demokrasi, farklı olanla birlikte yaşama isteği, AB tam üyelik süreci ve küreselleşen dünyanın önemli bir aktörü olma” gibi kıstaslarda farklılaşan bir laik orta sınıf gerçeğini yaşıyor. Bu farklılaşmada, dışlayıcı modernler bugüne kadar güçlü oldu ve CHP bu katmanın partisi oldu. CHP, dışlayıcı modernlerin korkularını güçlendirdi, dışlayıcı modernler de CHP’yi kendi korkuları temelinde siyaset yapmaya zorladı. Korku-tepki-dışlama sarmalına giren CHP-dışlayıcı modernler ilişkisi, CHP’de Deniz Baykal yönetiminin topluma ve farklılıklara kendisini kapatmasına ve CHP’nin ana muhalefet partisi olarak yüzde 20 civarında bir yerde sıkışmasına neden oldu. Endişeli modernler de, istemeyerek de olsa CHP’ye oy verdi. Böylece, CHP’nin ana muhalefet partisi olarak gücü belli oldu. Ama bu aynı zamanda AKP’nin seçimlerde sürekli başarılı olması ve gücünü arttırması anlamına da geliyordu.
Bugün CHP’nin yaşadığı değişim, CHP içinde ve CHP’nin tabanı olan laik orta sınıflar temelinde dışlayıcı modernlerden endişeli modernlere bir geçiş çabası ve isteğini içeriyor. Demokrasiye ve birlikte yaşama ilkesine inanan endişeli modernler, hem CHP’deki dönüşüm hem de yaşadığımız kutuplaşma ve kurumsal kavga sorunlarının aşılması için anahtar bir toplumsal katman. Gerek AKP ve muhafazakâr kesimlerin, gerekse demokratların ve liberallerin, endişeli modernlerin söylemini anlaması, Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından önemli bir açılımı ortaya çıkartacaktır. Binnaz Toprak ve onun gibileri, karalamak yerine, dinleyelim. 

E. FUAT KEYMAN:İstanbul Politikalar Merkezi/Sabancı Üni.