Fransa'da Ermeni Yılı, Sarkis, göçmenler

2007 yılı Fransa'da 'Ermeni Yılı' ilan edildiği için dünya sanatının gözbebeği Paris, en ünlü müzeleri, sanat kurumları, galerileri ile hem Ermenistan'ı, hem Ermeni sanatçıları tanıtan, onurlandıran pek çok projeye bir yıl boyunca ev sahipliği yapacak.
Haber: CEMAL AKYÜZ / Arşivi

2007 yılı Fransa'da 'Ermeni Yılı' ilan edildiği için dünya sanatının gözbebeği Paris, en ünlü müzeleri, sanat kurumları, galerileri ile hem Ermenistan'ı, hem Ermeni sanatçıları tanıtan, onurlandıran pek çok projeye bir yıl boyunca ev sahipliği yapacak. Etkinliklerin sloganı Armenie, Mon Ami/Arkadaşım Ermenistan, en önemli sergi de Louvre Müzesi'ndeki Armenia Sacra/Kutsal Ermenistan sergisi. Jannic Durand'ın küratörlüğündeki bu sergi 4. yüzyıldan 19. yüzyıla kalan yapılmış dini temalı resimleri, başta binbir mücevheratla süslü haçlar olmak üzere, sanatsal dini sembolleri biraraya getiren Fransa'da şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı Ermeni sanatı sergisi. Kutsal Ermenistan sergisinin gözalıcı posterleri otobüs duraklarından kitapçılara kadar Paris'in bütün mekânlarına asılmış, meraklılarını bekliyor.
Ancak bizim açımızdan en önemli sanatsal olay 2007 Ermeni Yılı kapsamında İstanbullu Ermeni sanatçı Sarkis'in Louvre'a kapsamlı bir sergi için davet edilmiş olması. Uccello, Grünewald, Munch ve Beuys'la Buluşma adlı çalışması, 21 Mayıs 2007 tarihine kadar Louvre Müzesi'nde sergilenecek. Bu sergi Kutsal Ermenistan sergisinden çok farklı. Uccello ve Grünewald'ın 15. ve 16. yüzyıldan kalma dini tabloları Sarkis'in dokunuşuyla kavramsal sanatla buluşuyor. Norveçli usta Munch'un meşhur çığlığı ise Sarkis'in çocukluğunda görür görmez sanatçı olmaya karar verdiği resim olması açısından çok önemli. Louvre Müzesi herkesin La Jaconde/Mona Lisa'yı, yani bildiğimiz Mona Lisa'yı görmek için gittiği bir yer, Paris'in en klasik sanat mekânı. Sarkis işte bu ağır mekâna alabildiğince modern, kavramsal, görenleri şaşırtan bir soluk getirmiş.
Prof. Ali Akay, 29 Mart tarihli Radikal'deki yazısında Sarkis, Paris'te her yerde demişti, az bile söylemiş. Gerçekten Bourdelle Müzesi'ndeki sergisi, Pompidou Merkezi Modern Sanatlar Müzesi'ndeki koleksiyonun kalıcı parçası olan eserleri, tüm kitapçılarda hakkında yazılmış pek çok monografi, şehrin her yerindeki afişleri, müzelerde verdiği konferansları, gazetelerdeki ropörtajları ile sanatçımız her yerde gurur kaynağımız oluyor. Eğilim isimli sergisinin açıldığı Bourdelle Müzesi, Bercy semtinde şirin bir müze. Hayatı boyunca Rodin'in gölgesinde kalmış, ancak Giacamotti başta olmak üzere modern heykel sanatının en önemli isimlerinin ustası Antoine Bourdelle'e (1861-1929) adanmış bir müze. Hak ettiği sanatsal itibara ailesinin yoğun çabaları sayesinde ancak ölümünden sonra ulaşabilen Bourdelle'in bir zamanlar yaşadığı ev ve çalıştığı atölyeler, dolaştığı bahçeler, Portzamparc gibi modern mimarların sonradan yaptıkları ek binalarla desteklenerek gözlerden ırak ama gözkamaştırıcı bir müzeye dönüştürülmüş.
