'Engelli kardeşlerimiz' ve sakatlar

'Engelli kardeşlerimiz' ve sakatlar
'Engelli kardeşlerimiz' ve sakatlar

Engellilerin İBB önündeki gösterisinden.

Her an sağlamlardan yardım istemek zorunda bırakılan, gündelik yaşamının her aşamasında yardım nesnesi olarak toplumsal rol biçilen, sevgi kelebeklerinin durmadan konduğu çiçek muamelesi gören, haliyle ciddiye de alınmayan insancıklar, biz değil miyiz?
Haber: BÜLENT KÜÇÜKASLAN / Arşivi

39 yaşındayım. Yaklaşık 15 senedir tekerlekli iskemledeyim. Bana “Bülent, sakatlığın en zor yanı nedir?” diye sorun, bir an bile düşünmeden, “Allahın belası yolların, kaldırımların, merdivenlerin, toplu taşıma araçlarının, yani insan eliyle konulan engellerin altında ezilmektir” derim. Öyle ki, sokağa çıktığım (yani çıkarıldığım) her an, “bu yolu, kaldırımı, merdiveni, otobüsü yapanın…” diye içimden söylenmeye başlar, o projeye izin veren devlet memurundan devam eder, belediye başkanından girer, başbakanından çıkarım. Farkında olmayabilirsiniz ama, yürüyemeyenler ile körler için durum budur.
Bundan yedi yıl önce AKP bu konuda bir yasa çıkarttı ve kentleri ve toplu ulaşım araçlarını herkesin kullanabilmesi için, 7 Temmuz 2012 son tarih olmak üzere, belediyelere görevler yükledi. Yaşasın, dedik. Ama yedi yıl boyunca dostlar alışverişte görsün mahiyetinde birkaç istisna hariç neredeyse hiçbir şey yapılmadı. O kadar ki, bırakın önceden yapılmış binaların erişilebilir hale dönüştürülmesini, yeni yapılan binalar, yollar ve toplu taşıma araçları dahi erişilebilir olarak inşa edilmedi. Edilmiyor da. Yani kentlerimiz biz sakatlar için her an daha bir erişilemez, daha bir ulaşılamaz hale geliyor. 

Sabrettik
Amenna! Böyle olacağını bildiğimiz halde yedi yıl sabrettik. Derken yedi yıl bitti ve biz belediyelerden hesap sorup tam da davalar açacakken, sağolsun, AKP yasaya bir madde ekleyerek süreyi üç yıl daha uzattı. Yani, bu uzatma sayesinde yedi yıldır hiçbir şey yapmayan kişi ve kurumlar bundan sonra da gönül rahatlığıyla hiçbir şey yapmamaya devam edebilecekler. Ve emin olun bu ek sonunda da değişen bir şey olmayacak. Yedi yıl boyunca yapılmayanlar, üç yılda yapılmayacakların da teminatıdır.
Yukarıda yazdıklarıma itirazı olan hükümet yetkilisi, belediye başkanı ya da bürokrat varsa, bilin ki yalan söylüyor. O adamın gözünün içine bakın ve laf kalabalığı yaparak dolanmasına izin vermeden aynen şunları söyleyin: “Bana bir isim söyle, her neredeyse ona bir tekerlekli iskemle göndereceğim... Ona oturup hiç kimseden yardım almadan evine gidebilir mi? Hayır! İşine? Hayır! Bakkala? Hayır! Arkadaşlarıyla buluşmaya? Hayır! Okula? Hayır! Parka? Hayır! Peki, o kişi beceriksiz diyelim, senin altına, dağıtmaktan gurur duyduğunuz o akülü iskemlelerden birini çeksem şimdi, yardım almadan evine gidebilir misin? Hayır! Gözünü bağlasam, en iyi bildiğin caddeye götürüp eline de bir Beyaz Baston versem, kafanı-gözünü bir yerlere çarpmadan, yerlere düşmeden caddenin sonuna gidebilir misin? Hayır! Be mübarek adam, neye itiraz ediyorsun o zaman , ne konuşuyorsun Allah aşkına! Şaka mısın sen?” 

