Erdoğan tarzı ruhsal aydınlanma

Cumhurbaşkanlığı seçimi hakkında yapılan tartışmaların arasında, Başbakan Erdoğan'ın üst üste yaptığı iki açıklama, hem politik mesaj hem de felsefi göndermeleri açısından gayet ilgi çekiciydi.
Haber: HARUN ÇIRAK / Arşivi

Cumhurbaşkanlığı seçimi hakkında yapılan tartışmaların arasında, Başbakan Erdoğan'ın üst üste yaptığı iki açıklama, hem politik mesaj hem de felsefi göndermeleri açısından gayet ilgi çekiciydi. Almanya'ya giden Başbakan önce makam ve mevkiinin geçiciliğinden dem vurarak, "Bizim derdimiz ne biliyor musunuz? Makamlar mevkiler değil. Bunların hepsi gelip geçicidir. Her zaman söylüyorum; başbakan olsan ne yazar, cumhurbaşkanı olsan ne yazar" dedi ve asıl meselenin millete hizmet olduğunu iddia etti. Ardından da cumhurbaşkanlığının partiler üstü konumuna ithafen, "Parti, lideri öldüğünde ne yapması lazımsa onu yapmalı" diyerek cumhurbaşkanı oluşunun ardından partisinin çizmesi gereken rotaya dair bir sinyal gönderdi.
Art arda yapılan bu iki açıklamadan sonra, "Başbakan'a ilham gelmiş, cumhurbaşkanlığına aday olmayıp kendini tasavvuf yoluna vuracak galiba" diye düşünenler olmuştur. Zira ilk ifadedeki tevekkül, ikincideki tefekkür ile birleşince siyasetin kadim doğasına aykırı bir dinginlik hissi uyandırıyor. Hele bu ifadelerin sahibi, ticari ilişkilerini başbakan maaşının yetmemesiyle açıklayan, kıyaslama yapmak için bir başka ülkenin başbakanına maaşını soran 59. Cumhuriyet Hükümeti'nin başıysa, insanın, bu kadar kısa sürede siyasi hırslarından arınmış bir başbakan karşısında, mutlu şaşkınlığını gizleyebilmesi imkansız hale geliyor.
Tasavvuf, insanın nefsini kontrol altına alarak dünyevi her türlü zevkten arınmasını öngörür. Bu aracılıkla saflaşan kul, şeytanın vesveselerine karşı dirençli hale gelir ve Allah'la bir olma yolunda ilerler. Birliğin olabilirliği konusunda tarikatlar ve akımlar arasında görüş ayrılığı olsa da, hepsinin uzlaştığı nokta insanın hırslarına kapılmadan kanaat içinde yaşaması gerekliliğidir. Bundan dolayı Sufi, açık ya da gizli cihat peşinde koşmaktansa, kendini terbiye etmeye çalışır. Çünkü kişinin nefsini 'ben' demeye itecek bir 'güç' sahipliği, yani iktidar, sürekli kendi peşinden koşulması hırsını tetikler. İktidar asla kaybedilmek istenmez ve iktidar peşinde koşan kişi de bu yüzden Allah'tan uzaklaşır.
Erdoğan'ın ilk ifadesine bakacak olursak, tasavvufun bu temel öğretisinin nasıl da baskın bir şekilde ortaya çıktığını, ama özgürleşip kendi başına ayakta duramadığını görebiliriz. Çünkü Başbakan, bu güzel girişin hemen ardından lafı, İslamcı politikacıların "Halka hizmet Hakk'a hizmettir" sloganını örtük bir şekilde de olsa tekrar etti: Başbakanlık ne, cumhurbaşkanlığı ne; ah şu halka hizmet aşkımız olmasa!
Hani 'halkın zoruyla bu işlere kalkışıyoruz' iddiası olmasa, bir de "Ananı da al git" dediği çiftçinin de bir şekilde gönlünü alsak, bu dünyevi 'makam ve mevki'lerin boşluğu ve önemsizliği iddiası, dünyanın nadiren gördüğü bir feragat hikâyesine dönüşebilirdi.
