Gadir-i Hum Bayramı

Çoğu tarihçilere göre Hz. Muhammed, veda Haccı'nı eda edip dönerken, Gadir-i Hum ya da Ğadir Hum denilen mekânda Eshab-ı Kiram'a hitaben bir konuşma yapar. Nusayriler, o konuşmadaki bazı sözleri, Hz. Ali'nin "imam" tayin edildiği anlamında algılar.
Haber: HÜSAMETTİN TACETTİN / Arşivi

Çoğu tarihçilere göre Hz. Muhammed, veda Haccı'nı eda edip dönerken, Gadir-i Hum ya da Ğadir Hum denilen mekânda Eshab-ı Kiram'a hitaben bir konuşma yapar. Nusayriler, o konuşmadaki bazı sözleri, Hz. Ali'nin "imam" tayin edildiği anlamında algılar.
Alevilere göre Muhammed, hutbesinde Hz. Ebubekir, Osman ve Ömer'in de izlediği topluluğa, kuzeni Hz. Ali'ye biat edilmesini, kendisini sevenlerin onu da sevmesini ister. Nusayri adını, 9. yy'da, 12 imamın 11.'si Hasan Askeri'nin öğrencisi Muhammed Bin Nusayr'dan aldığı düşünülen Nusayr'ın müridleri şu görüştedirler: Hz. Muhammed vefat edince, Ali'nin defin işleriyle meşguliyetinden bilistifade, Ömer, Osman ile Ali karşıtları aralarında anlaşırlar ve alelacele Ebubekir'i imam ilan ederler. İşte o tarihlerden itibaren İslamiyet, Ebubekir ile hakkının gasp edildiğine inanılan Ali yanlıları olarak mezheplere bölünür.
Hatay Alevileri (Nusayriler), Samandağ ilçesinin tamamıyla Antakya, İskenderun ve civarında mukim tahminen 150 bin kişiden oluşur, Adana, Tarsus ve Mersin'deki Arap Alevileriyle birlikte, 300-350 bin kişilik bu kesim, amelde ve inançta Anadolu Alevilerinden değişik özelliklere sahiptirler. Bu yıl 26 Aralık'ta kutlanacak olan Gadir-i Hum Bayramı, Nusayrilere özgü, en kutsal bayramdır.
Bayram gününü, içine kapalı bir toplum oldukları için, daha çok kendi aralarında kutlarlar. Ama şimdilerde, yanlarına Sünnileri de alıyor, bayram sevinciyle neşesini daha rahat ve açık biçimlerde başkalarıyla paylaşıyorlar. Bayramda çalışmaz, dükkanlarını açmaz, memur ya da çiftçi iseler işlerine gitmezler. Çalışmanın haram olduğuna inanırlar.
En övünç duyulacak özellikleri, diğer din ve mezhepteki hemşerileriyle herhangi inanç farklılığı yokmuşçasına, salt Türkiye'yle yetinmeyerek, yeryüzü insanlığına da örnek teşkil edecek düzey, hoşgörü ve sevecenlikle sosyal ilişki içinde olmalarıdır.
İlhaktan bu yana, 68 yıl geçmesine karşın, Hatay'da ne dinsel ne de etnik nedenli olay yaşandı. O gurur duyulacak çağdaş anlayış ve yaklaşımladır ki; iki yıl önce bu ilde, Hıristiyanı, Müslümanı (Sünni ve Alevisiyle), Yahudiyi, ateisti de kapsayan etkinlikte, yurtiçi ve dışı büyük oranlı bir katılımla "Hatay Kültür ve Medeniyetler Buluşması" gerçekleştirildi.
Tatil olmalı
2 Aralık tarihli 2007 Radikal İki'deki, Hatay Alevisi, Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği YK üyesi Mevlûd Oruç imzalı "Ğadir Bayramı tatil olsa..." başlıklı yazıda, Ğadir Bayramı'nın idari (resmi) olarak "yöresel tatil" haline getirilmesi isteniyor. "Ğadir Bayramı günü okul ve diğer resmi dairelerin açık olması nedeniyle, vatandaş inancını ve bayramını yaşamakta sıkıntı ile karşılaşıyor. Valilik ve kaymakamlıkların inisiyatifinde olan idari tatil uygulamasının bu yıl ve her yıl Antakya, Samandağ ve talebi olan diğer yerlerde Ğadir Bayramı için uygulanmasının ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz" deniliyor.
Sünni bir gazeteci-yazar ve Hataylı olarak, Mevlûd Oruç'un Alevi toplumu adına dile getirdiği istemi hem haklı hem de doğal buluyorum. Üyesi olmaya çalıştığımız çoğu Avrupa ülkelerinde, yöresel gelenek ve inançlarını bayram ya da kutlamalarla yaşatan toplumlara saygılı ve hoşgörülü yaklaşan idareler var. Çok sayıdaki bu idareler, resmi tatil uygulamasını yöresel yaşama geçirdikleri gibi, ayrıca destekliyorlar. Yahudilerin Bar mitsva (Çocukların ergenlik çağını kutlama günü) gibi, örneğin İtalya'nın hemen her ilinde ya da ilçesinde, o yöre halkı tarafından belirlenmiş bir "azizin adıyla anılan bayram" geleneği yaşanır. Her biri kendi "gün"ü geldiğinde kendi azizini kutsar, doyasıya eğlenir, bayram eder. Laik devlet ve toplum için işte size kardeşlikte, birlikte, uygarlıkla hoşgörüde, insani, ruhani, anlamlı ve güzel örnek!
Kendi başına, evrensel boyutta "Hatay Kültür ve Medeniyetler Buluşması"nı gerçekleştirebilen Hatay; yöreye özgü Gadir-i Hum ya da Ğadir Bayramı'nı hayata niye geçiremesin?
Atatürk'ün Eti Türk'ü diye nitelendirdiği, anavatana son armağanı Hatay'ın çalışkan, mütevazı, sıcak, ılımlı bu samimi kesimi, mülki amirliğin bir jestiyle niye sevindirilmesin ki!

HÜSAMETTİN TACETTİN: Gazeteci-yazar