Sarkis, Louvre'da yaptığı şeyi Bourdelle Müzesi'nde de yapmış. Bir defa, klasik heykel sanatının abidesi gibi bir mekânı modern sanat cazibesi haline getiren işlerle donatmış. 2003 yılında kendi atölyesinde çektiği altı dakikalık Başlangıçta Işık Vardı adlı video filmi sanatçının çalıştığı mekândaki objelerin negatif yansımaları. Şekerliklerde 41 Suluboya Bombası adlı yerleştirmesi, 41 ayrı renkteki suluboya kavanozu ve 41 küçük porselen şekerlikte o renklerden bir parça pigmentin sergilendiği bir eser. Pénelope Gün Batarken Aynalar No. 5'i Dinliyor adlı yerleştirme ise Antoine Bourdelle'in Pénelope heykelinin de katılımıyla ortaya çıkarılmış, rengarenk kloş bir etek giydirilmiş ve parfümler sıkılmış Pénelope, Maurice Ravel'in 'Aynalar No.5' piyano sonatını dinliyor.
Louvre Müzesi'ndeki sergisine Patrick Neu'yu davet eden Sarkis, Bourdelle'deki sergisinde başka bir genç sanatçıyı Jean-Marie Perdrix'i yanına almış. Yambaplast projesi ile Sarkis'in Eğilim sergisinde yer alan Perdrix, Burkino Faso sanatından etkilenen çalışmalarıyla katılmış sergiye. Siyah plastik torbaları eriterek yaptıkları totem figürlere yaba adını veren Burkino Faso'lu ham sanatçılardan öğrendiği tekniği uygulayan Perdrix, objelerini atık malzemeleri dönüştürerek elde etmiş. Yaba projesinin sergilendiği odada Burkino Faso'luların çöplerden geri dönüştürme çalışmalarını anlatan bir belgesel film de gösteriliyor.
Sevilen azınlık
Fransa, uzaktan bakıldığında göçmenlerin olay çıkardıkları, durmadan araba yaktıkları, istikrarsız bir ülke gibi yansıtılmaya çalışılsa ve aşırı sağcı Fransız politikacıların oy avcılığında günah keçisi olarak malzeme yapılsa da, yakından bakıldığında durum biraz farklı. Kaçak göçmenler, hırsız muamelesi görüp adi suçlularla birlikte son derece insanlık dışı koşullarda hapishanelere ya da kafeslere kapatılma uygulamalarının kaldırılması için mücadele veriyorlar. Yasal göçmenler, yıllardır maruz kaldıkları ayrımcılığın sona ermesi için mücadele ediyorlar. Onların üzerine düşen en büyük görev yeni nesillere Fransızca'yı çok iyi öğretmek, eğitim haklarından sonuna kadar yararlanmak, oy verme hakkına kavuşmak. Fransa'da milliyetçilik hiçbir zaman hız kesmese de hızla gerçekleşen entegrasyonun önüne geçmek artık mümkün değil. Ermenilere gelince, onlar Fransa'da oldukça sevilen bir azınlık. Oy verme hakkına sahip çok güçlü 440 bin kişilik bir Ermeni halkı var. Biz, biraz da haksızlık yaparak onları hep Ermeni lobisi olarak gördük. 2007'nin Fransa'da Ermeni Yılı ilan edilmesi, Türkiye'de pek çok kişinin kaşını havaya kaldırmasına sebep olabilir. Ancak Fransa'da 2009 Türk Yılı olarak kutlanacak. Ustamız Sarkis'in dileği bunun bir fırsat olarak değerlendirilmesi, Fransa'nın, Türkiye ve Ermenistan'dan sanatçıları ortak projeler üretmek için çağırmalarını istiyor. Pek çok platformda kapanan diyaloğun yolu belki de sanattan geçiyor. Ancak her halükarda Türk sanatçıların 2009 yılı için Fransa'ya sunacakları çok şey var.