Fiyortlarda gizli bir sığınak

İzlandalı post-rock grubu Sigur Rós'un 1997 tarihli ilk albümleri Von ve bu albümdeki parçaların remikslerinin yer aldığı Von brigği'nin (1998) ardından ülkeleri dışında çıkan ilk single'ları Svefn-G-Englar (1999) NME dergisi tarafından haftanın albümü seçilmiş, özellikle İngiltere'de ve...
Haber: N. BUKET CENGİZ / Arşivi

İzlandalı post-rock grubu Sigur Rós'un 1997 tarihli ilk albümleri Von ve bu albümdeki parçaların remikslerinin yer aldığı Von brigği'nin (1998) ardından ülkeleri dışında çıkan ilk single'ları Svefn-G-Englar (1999) NME dergisi tarafından haftanın albümü seçilmiş, özellikle İngiltere'de ve kısmen de ABD'de basının övgülerini alan grup 2000'de Radiohead'in alt grubu olarak kült bir konumun temellerini atmıştı. Sigur Rós'un ufuk çizgilerinden yankılanan o buz mavisi senfonik, minimalist deneysel rock müziği Norveçli Edward Munch'un özellikle Kumsaldaki Kız (1896), Kış Manzarası (1906), Kış, Kragero (1912), Beyaz Gece (1901), Kırmızı Ev ve Ladinler (1927) gibi tablolarındaki görüntülerin seslere dökülmüş hali gibidir. Ya da, İzlandalı yönetmen Dagur Kàri'nin ülkemizde Buzdan Hayaller ismiyle gösterilen filmindeki karelerin...
Huzurla kasvetin birlikteliği
Sigur Rós bir yanıyla, özellikle Birgisson'un ses rengi ve vokal teknikleri ile gitar soun'du açısından Radiohead'le yoğun paralellikler gösterirken, diğer yandan da son derece stilize biçimde içerdiği İskandinav black metali etkilerinden beslenen, alabildiğine özgün müziğiyle bu kült kimliğin altını başarıyla doldurdu. İkinci albümleri Âgætis Byrjun (1999) grubun yaratıcı enerjisinin vaatlerle dolu olduğunu ispatlıyordu. Üç yıl sonra çıkardıkları albüm ve şarkı isimleri olmayan, kitapçık sayfaları boş ( ); sinematik müzikleri felsefi derinliklerden beslenen Sigur Rós'un sofistike ruhunu cesurca yansıtırken, grubun müziği de gelişmeye devam ediyordu. Takk... (2005) da ağır ağır çoğalıp sarsıcı zirve noktalarına çıkan şarkı yapılarıyla Sigur Rós müziğinin karakteristik özelliklerini taşıyordu: Akustikle elektroniğin olduğu kadar, dinginle saldırganın, huzurla kasvetin bağımlılık yaratan uyumunu...
Hvarf-Heim: Eve dönüşün öyküsü
Sigur Rós kısa bir süre önce, iki CD'den oluşan bir duble albüm yayınladı. İki ayrı kapağı olan albüm Hvarf (kayıp, sığınak) ve Heim (yuva) adlı iki ayrı derlemeden ibaret. Hvarf, Sigur Rós'un daha önce yayınlanmamış beş parçasının stüdyo kayıtlarını, Heim ise grubun altı parçasının yeni akustik hallerinin canlı kayıtlarını içeriyor.
Bu albümün çıkış hikâyesi ise hayli ilginç. Grup, 2006'daki dünya turnesinin ardından kendi ülkesinde bir dizi ücretsiz konser düzenliyor ve 16 farklı mekânda gerçekleştirdikleri ve kariyerlerinin en büyük ve en küçük konserlerini içeren bu turneyi de filme alıyor. Sonuçta ortaya dört albümde yer almış şarkılarla, daha önce hiç duyulmamış şarkıları içeren 97 dakikalık Heima (yuva, yuvaya dönüş) adlı bir belgesel film çıkıyor. Grup baştan itibaren bu filmin bir albümle birlikte çıkmasını istiyor ama albümün akustik konsepti, konser verdikleri bazı yerlerde elektrik olmamasından doğuyor. Kendi ifadeleriyle kimi zaman hayalet şehirlerde, tutunamayanların sanat tapınaklarında, ulusal parklarda, vahşi doğanın içinde bir yolculuk var bu filmde, ama grubun memleketi Reykjavik'de verdiği, tarihlerinin ve İzlanda tarihinin en büyük konseri de sığıyor bu yolculuğa...
Hvarf'daki altı parçadan ilk üçü daha önce hiçbir albümde yer almamış. Salka Birgisson'un uçucu vokalleri ve yumuşak gitarlarla aydınlığa açılan bir mavi karanlık içinde açılışı yapıyor, Radiohead'in Karma Police albümüne direkt referanslarla Hljomalind o puslu aydınlık içinde yuvalarına doğru süzülen göçmen kuşları getiriyor sinemaskop atmosferinde. İ gaer doom gitarlarla geceyi siyahın en güzel tonlarına boyuyor. Onar dakikalık uzunluğa yaklaşan Von ve Hafsol'da kemanlar, gitarlar synthler Birgisson'un operatik vokallerinde İzlanda dilinin masalsı çağrışımlarla bezeli fonetiğiyle birleşerek hipnotize ediyor dinleyeni. Hvarf ne kadar gitarlarla Birgisson'un büyüleyici vokalinin uyumuysa, Heim da o vokalin piyanoyla uyumunun ürünü. Coldplay'in en serin hallerini anımsatan piyano tuşelerine karışan kemanlarla Samskeyti ve Staralfur'un ardından Vaka'da orglar öne çıkıyor. Âgætis Byrjun ve Heysatan'ın ardından, Von'un akustik versiyonu o masal dünyasını ebedileştirircesine ağır ağır kapatıyor albümü, kemanlarla birleşen vokalle... Yani, Sigur Rós, çocukluğun buzdan heykeller arasındaki düşlerini özleyenlere büyüleyici şarkılardan geçitler sunmaya devam ediyor. Kar kokusu ve mavi karanlıklar içinden...
Sigur Rós/Hvarf Heim/EMI