Sakatlar bir başka tuhaf
Biliyor musunuz, beni esas üzen şey başka. Ben esas aynı kafadaki sakat kardeşlerimi anlayamıyorum. Hadi sağlam adamın kendini sakat yerine koyması zor, tamam, ama sen de mi be kardeşim! Birilerinden yardım almadan evinden kafasını çıkartamayan sensin; eşek anırtan yüksek kaldırımlarda her an debelenen sensin; merdivenler yüzünden oy kullanamayan, belediyeye, bankaya, postaneye, sinemaya, parka, okula vs. gidemeyen sensin; karga-tulumba beyaz eşya misali taşınan sensin; toplu taşıma araçlarına binemeyen, binse inemeyen, inse duraktan çıkamayan, çıksa yolun karşısına geçemeyen, geçse rampalı kaldırım bulamayan, bulsa kaldırım ortasındaki ağaçtan dolayı gerisin geri dönen, kelle koltukta taşıt yolundan gitmek zorunda kalıp kırmızı ışıkta küt diye fil misali büyük bir jipin altında kalan sensin! Sağlam biri olmadan yaşayamayan sensin!
Yanlış mıyım sakat kardeşim? Biz değil miyiz bu muamelelerin layık görüldüğü insanlar? Her an sağlamlardan yardım istemek zorunda bırakılan, gündelik yaşamının her aşamasında yardım nesnesi olarak toplumsal rol biçilen, sevgi kelebeklerinin durmadan konduğu çiçek muamelesi gören, haliyle ciddiye de alınmayan insancıklar biz değil miyiz? Her yer bize yasak bölge ilan edilmiş değil mi? En son ne zaman yanında birileri olmadan evden çıkıp karşıdaki bakkala gittin? Bunlar hiç mi zoruna gitmiyor? Sahiden iktidardakilerin dağıttığı ulûfeler işini görüyor, sesini kesmeye yetiyor mu? 

Çok memnun olanlar var
Şimdi inanmayacaksınız ama AKP’nin 7+3 yasasını ortak sitemizden eleştirdiğimizde AKP’li sakat arkadaşlarımız bize veryansın ediyor. Bir tanesinin yazdığı aynen şöyle: “Allahım ya!!!! genclik ve spor bakanlıgı GENCLİK TRENİ diye bende katıldım sivas kayseri adana dilivri gittim hükümet sayesinde. sabah kahvaltısı bile tirende. 2 kisilik odada kaldik. otelden güzeldi yemin ederim dolabı labosu bile vardı. 4 gün gezdik geldik. adamlar daha ne yapsin yurt genelinde gezmeyen kalmadı”.
Bir diğeri şöyle yazıyor, yine aynen kopyalıyorum: “Ya bırakın kardesim cumhüriyet 88 yasinda AKP önceki devlet veya belediyeler engelllier icin ne yaptı .. bir calişmasini söyleyin. EVDE bakım aylıklarını almayı iyi biliyosunuz.. 3 aylıkla birlikte aylık net 900 TL. para aliyosunuz. size akülü arabayı verenler kimler yine bu hükümet deyil mii yalana gerek yok evden dısarı cıkamıyodunuz ..”
Peki, bunlar size yetiyor, tamam, ama “Evden çıkamıyorum, kaldırımlar ve yollar korkunç, toplu taşıma araçlarına binemiyorum” diyen sakat yoldaşlarınıza karşı her seferinde kraldan çok kralcı bir üslupla “Nankörlük etmeyin!”le başlayan sözler söylemek de ne oluyor? “Evden çıkamıyorum ki!” diyen ben, senin de sorununu dile getirmiyor muyum? Bana laf söyleyip hükümet üzerindeki gücümüzü kıracağına, sorunlarımızı çözmek için harekete geçeceği varsa da hükümetin “Nasılsa seçmenim ne yapsam oy vermeye devam ediyor” diyerek kös kös oturmasına vesile olacağına, milyonlarca seçmen olarak hiç değilse icraattan sorumlu AKP’ye dönüp “Size oy verdim, yaptığınız çoğu şeyi destekliyordum, ama beni eve tıkmak isteyen bir yasayı önüme koymanızı hazmedemiyorum. İstemeye istemeye de olsa bir sonraki seçimde oy kullanmaya gitmeyeceğim” demek, hükümet politikalarını etkilemek açısından gerçekten anlamsız veya yanlış mı geliyor?
Sahi, en son ne zaman kimseden yardım almadan evden çıktın? Ne zaman tekerlekli iskemlenle kendi başına otobüse binip çarşıya indin? Neye yarıyor o iskemle? Niçin itiraz ediyorsun o zaman kardeşim, neden sesime ses vermiyorsun gözünü sevdiğim? 

BÜLENT KÜÇÜKASLAN:  Engelliler.Biz Platformu

www.engelliler.biz