Engelliler rahatlıkla oy kullanabilecek mi?

Yaklaşan genel seçimlerde bütün vatandaşların oy kullanabilmesi hem doğal hakkı hem de vatandaşlık görevidir.
Haber: NİLAY EVCİL / Arşivi

Yaklaşan genel seçimlerde bütün vatandaşların oy kullanabilmesi hem doğal hakkı hem de vatandaşlık görevidir. Zaten bugünlerde kentin büyük reklam panolarında da yazanlar bundan ibaret: "Oy kullanmak vatandaşlığın gereğidir". Ancak oy kullanmanın kimileri için çok sıkıntılı durumlar yaratacağı hiç düşünülmüş ve çözüm yolları aranmış mı? Bu grupta genellikle engelli vatandaşlarımız yer alıyor. Oy kullanırken kendilerini bağımsız hissedemeyen engelli vatandaşlar gözönüne alınarak, şartların iyileştirilmesi sağlanabilecek mi? Sıradan vatandaş için çok normal olan bir ilköğretim okulunun ikinci veya üçüncü katı, bedensel engelli için uygun asansörün olmamasıyla kabusa dönüyor. Yine normal gören gözlere göre hazırlanmış oy pusulaları da görmeyen veya görme yeteneği zayıf vatandaşların kabusu olacaktır.
2002 yılında o zamanki adıyla Devlet İstatistik Enstitüsü'nün yaptığı istatistiklere göre toplam nüfusun yüzde 12,9'u engelli. 67 milyonluk toplam nüfusumuzda bu oran dokuz milyona yakın bir kitleyi ifade ediyor. Zihinsel engelliler bu grup harici bırakıldığında tahmini 4-5 milyon engellinin oy kullanma hakkına sahip olduğu görülüyor. Aslında oy kullanma sıkıntısı çekenlere yaşlı nüfusu da eklemek yerinde olacak. Bu durumda oy kullanma sırasında sıkıntı çekenlerin sayısı hiç de azımsanmayacak sayılara ulaşıyor.
Dünyanın pek çok modern ve çağdaş ülkesinde engellilerin hayatını kolaylaştırma yolunda ciddi çalışmalar yapılıyor. Ülkemizde kısaca "Özürlüler Yasası" diye bilinen ve 2005 Temmuz ayında yasalaşan kurallar, henüz günlük hayatı kolaylaştırmaktan uzak. Yasada tüm kamusal alanların yedi yıl içinde engellilerin erişilebilirliğine uygun düzenlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Ancak bu sürenin başlangıcından 1,5 yıl geçmesine rağmen çevremizde bu tür düzenlemeler yapılmadı ya da sayıca belirgin bir artış sağlanmadı. En azından kamusal alanın, başka bir deyişle halkın kullanımına açık alanların, herkesin kullanımı konusunda uygun mimariye sahip olması sağlanmalıdır. Sadece göstermelik düzenlemeler devamlılık sağlamadığı için yine kullanışlı olamıyor.
Engeller
2005-2006 yıllarında Beykent Üniversitesi öğrencilerinin yaptığı araştırmada, İstanbul ilinin, bedensel engellilere yönelik uygulamalarının genelde yetersiz ve eksik olduğu saptandı. Bu araştırmada alışveriş merkezlerinden, hastaneye, tiyatro-sinema-konser salonuna, müze, otel, restoran, kafelerden bankalara, ATM noktalarına kadar günlük hayatta herkesin sık sık kullandığı 40 alan incelendi. İnceleme sırasında bazı kuruluşların araştırma yapan öğrencileri engellemesi de ilginç bir saptama. Günlük yüzlerce, binlerce kişinin girip çıktığı mekânlarda bedensel engelliler için yapılanların bir kısmı da göstermelik kalıyor. Araştırmada, eğimi uygun olmayan pek çok rampa, oturulamayacak kadar yüksek ya da alçak klozet, el yıkanması imkansız lavabo, düğmeleri çok yukarıda olan asansör ve girişlerde sık sık eşiklere rastlandı. Kimi yerlerde engelli tuvaletlerinin kilitli, kimi yerlerde de depo olarak kullanıldığı tespit edildi.
Açık alanlarda da durum pek farklı değil. Özellikle kaldırım rampaları, kırık dökük döşemeler, yol üzeri su olukları, kaldırım işgalleri, çalışmayan sesli geçiş cihazları veya üst-alt geçitlerde mevcut olmayan asansörler, sadece birkaç metre devam edip aniden biten yerden kabartmalı yönlendiriciler vb. Bu durum öğrencilerin toplam 261 engelli ile yaptığı anket sonuçlarında da ifade edildi. Anketi yanıtlayan engellilerin yüzde 68,58'i fiziksel çevreden şikayet etti ve bu nedenle yaşamla bütünleşemediklerini belirttiler.
Doğru örnekler
Araştırmada karşılaşılan doğruları da topluma örnek olacağı düşünülerek belirtmek yerinde olacak. Rahmi Koç Sanayi Müzesi, Hilton Oteli, Profilo Alışveriş Merkezi, Cevahir Alışveriş Merkezi, Caddebostan Kültür Merkezi, Dilek Sabancı Parkı (Beşiktaş), Metro istasyonları öncelikle bedensel engellilerin serbest dolaşımına uygun tasarlanmış.
Unutulmaması gereken bir konu, erişilebilirliğin bir zincir gibi devamlı ve kesintisiz olması gerektiğidir. Halkalardan biri eksik ya da zarar görmüşse erişilebilirlik sağlanamıyor demektir. Başka bir ifadeyle, bir yere erişimde ulaşım aracından kaldırıma, bina girişine, bina içinde dolaşıma, tuvalet vb. ortak kullanım alanlarına, otoparka kadar adım adım her noktanın herkesin kolayca erişebilmesi için tasarlanması gereklidir. Yaşamın her alanında herkes için erişilebilirlik, insan haklarının bir gereği ise eksiklerimizi tamamlamak için yedi yılın bitimi gibi bir süreyi beklemeden, örneğin genel seçimlerin örnek uygulama olarak düzenlenmesi sağlanmalıdır.