Fabrika kızı

Factory Girl/Edie (George Hickenlooper) nihayet gösterimde. Filmimizin isminin Türkçe karşılığı (Fabrika Kızı) Alpay'ın ünlü şarkısını hatırlatsa da, baş kahramanımız Edie Sedgwick, fabrikada tütün saran emekçi bir tazeden çok daha farklı bir karakter.
Haber: NİLAY ULUSOY ÖNBAYRAK / Arşivi

Factory Girl/Edie (George Hickenlooper) nihayet gösterimde. Filmimizin isminin Türkçe karşılığı (Fabrika Kızı) Alpay'ın ünlü şarkısını hatırlatsa da, baş kahramanımız Edie Sedgwick, fabrikada tütün saran emekçi bir tazeden çok daha farklı bir karakter. Milletçe sanata ve özellikle de modern sanata pek düşkün olmadığımız bir gerçek. Fakat eli kalem tutanlarımızın büyük bir çoğunluğunun aklına, modern sanat denince gelen ilk üç, beş kişi arasında Andy Warhol'un ismi mutlaka gelir. Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısına damga vuran "Pop-Art" akımının yaratıcısı Warhol, çağının Marilyn Monroe, Elvis Presley gibi en büyük pop ikonlarını "popun popu" bir alegoriyle tekrar kullanıma soktuğu renkli illüstrasyonları (-ki Çin'de tanrılaştırılarak yüceltilen Mao Zedong'u bu renkli illüstrasyon serisine sokarak 20. yüzyılda artık inanç ve kavramların da popüler olmadan yaşayamayacağını esprili bir şekilde dile getirir) ve tüketim toplumunun her gün kullandığı ürünlerin, artık bu topluma ait birer sanat ürünü olduğu görüşünü canlandırdığı Campbell's çorba kutularını işlediği illüstrasyonları ile tanınıyor. Öte yandan 20. yüzyılın ruhunu bu kadar iyi çözen bir sanatçının ününü reklam ve sansasyonlarla perçinlemesi de kaçınılmazdı. Öncelikle beyaza boyadığı saçları ve siyah gözlükleri ile yarattığı ikonlarla yarışacak görüntüsü sayesinde dikkatleri üzerine çeken Warhol, "Factory/Fabrika" adını verdiği atölyesinde çektiği, 60'lar için oldukça pornografik kaçan filmler, uyuşturucu ve özgür seksin doruklarının yaşandığına dair dedikodular ile ününe ün kattı.
Zengin aile kızı
Günümüzde dahi oldukça avangard kaçan Warhol filmlerinin bir dönem "süperstar"ı olan Edie Sedgwick'in ünü ülkemiz sınırlarına epey geç geldi. Zengin bir ailenin, uçarı ve güzel kızı olan Edie Sedgwick, Andy Warhol'un gözünü kısa bir sürede boyuyor. Bu ihtiraslı arkadaşlık, bir dönem reklama açık verimli bir beraberliği doğursa da, bir süre sonra iki taraf için de doyurucu olmaktan çıkıyor. Michael Jacksonvari kırılgan bir görüntünün altında oldukça güçlü ve hatta biraz da acımasız bir kişilik taşıyan ve sanatsal dehası ile yaşamını pekiştiren Warhol'un karşısında, güzel ve zayıf görüntüsüyle Edie yok olmaya mahkum kalıyor.
Amerikan popüler kültürünün en çok para yediği müesseselerden biri olan "Hızlı Yaşa Genç Öl" sloganının parlak örneklerinden biri olan Edie Sedgwick hakkında pek çok şarkı yapılsa da, nedendir bilinmez bugüne kadar hiç film yapılmamış. Belki de bu role zengin aile, güzel ve içi pek doldurulmamış görüntüsü ile tıpatıp uyan Sienna Miller'ın Hollywood sahnesine çıkması beklenmiştir. Gerçekten de Miller hazin sona düşmeyecek çağımızın akıllı süperstarlarından biri olsa da, Edie rolüne kendini kaptırmış gibi görünüyor. Hatta öyle kaptırıyor ki filmde aşk yaşadığı Bob Dylan karikatürü Billy Quinn'i canlandıran "Anakin" Hayden Christensen ile aşk yaşamaya bile başlıyor. Yıldırım aşkı ile hararetlenen aşk sahnelerinin gerçek olduğu dedikoduları ile Warhol'umsu bir reklamla ilgi uyandıran film için genelin ortak bir kanaati var ki, o da vasat bir film olduğu. 60'ların çiçek çocuk mantığının günümüzde klişe halini alması nedeniyle acı bir karikatür haline dönüşen sahnelerin yanı sıra filmdeki hiçbir karakterin yeterince ve doğru işlenememesi sonucu bir Amerikan filminden beklenen yakınlaşma ve empati Edie'de yaratılamamış. Andy Warhol gibi ilginç bir ikon ise, aslında başarılı bir oyuncu olan Guy Pearce tarafından ne yazık ki kişileştirilmekten çok parodileştirilmiş.
26. İstanbul Film Festivali ve 14. Altın Koza Film Festivali kapsamında gösterildikten sonra bir yıl gecikmeyle sinemalarda vizyona giren Edie biraz acımasız bir film. Çünkü çağının Marilyn Monroe'su olarak çekiciliğiyle ünü günümüze kadar gelen, bundan da öte pek çok önemli sanatçının ilham kaynağı olan bu naif genç kızı; uyuşturucu alışkanlığındaki, kişiliğindeki ve aile ilişkilerindeki derinliği ile vermek yerine bir "kullan-at kız" olarak yansıtmayı tercih etmiş. "Pop"üler olan her şeyin yüzeysel ya da gelip geçici bir değer olmadığını düşünen benim gibiler için Edie biraz havada kalan bir film...

NİLAY ULUSOY ÖNBAYRAK: Dr., Marmara Üni.