Futbol filmi değil!

Yönetmen Douglas Gordon ısrarlı. "Bu bir Real Madrid ya da futbol filmi değil. Bu çalışan bir adamın portresi". Bağımsız filmler festivali !fistanbul'un "Hit Filmler" bölümünde en çok izleyici çekmeye...
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

Yönetmen Douglas Gordon ısrarlı. "Bu bir Real Madrid ya da futbol filmi değil. Bu çalışan bir adamın portresi". Bağımsız filmler festivali !fistanbul'un "Hit Filmler" bölümünde en çok izleyici çekmeye adaylardan 'Zidane: A 21st Century Portrait/Zidane: Bir 21. Yüzyıl Portresi' gerçekten de pek futbolla sınırlı değil. 90 dakikalık maç boyunca sadece Zidane'a odaklanmasına rağmen!
'Zidane: Bir 21. Yüzyıl Portresi', daha önceki işleri genelde galeri sınırlarında kalan İskoç yönetmen Douglas Gordon'la Cezayir asıllı Fransız Philippe Parreno'nun ortak projeleri. Zinedine Zidane, Real Madrid forması giydiği dönemde Villarreal karşısında çıktığı lig maçında 17 senkronize kamera ve 150 kişilik bir ekip tarafından izleniyor. Ne Beckham ne de başka bir Real Madrid starı sahne çalıyor. Film, 90 dakika boyunca Zidane'a odaklı. Sadece bir kereliğine, tam o saatte dünyanın farklı noktalarında neler olduğunu göstermek için saha sınırları dışına çevriliyor. Saha içinden duyulduğu şekliyle tezahüratları, krampon seslerini, Zidane'ın nefes alıp verişini sadece Mogwai'in doğaçlama müziği kesiyor. Oyuncunun önceki demeçlerinden parçalar, altyazıyla veriliyor.
Bu, yapanı için zorlayıcı, seyredeni için sıradışı deneyin yaratıcılarından Douglas Gordon'a art arda telesekretere muhatap olduktan sonra bağlanmayı başarıp, niye özellikle Zidane'a 90 dakika ayrıldığını soruyoruz. "Zidane her zaman için bir bilinmeyen. 90 dakika dışında bizim için yok. Maçtan önce ya da sonra ne yaptığını bilmiyoruz. Neredeyse mükemmel bir futbol oyuncusu. Ronaldo veya Beckham gibi starların yanında hangi gece kulüplerine gittiğini vs. bilmiyoruz. İlgimizi bu çekti."
Gordon da ortağı Parreno da, seyir alışkanlıklarımızı hedefleyen işler üretiyor. Turner ödüllü Gordon'un en sözü edilen çalışmalarından biri, Hitchcock'un 'Psycho/Sapık'ını yavaşlatarak 24 saate yaydığı '24 Hour Psycho'. Dolayısıyla 'Zidane: Bir 21. Yüzyıl Portresi' de ister istemez insanda zamanla, kalıplarla oynanacağına dair bir beklenti yaratıyor. Sadece Zidane'a odaklanıldığında futbol maçı bildiğimiz şeklinden çıkıyor.
Zaten Gordon da fikrin, futbol maçıyla uzun metrajlı bir filmin aynı uzunlukta olmasını fark ettiklerinde çıktığını söylüyor. Tabii asıl çekici olan, her zamankinden değişik bir mecrada çalışma olanağı. "Farklı bir medyumda çalışmak ama topun ilk atılışından oyunun bitişine kadar süren sıkı bir yapıya bağlı kalmak güzeldi". Öncesinde, Zidane'ın maçın ortasında kırmızı kart görme veya sakatlanma olasılığı endişelendirse de muhtemelen bunlarla da başa çıkacaklarını söylüyor.
Futbol sadece iş
Çalışan bir adamın 90 dakikalık portresini çıkarmak için Zidane biçilmiş kaftan. Zaten oyuncunun da projeyi kabul etme hikâyesi, bu seçimin ne kadar yerinde olduğunun kanıtı. "Sanırım başta hayır diyecekti ama tanıştığımızda futbol hayranları gibi davranmadığımızı görünce muhtemelen şaşırdı. Ondan imza istemedik, çok profesyonel davrandık. Bunun çalışan bir adamın portresi olacağını, bu anlamda futbolun da sadece iş olduğunu söyledik".
Belli ki Gordon'la Parreno'nun üslubu, Zidane için de farklı bir deneyimin yolunu açmış, orada burada ismi sürekli zikredilen oyuncu, ilk kez karşısında gerçekten kendini gördüğünü hissetmiş. "Çeşitli aşamalarda ona (Zidane'a) beş altı kere seyrettirip ne yapmaya çalıştığımızı gösterdik. Filmi seyreden ilk kişi oydu. Tepkisi çok dokunaklıydı. 35 milimetrelik bazı çekimleri ilk gösterdiğimizde çok duygulandı. 'Gazetede, televizyonda kendimi neredeyse her gün görüyorum ama kendimi tanıyamıyorum. Ama bu portrede gerçekten kendimi görüyorum. Bu gerçekten benim' dedi. Bunu duymak etkileyiciydi".
Zidane'ı yakın dönemde neredeyse her gün gazetelere, televizyonlara çıkaran, onu futbol sınırlarının dışına taşıyan, jübilesindeki malum kafa atma hadisesi. Gordon, oyuncunun Dünya Kupası finalinde Marco Materazzi'ye attığı kafanın sarsıntısının, filme ilgiyi artırıp artırmadığı sorulduğunda gülerek "Tabii ki" demekle yetiniyor. Belli ki bu ilgi, filmin "sadece çalışan bir adamın portresini çıkarma" amacıyla ironik bir tezat oluşturuyor. Ne var ki portresi çıkarılan Zidane olunca ortaya çıkan sonuç da bu amacın sınırlarını aşıyor. Zira Zinedine Zidane, futbol hayranları dışındakilerin de malumu olan etkileyiciliğiyle 'Zidane: Bir 21. Yüzyıl Portresi'ni görülmesi farz bir deneye dönüştürüyor. Gordon ile Parreno, sahada Zidane'a odaklandıkça oyunun sınırları da genişliyor.
Film, 20 Şubat 21.30'da ve 23 Şubat 19.00'da AFM Fitaş'ta.