Ezginin seyir defterinden

Artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek isteyen bir grubun seslendirdiği Sabah Türküsü, gözlerimize dolmuştu bir gün, güneşten önce. Sonra o ılık senfoni...
Haber: AYNUR ULUÇ / Arşivi

Artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek isteyen bir grubun seslendirdiği Sabah Türküsü, gözlerimize dolmuştu bir gün, güneşten önce. Sonra o ılık senfoni, gençliğimizin gölgesi gibi izledi başka başka ezgilerle günlerimizi. İsmini taşıdı, "Ezginin Günlüğü" oldu hep gönül günlüklerimizde sesi. İçindeki hüzün, esir aldı duyargalarımızı. Bir Azeri türkünün nağmelerinde döküldü duygular bir gün, başka bir gün bulutların asfaltında uçan martı olduk onlarla. Ağzımıza yaklaştırdığımız kadehten seslendi bir ses; "içme sakın o şaraptan". Yağmur böyle başladı, ince bir sızıya kavuştu yüreğimiz. Zeytinlikler içinde uzattık ellerimizi. Döndü dünya. Biraz düşlerimize eğilince, o gün çiçeğe su vermeyi unutunca, kalbimizdeki rengi büyütünce, içimizde bulduğumuz "sen"deki sevecenliğe bayıldık. Bir kuş kondu badi parmağımıza, bir gece vakti. Ceplerimizden hacıyatmazları boşaltıp elimizi aşka uzattık ritimlerinde şarkılarının. Mor mor mor leylaklar doldu parmaklarımıza. Aldırmadık, "sevdadandır" dedik. Elimizdeki anahtar boşunaydı çünkü, ışığımız kilitlenmezdi ki bizim.
Çeyrek asırdır bizimle
Çeyrek asırlık bir süredir yaşamımızda olan Ezginin Günlüğü, ezgilerle dolu bu 25 yılı simgeleştirmek adına, tam da onlara yakışır bir incelikte hazırlanmış Çeyrek isimli albümleriyle gündemimize girdi, bugünlerde. Uzun süredir grubun çıkaracağı albümü merakla beklerken, bir kitabevinde gördüğüm resme takıldı gözlerim. Bir bölümü alınmış elmanın içinden bana gülümseyen kulak resmi, kime ait olduğunu henüz algılamamışken meyvenin olgunluğundan yola çıkıp müziğin davetine dek ne çok şey söyledi bana. Ancak resimden gözlerimi ayırıp da, satıcıya Ezginin Günlüğü'nün albümünü sorduğumda, "bir süredir incelediğiniz albüm ya" cevabını alınca algıladım, elmanın altında yazan ismi. Bu doğaçlama test, yıllardır onların peşinde geçen gönüllü sürüklenişimin hiç de haksız yere olmadığının ispatı gibiydi. Albümü edinmenizi şiddetle tavsiye ederim. Dinlemeye başladığınızda Ezgi'nin seyir defterinde başlayan yolculuğunuzda Candan Erçetin'den Fuat Saka'ya, Yavuz Bingöl'den Bulutsuzluk Özlemi'ne kadar kimler eşlik etmeyecek ki size... 25 değerli yorumcunun kendi ses ve müzik tarzına uygun şekilde Ezginin Günlüğü şarkılarıyla birebir buluştuğu albümde kendini artırmış bir merak ve bir sonraki şarkıda sizi bekleyen sürpriz yorumlarla günün yorgunluğu uçup gidecek üstünüzden. Sezen Aksu, "Gitme gitme, el olursun sevdiğim" derken, Bülent Ortaçgil'in parmakları dokunmak isteyecek sevdiğine. Barış Akarsu'nun da bir şarkıyla katılmış olduğu çalışmada Vokaliz, Ayşe Tütüncü ve Hüsnü Şenlendirici'nin yorumları, özellikle ilgiye değer. Albümdeki diğer isimler arasında, Aşkın Nur Yengi, Sabahat Akkiraz, Gürol Ağırbaş, Göksel, Grup Gündoğarken, Mirkelam, Vasiliki, Yaşar ve Levent Yüksel bulunuyor. Sunay Akın, albüm finalinde grup için hissettiklerini dillendirdiği şiirinde hisse senetleri ile değil, hissi senetlerle buluşmaktan söz etmiş. Ben de, Feridun Düzağaç "Mutlu olmak varken bu dünyada" diyerek şarkısını seslendirirken sözleri kendime uyarladım: "Ezginin Günlüğü'nü dinlemek varken bu dünyadaaaaaa."
Çeyrek/Seyhan Müzik