Gençleşme umudu kalmamış bir parti

CHP'nin ne kadar yaşlı bir parti olduğunun farkında mısınız? Hayır 80 yıllık bir parti olmasını kastetmiyorum, bu durum bir siyasi parti için dünyanın her yerinde gurur vesilesi olabilir. CHP'nin liderinden kurmaylarına...
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

CHP'nin ne kadar yaşlı bir parti olduğunun farkında mısınız? Hayır 80 yıllık bir parti olmasını kastetmiyorum, bu durum bir siyasi parti için dünyanın her yerinde gurur vesilesi olabilir. CHP'nin liderinden kurmaylarına, parti meclisinden merkez yürütme kuruluna kadar tüm başat aktörlerinin 50-70 yaş aralığında olduğunu hatırlatmak istiyorum. Yeni Meclis'teki CHP'li milletvekillerinin yaş ortalaması 55. 40 yaşın altında sadece iki milletvekili var...
Siyasetin genç insanların hayal kurabilme enerjileri karşısında yaya kalması, 90'lardan bu yana neredeyse evrensel bir meseleye dönüştü. Liberal demokrasi denilen şey, kendini alternatifsiz ilan ettiğinden bu yana dünyanın tüm ülkeleri aynı sistemin içine çekilip aynı politikaları uygulamaya zorlanıyor. Ne dış politikanızı ABD'den bağımsız, ne ekonomi politikanızı Dünya Bankası kurallarından farklı bir yönde belirleyebiliyorsunuz. Her şeyin bu kadar belirgin olduğu bir ortamda bireyler ne oy vermeyi ne de siyasetle ilgilenmeyi umursar oldular. Kişisel ihtiraslarının ve bireysel çıkar arayışlarının peşine takılanlar hariç.
Sistem içi siyaset kanalları albenisini yitirip kendini yenileyemez hale geldikçe, bir zamanlar yepyeni bir toplum ümidiyle politikleşip zamanla kendileri bile farkına varmadan siyaset profesyonelleri halini alanlardan başka kimse kalmadı ortada. İşte Türk solunun, hele ki merkeze yakın solun hali bu.
CHP'nin seçim başarısızlığından sonra bir kez daha Deniz Baykal'ın istifa etmesi gerektiği söyleniyor. Hem de bu kez, neredeyse tüm Türkiye koro halinde tempo tutuyor... Peki bu kadar büyük bir baskıya direnecek gücü nereden buluyor Deniz Baykal? Tabii ki partisinden. 1990'lar boyunca bilinçli biçimde, çapaklarından ayıklanan, Baykalize edilen CHP, bugün halinden memnun siyaset bağımlılarının partisi durumunda. Partinin ağaları ve beyleri, genel başkanlarının ayrılmasını istemiyor. Çünkü Deniz Baykal'ın çekilmesi durumunda yaşanacak iktidar savaşının partiyi çatlatıp parçalayacağını biliyor. Çünkü, Baykal, Türk solunun derebeyleri halini alan, bir zamanların mücadele adamlarının, hassasiyetle çatılmış ağırlıklarını dengeliyor, bir nevi kilit taşı gibi yerinde duruyor. Ustaca kaydedilmiş üyeler, seçilmiş delegeler, il yönetimleri varlıklarını borçlu oldukları Baykal'dan vazgeçmek istemiyorlar. Profesyonel siyasetçiler Baykal'ın yavaş yavaş artan oy oranı safsatasına sarılmayı, belki bir mebusluk ya da olmadı parti yöneticiliğiyle siyasi kariyerlerini elden ayaktan düşünceye kadar sürdürmeyi bir kader gibi benimsemiş durumdalar.
Öymen'in tanıklığı
Parti içi demokrasisinin nasıl yok edildiğini, partinin yenilenmesinin önünün nasıl kesildiğini geçen hafta Altan Öymen, Radikal'deki köşesinde, bizzat bu sürece tanık olmuş bir CHP'li olarak yazdı. İçinde muhalefet barındırmayan bir partinin seçeneksizliğe mahkum olmasından daha doğal ne olabilir. İşin kötüsü partinin bu durumdan memnun görünmesi...
Merkez sağ bile Baykal'lı CHP'den yana. Süleyman Demirel gerçekten Baykal'ı arayıp yerinde kalmasını telkin ettiyse, bunu küçük, atıl, AKP'nin sürükleyeceği bir çıpaya duyulan ihtiyaçtan yaptı...
Siyaset profesyonelleri sanki ölümsüzmüşçesine siyasete sarıldıklarından 'gençlik' gibi bir meseleye de sahip olmadılar. Bir dünya görüşünün, umudun, mücadelenin insanları olsalardı, CHP'yi tüm bu inançların ortak çatısı olarak görselerdi, kendilerinden sonra bayrağı taşıyacak siyasetçiler için de endişe duyarlardı belki. Ama duymadılar. Bugün CHP'nin gençlik kollarından yetişen tanınmış son siyasetçi herhalde Mustafa Sarıgül olmalı. (Onu da bir seçenek gibi gören var ne yazık ki!)
CHP'nin gençlik kolları başkanının adını kaçınız biliyor? Belki gençlik kolları başkanı Fatih Pala'nın değil ama Mustafa Sarıgül'ün tarafına geçtiği için partiden atılan eski başkan Erhan Baydar'ın ya da bu seçimde aday olmak istediği halde listelere giremeyen daha eski başkan Ayhan Yalçınkaya'nın adını duymuş olabilirsiniz...
Baykal'ın yanında yöresinde geleceğe hazırladığı, desteklediği genç bir sima gördünüz mü? CHP'nin birikimiyle, enerjisi ya da eğitimiyle göz kamaştıran, umut vaat eden saçlarına kır düşmemiş kaç yöneticisi var? Bu sorulara olumlu bir yanıt vermek zor.
Oysa CHP'nin şimdi yapması gereken, hemen 35 yaşında (36 değil) bir genel başkan seçmek olmalıydı. Böylece ilk genel seçime 40 yaşında bir başbakan adayıyla girebilirdi. Bu 'genç' liderin yaşadığı dünyayı, ülkeyi doğru anlayıp doğru kadrolar oluşturarak getireceği doğru öneriler, Türkiye için umut verici olabilirdi. Genç bir siyasetçinin enerjisine, cesaretine, özgürlüğüne ihtiyacı var solun. Ne yazık ki 70 yaşındaki siyasetçilerle değişimden ve atılımdan söz etmenin mümkün olmadığı bilinen bir gerçek. CHP'de 'ortanın solunu' 70'lik kurt İsmet İnönü telaffuz etmişti belki, ama partiyi gerçekten sol bir çizgiye çeken ve tarihi oy oranlarına ulaştıran 60'larda 40 yaşını süren Bülent Ecevit olmuştu. İngiltere'yi 'yeni sağ' dalgasından kurtarıp İşçi Partisi'ne iki seçim kazandıran Tony Blair partisinin başına geçtiğinde 41 yaşındaydı. Blair'in yerini bıraktığı Gordon Brown'ın hemen arkasında sırasını bekleyen, partinin en parlak simalarından yeni dışişleri bakanı David Miliband de 41 yaşında. Yani bir yerlerde sistem işliyor...
CHP ise kendi sistemini çoktan felç etti, ne genç bir ekibi ne kendi içinde muhalefeti ne de lider ve kadro seçenekleri olan bir parti artık. O nedenle CHP için yapacak bir şey kalmadığını artık görmek, umudu başka kapıda aramak gerek...