Eşsiz Anadolu

Geçen hafta, bir Türk bilimkadını olan Prof. Dr. Erksin Güleç sayesinde insanoğlunun Afrika'da doğduğuna şahit olmuştuk. Bu hafta da sayesinde yeni bir bilgiye ulaştık: "Dünyaya yayılırken Anadolu'dan geçmişiz".
Haber: ZAFER KANTAR / Arşivi

Geçen hafta, bir Türk bilimkadını olan Prof. Dr. Erksin Güleç sayesinde insanoğlunun Afrika'da doğduğuna şahit olmuştuk. Bu hafta da sayesinde yeni bir bilgiye ulaştık: "Dünyaya yayılırken Anadolu'dan geçmişiz".
Ankara Üniversitesi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Antropoloji bölüm başkanı Prof. Dr. Erksin Güleç'in, yıllardır ABD Kaliforniya'daki Berkeley Üniversitesi ile beraber yürüttüğü antropolojik kazılarda, insanoğlunun yaklaşık 5 milyon yıl evvel orta Afrika ülkesi Etiyopya'da var olmaya başladığını ispatlamış ve tüm dünyanın kabul ettiği başarıya imza atmış biri olduğunu geçen haftaki yazımızda anlatmıştık. Bu bilimkadını sadece Afrika ile sınırlı kalmayıp, ilk insanların daha sonra nereye doğru göç ettiklerini ve o zamanki yeryüzünün nasıl bir bitki tabakasına sahip olduğunu bulmak için çalışmalarını genişletiyor ve bakın ne sonuca varıyor.
Milyonlarca yıl evvel görülen global soğuma ile birlikte, Doğu Afrika'nın büyük bir bölümünün yükselmesiyle oluşan jeolojik hareketlenmeler, Afrika'da yağış miktarının azalarak tropikal ormanların yerini çöllerin almasına neden olmuş. Bu dönemde Afrika'da yaşayan insanoğlu, değişen çevre şartlarında hayatta kalmasını sağlayabilecek adaptasyonlar kazanarak değişmiş. Dik yürümekle beraber, henüz ağaç yaşamını terk etmemiş olan insan cinsinin bu ilk örnekleri ('Hominoid'), alet yapabilen ve ateşi kullanan modern insana kadar geçen süreç içinde, dünyanın hemen her bölgesine ulaşarak yaşamlarını sürdürmüşler. Artık 'Homo Erectus' adını alan insanoğlu'nun evrimindeki en önemli olay, Afrika'dan çıkarak Asya ve Avrupa'ya gerçekleştirdikleri göçün ardından, dünyaya yayılışıdır. Afrika ile sınırlı olan insan türü ve geliştirmiş olduğu alet kültürünün Avrupa'ya ve Asya'ya yayılışına ait en eski kanıtlar, Gürcistan'da bulunan ve 1.7 milyon yıl önceye tarihlendirilen buluntular olmuş. Bu bulgular Afrika'dan Avrasya'ya göçün tahmin edilenden çok daha eskilere uzandığını gösteriyor. İşte Erksin Güleç ve ekibi bu göç yolları üzerinde bulunan Anadolu'daki insan varlığına işaret eden kalıntıları çeşitli yörelerde tespit ediyor.
Üçağızlı Mağarası
İnsanoğlunun izlediği yolları, fosil kalıntılar başta olmak üzere bıraktığı taş aletler, süs eşyaları, avladığı canlılara ait kalıntılar sayesinde ortaya çıkarabilmek için, bu döneme ait düzenli kazı çalışmalarının yapıldığı ve kesin tarihlendirmenin verilebildiği ender araştırma alanlarından biri, Hatay ili Samandağ ilçesinin 12 km güneyinde, Suriye sınırına oldukça yakın bir bölgede yer alan Üçağızlı Mağarası.
Bu mağarada Arizona Üniversitesi'nin de katılımıyla Prof. Dr. Erksin Güleç, 1997 yılında kazılara başladı. Ve en son, mağarada taş aletlerle birlikte, Doğu Afrika'dan Batı Asya'ya göç eden ilk modern insanın bu bölgedeki yoğun izler bıraktığını belgeleyen, deniz kabuklarından yapılmış süs eşyalarını buldu. Üçağızlı Mağarası'nda ayrıca yaban keçisi, karaca, kızıl geyik, yaban öküzü, yaban domuzu, tilki, ayı, kaplumbağa ve yabani tavşan kalıntıları bulundu. Mağarada az sayıda da olsa, büyüklü küçüklü kuşlara ait kalıntı da tespit edildi.
Erksin Güleç başkanlığındaki uluslararası antropolog ekibi ayrıca, orta Anadolu'daki Sivas Hayranlı ve Konya Dursunlu köylerinde yaptıkları kazılarda 900 bin yıl önce bu alanda yaşayan 'homo erectus' türüne ait kanıtlar sayılabilecek kuvars taş aletlerin yanı sıra su aygırı, fil, dev geyik, iki at türü, gergedan, bizon, dev kunduz, etçiller, domuz, kaplumbağa, çeşitli kuş türleri, kurbağa, balık ve birçok küçük memeli türünü içeren 800'ün üzerinde fosil buldu. Bu da, çorak orta Anadolu'nun, o zamanlar bu tür hayvanların yaşadığı, sulak arazileri, suları ve ormanlarıyla, faunası çok zengin bir yer olduğunu gösteriyor. Göç sırasında Anadolu'dan çeşitli zamanlarda geçen gruplardan Asya'ya gidenler, bugün Endonezya, Borneo ve Sumatra adalarında yaşayanlara atalık etmişler.
İşte, Anadolu, insanoğlunun binlerce yıllık kültürel tarihine ışık tutan ve her yerinde geçmişin zenginliğinin biricik kanıtlarını bizlere sunan Asya ve Avrupa arasında eşsiz bir bölge. Sahip olduğu konum sadece insan kültürü için değil, milyonlarca yıl önce yaşamış canlıların Asya, Afrika ve Avrupa kıtaları arasında takip ettikleri göç yollarından biri olması açısından da önemli. İnsan atalarının ve diğer birçok memelinin göçlerine de tanıklık eden bu topraklardan geriye, paleontolojik ve paleoantropolojik araştırmalar için çok önemli, zengin bir fosil miras kalmış.