Erdoğan'ın kitleleri ikna etmeye yönelik bu tevazu hamlesinin, onu diğer liderlerden farklı kılan bir özelliği gösterdiğini söyleyebiliriz. Diğer liderler, bu doğala özdeş tasavvuf aromalı 'vakfetme' yerine politika yapmaya ve yönetmeye olan çılgın zaaflarını, 'bu dünya zaten boş' gibi felsefi bir arka plana bağlamadan, direkt halka hizmet etme aşkı olarak ifade ediyorlardı.
Keza ikinci açıklamaya bakacak olursak ilkini tamamlayan bir yaklaşım görürüz. 'Parti lideri ölmüş gibi davranmak' mesajının alıcısı aslında Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı makamına geçmesi sonrasında ne yapacağını şaşıracak olan partililer değil, aksine cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Erdoğan'ın bu göreve gelmesine karşı olanlardır. Erdoğan bu mesajında nasıl tarafsız bir cumhurbaşkanı olacağını anlatırken, kendi politik macerasında onlarca yıl yol arkadaşlığı etmiş insanları ve kendi ideolojisini bir kenara bırakacağını ve herkese ve her kuruma eşit mesafede duracağını söylüyor.
Ancak yine bu iddianın altında yatan da tasavvuf ehlinin sıkça kullandığı hadislerden birisidir. Hz. Muhammed, nefs ile olan iç savaşı anlatırken "Ölmeden önce ölünüz" demişti. Ölmeden önce ölmek, kişinin her türlü hırs ve şehvetinden ahirete gitmeden önce, bu dünyada, kurtulması anlamına gelir. Bu dilden devam edecek olursak Erdoğan'ın bize vaadi, ideolojik amaçlarından ve hırslarından arınmış, bütün toplumsal kesimlerin çıkarlarını eşit derecede gözeten bir cumhurbaşkanı olacağıdır.
Kazanma hırsının en yoğun yaşandığı alanlardan birisinin politika olduğu düşünülürse, Erdoğan'ın söylemindeki bu köklü değişiklik daha dikkat çekici hale gelir. Kasımpaşa ruhunun ve ağzının sınır bilmez kabadayılığının, hem içerik hem de -kısmen- tarz olarak Sufi söylemin insancıl, anlayışlı ve geniş görüşlü bakış açısına bu kadar hızlı biçimde dönüvermesi epeyce şaşırtıcıdır. Bu dönüşün zamanlamasının, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ortaya çıkan kamuoyu tepkisiyle, Cumhurbaşkanı'nın ve Genelkurmay Başkanı'nın ifadesiyle ilgili olup olmadığını tartışmakta özgürüz.
Benim gibi pek çok insanın gönlünden geçtiğini bildiğim mesele ise, yelpazenin neresinde olduğunu unutmuşa benzeyen bazı sosyal demokrat liderlerin de, Erdoğan'ın yaşadığı bu Budavari derin meditasyon aydınlanmasıyla, hizipçiliği bırakıp kucaklayıcı olmalarıdır. "Demokratlığından ne gördük ki, mutasavvıflığından ne bekleyelim!" demeden, halihazırda 'Doğan görünümlü Şahin'e (Weber'ci anlamda geleneksel-karizmatik-modern lider sınıflandırmasının, Türkiye gibi sanayileşme sürecinden geçmemiş ülkelerde çuvallamasına istinaden) dönmüş olan parti liderliğinin bu yeni yorumunu kucaklayacak bir sosyal demokrat parti başkanı, neden sosyal demokrasinin özünü oluşturan 'liderin-koltuğa-yapışmadığı-parti-modeli'ni hatırlayıp solu birleştirmesin ki?
Sanırım bu kadar Sufizm lafının sonuna, o düstura yakışan bir söz layık düşer. Üniversitede çalışırken asistanlığını yaptığım çok değerli bir hocamın tanıştırdığı, tasavvufun büyük ustalarından Ataullah İskenderâni'nin, bundan yüzyıllar önce Hikmetler Kitabı'nda ifade ettiği gibi: "Sana verilmeyeceğini bildiğin şeyden hürsün, sana verilmesini tamah ettiğin şeyin ise kölesisin".