Enerjide 'başka bir dünya' mümkün

Enerji Bakanlığı'nın bugüne kadar yaptırdığı enerji talep projeksiyonları ve bunlara dayalı elektrik üretim planlarında hep 2020'den sonrası kâbus görünümündeydi. Zira su ve kömürde tüm yerli kaynaklar değerlendirildiğinde...
Haber: AHMET KIVANÇ / Arşivi

Enerji Bakanlığı'nın bugüne kadar yaptırdığı enerji talep projeksiyonları ve bunlara dayalı elektrik üretim planlarında hep 2020'den sonrası kâbus görünümündeydi. Zira su ve kömürde tüm yerli kaynaklar değerlendirildiğinde dahi elde edilen elektrik miktarı, Türkiye'nin o tarihte ulaşacağı elektrik tüketiminin çok az bir bölümünü karşılayabilecekti. Bu durumda Türkiye'nin elektrik ihtiyacının ithal doğalgaz, ithal kömür veya nükleer santrallerden karşılanmasından başka seçenek görünmüyordu.
Yeni yılın ilk günlerinde Enerji Bakanlığında yapılan bir toplantıda, Elektrik İşleri Etüd İdaresi ve Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüklerinin iki buçuk yıl boyunca ortaklaşa yürüttüğü çalışmayla hazırlanan Rüzgar Enerjisi Potansiyel Atlası (REPA) açıklandı. Bu açıklama, Türkiye'nin enerjide doğalgaza ve nükleer enerjiye mahkum olmadığını rüzgar, hidroelektrik ve jeotermal gibi yenilenebilir kaynaklarla enerji ihtiyacımızın karşılanabileceğini savunanlar tarafından heyecanla karşılandı. REPA'ya göre, saniyede 7,5 metrenin üzerinde rüzgar hızına sahip bölgelerde santral kurulsa, Türkiye genelinde toplam "48 bin megawatt" (MW) gücünde elektrik santralı kurulabilir. Bu oldukça ihtiyatlı bir rakam. Zira, enerji üretmek için rüzgarın saniyede 6,5 metre hızla esmesi bile yeterli.
Oysa, Enerji Bakanlığı bugüne kadar rüzgar enerjisi potansiyelini hep "10 bin megawatt" olarak kabul ediyor ve üretim planlamalarını da buna dayanarak yapıyordu. Türkiye'de şu anda işletmede bulunan tüm elektrik santrallerinin toplam kurulu gücünün "41 bin megawatt" seviyesinde olduğu dikkate alınırsa, saniyede 7,5 metre ve üzerinde esen rüzgar enerjisi potansiyelinin tümünün değerlendirilmesi, mevcut üretim kapasitesinin bir kat artırılabileceği anlamına geliyor.
Rüzgar gülleri
Bu veriler, Türkiye'nin rüzgar enerjisinden başka hiçbir alanda yatırım yapmasına gerek olmadığı anlamına gelmiyor. Çünkü, enerjide çok önemli bir unsur da "emre amade"liktir. Yani, ülkenin enerji tüketiminde günlük ya da saatlik ani artışları hemen karşılamak için gerektiğinde devreye sokmak üzere ilave kurulu gücün olması lazım. Rüzgar santrallerinde verimlilik ortalama yüzde 30'dur. Bu durumda 48 bin megawattlık kurulu güçten, 16 bin megawatt kurulu güçteki diğer santrallerden üretilebilecek elektrik elde edilebilir. Çünkü rüzgar esmediği zaman, elektrik üretemezsiniz.
Ancak, rüzgar enerjisinde tüm potansiyeli değerlendirebilirsek, rüzgarın elverişli olduğu anlarda doğalgaz, kömür ve hidroelektrik santrallerini minimum seviyede tutup hem döviz kaybını önlemiş olacağız hem de çevreye daha az zarar vereceğiz.
Ülkeyi rüzgar gülleriyle donatmak
REPA'ya göre Türkiye'de rüzgar enerjisi üretmek için en uygun yerler Kuzey Ege ve Marmara bölgelerinde yoğunlaşıyor. Ayrıca Güney Ege, Hatay, Mersin, Karaman, Niğde, Sivas ve Doğu Karadeniz bölgelerindeki bazı yerler de elektrik üretimine elverişli.
Özellikle Çanakkale ile Bozcaada ve Gökçeada en şanslı bölgeler. Bu bölgede gerek adaların çevresinde gerekse kıyıya yakın yerlerde 50 metre derinliğe kadar olan bölümlerde deniz üzerine rüzgar tarlaları kurulması söz konusu. Bu bölgenin bir başka avantajı da elektrik tüketiminin yoğun olduğu yerlere yakın konumda olması. Zira üretim ve tüketim merkezleri arasındaki mesafe artıkça elektrik kaybı da artıyor.
Rüzgar enerjisi alanında yatırım yapmak isteyenler, ilgi duydukları bölgenin rüzgar enerjisi için uygun olup olmadığını EİEİ'nin internet sitesine girerek REPA üzerinde araştırabilecekler. Sadece yatırımcılar değil, köyünün, kasabasının, otelinin, oturduğu sitenin enerji ihtiyacını karşılamak isteyenler de ilgilendikleri bölgede santral kurmaya elverişli rüzgar olup olmadığını bu atlastan görebilecek.
Yenilenebilir Enerji Kanunu'nda yatırımcılar lehine yapılmak istenen yeni bazı düzenlemeler ise TBMM Genel Kurulu'nun gündeminde bulunuyor.
Çantacılara dikkat
Elektrik üretimi için ülkemizi rüzgar gülleriyle süslemek güzel bir hayal olsa da bu konuda bazı açıkgözler epeyce yol almış durumdalar. Çantacı olarak adlandırılan bir grup iş bitirici, "rüzgar enerjisi santrali kuracağım" vaadiyle lisans almış olduğu halde yatırım yapmayıp lisansını yüksek fiyattan satmaya çalışıyor. Bu da gerçek yatırımcıların ya lisans alamamasına ya da yüksek bedeller ödemek zorunda kalmasına neden olacak.
Rüzgar enerjisinde mevcut durum
Türkiye'de şu an mevcut rüzgar enerjisi santrallerinin toplam kurulu gücü sadece 67 megawatt seviyesinde. Yakın bir tarihte bu rakam 110'a çıkacak. 400 MW'lık santral ise inşa halinde. Ayrıca, 1.182 MW'lık santral için lisans verildi. İnceleme ve değerlendirme aşamasında ise 7 bin MW'lık başvuru bulunuyor.
Enerji Bakanlığı'nın tahmini, daha önce 2020 yılına kadar 3 bin MW olarak düşünülen rüzgar enerjisi yatırımlarının, yeni bulgular ışığında 9 bin megawatt'a çıkacağı yönünde.
15 milyar dolarlık pazar
Türkiye'nin rüzgar enerjisinden azami faydayı sağlayabilmesi için sanayicilere de büyük iş düşüyor. Yapılan hesaplamalara göre, rüzgar enerjisi alanında yapılacak yatırımların büyüklüğü kısa bir süre içinde 15 milyar doları bulacak. Bu yatırımlarda kullanılacak malzemelerin yurtdışından ithal edilmesi, cep telefonunda olduğu gibi milyarlarca dolarlık dövizin yurtdışına akması demek. Ülkenin bu alandaki ihtiyacının bir an evvel karşılanmaya başlaması için yerli sanayicilerin hükümet tarafından desteklenmesi gerekiyor.

AHMET KIVANÇ: Gazeteci