Gençliğin abc'si...

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı geçti. Büyükler gençlere yol göstermek için konuşmalar yaptı, gençler pek gönüllü olmasalar da bu konuşmaları dinledi. Bu konuşmaların bir bölümünü ben de dinledim, dinledim ama gençlere...
Haber: SERDAR M. DEĞİRMENCİOĞLU / Arşivi

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı geçti. Büyükler gençlere yol göstermek için konuşmalar yaptı, gençler pek gönüllü olmasalar da bu konuşmaları dinledi. Bu konuşmaların bir bölümünü ben de dinledim, dinledim ama gençlere yol göstermek için şöyle hemen anlaşılacak bir şablon verenini göremedim. Bu nedenle Türkiye'deki uygulamaları yakından inceleyerek, gençlere yol gösterebilecek bir şablonu hazırlamak bana düştü. İşte gençliğin abc'si...
G Gevşeme: Bir genç gevşemez. Çünkü tehlike daimdir. Tehlike varken gevşemek gaflettir. Bunu Anayasa da saptadı ve devleti gençlerin gevşememesi ile görevlendirdi. Bkz. Madde 58: "Devlet, istiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır". Ola ki, merkezi yönetim uyursa, yerel yönetim uyumaz. Örneğin, Ankara'daki Gençlik Parkı'nda içki satılmamalıdır çünkü Madde 58 gençliği "koruyun" diye emreder (aktaran, Melih Gökçek, 2005).
E Elleşme: Bir genç elleşmez. Hele karşı cinsle hiç elleşmemelidir. Elleşirse çok yanlış olur. Bir üniversitede bir genç kadın ile bir genç erkeğin elleşmesi çok tehlikelidir ve mutlaka önlenmelidir. Önlemenin en sağlam yolu da cezadır. Rize'de uygulandı ve etkili oldu. Ama elleşme tehlikesi bakidir. Bu nedenle yüksekokulun yönetimi 22 kamera ile elleşmeleri engellemenin yolunu sağlama aldı. Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı, "Okulda, yakın oturmalar, el ele tutuşmalar olabiliyor. O tip uygunsuz yakınlaşmalar olunca uyarıyoruz. Uyardığımız öğrenciler bir daha bu türlü yakınlaşma yaşamıyor" diyerek durumu bütün gençler için gayet netleştirdi.
N Neşelenme!: Bir genç neşelenmez. Neşe olsa olsa çocuk işidir. Çocuklar bile okula başlar başlamaz ciddi durmak zorundadır. Okul ciddi bir kurumdur, her yaşta ciddiyet gerektirir. Artık çocukluğu geride bırakan ve yetişkinliğe doğru sağlam adımlar atan bir genç ciddi ve edepli olur. Neşeleneceği zaman zaten ona neşelenmesi söylenecektir. Üniversitelerde neşelenme zamanı önceden belirlenmiş. Neşe çok enerji tükettiği için dikkatle düzenlenmelidir. Örneğin, İTÜ Denizcilik Fakültesi'nde yüksek sesle kahkaha 10 puan ceza getiriyor. Böyle kahkalarla bol bol neşelenenler 100 puan alıp okuldan atılırlar ve günlerini görürler. "Neşeli ol ki, genç kalasın" artık eskimiş ve geçerliğini yitirmiş bir sözdür. Ülkede milyonlarca genç varken, genç kalan insanların genç nüfusu artıracağı ve bunun abes olduğu zaten ortadadır.
Ç Çiftleşme!: Bir genç çiftleşmez, çift olarak gezmez, bir çift çorabı bile dikkatli giyer. Dikkatli olmazsa, dikkatini çekmek üzere dikkatli ve zinde güçler devreye girebilir. Ateşle barutu birarada bırakmak olmaz, olamaz. Çift olmaya kalkanlar önce zinde güçleri oluşturan akranları tarafından çeşitli şekillerde uyarılır ve daha sonra okul yönetimince cezalandırılır. Çift olmaya kalkanlara göz yuman laçka kurumlar belki olabilir ama köklü kurumlar buna izin veremez. Örneğin, DTCF köklü bir kurumdur. Bu kurumda kız arkadaşıyla yakın dolaşan hem de uzun saçlı olan genç, dayak yiyebilir. Kantindeki bu uyarının ardından genç erkek kınama, genç kadın altı ay okuldan uzaklaştırma cezası alabilir. Ateş ve barut çifti, kamuya açık yerlerde bulunmamalıdır çünkü çok tehlikelidir.
L Laçkalaşma!: Bir genç kesinlikle laçkalaşmaz. Laçkalık ona yakışmaz, onu değersiz kılar. Değersiz olan şeylere yapılabilecek muameleyi devreye sokar. Yani, laçkalık hemen tepki toplar. Bir genç bol jöleli saç yaparsa lise müdürü, keçi sakal yaparsa ülkücü akranları, acayip sözler ederse öğretmenleri devreye girer. Rize Çayeli İmam Hatip Lisesi'nde birbirlerine "aşkım" diyen iki kız öğrencinin kafasına çanta atan öğretmenden tüm gençler dersler çıkarmalıdır. Öğretmenin de dediği gibi öğrencileri hemen derslerini çıkartmıştır. "Abartılacak bir durum yok. Sadece çanta fırlattığım doğrudur. Büyütülecek bir olay değildi. Bir anlık sinirlenmeden oldu. Zaten öğrenciler de polise gidip şikayetçi oldu ama sonra şikayetlerinden vazgeçtiler."
İ İlişme!: Bir genç olmadık şeylere ilişmez. Okul içindeki uygulamalara ilişmez, okul içinde sigara içen öğretmenlere ve idarecilere ilişmez, çalıştığı işyerindeki haksız uygulamalara ilişmez. Gençlik, ilişme ile ilişkili değildir. 70'lerde yaşananlar, ciddi bir yanlış anlamadan kaynaklanıyor ve 12 Eylül ile bu yanlış anlama giderildi. Üniversite koridorlarında yürüyen sivil polise bile ilişilmeyeceği artık ortadadır. Bunu atlayan öğrenciler olursa, sivil polisin YÖK görevlisi olduğu söylenir ve bu öğrenciler konuyu kavramakta zorlanacakları için okuldan atılırlar. Okul, işyeri, kamusal alan ilişme yeri değildir, bu kavramlar bir genç için yalnızca sorun yaratır. İdeal bir genç, büyüklerinin gösterdiği yol haritasına ilişir.
K Konuşma!: Bir genç olmadık yere konuşmaz. Derste olmadık sorular sorup dersin huzurunu bozmaz. Hele hele hak talepleri içeren, YÖK'ün kuruluş yıldönümünü protesto eden şeyleri konuşmak çok huzur bozar ve çok yanlıştır. Nitekim, böyle şeyler konuşanları üniversite yönetimi disiplin soruşturması ile ceza yağmuruna tutabilir. Sırılsıklam ıslanmak iyi bir şey değildir; bunu zaten herkes bilir. "Lübnan'a asker gönderilmesin" gibi sözleri konuşmak ise çok daha büyük bir yanlıştır ve cezasını çevik kuvvet ile zinde linçseverler hemen verirler. Linç edilmek de iyi bir şey değildir, bunu da zaten herkes bilir. Konuşmanın bir adabı olmalıdır. Adabı, ayarı, sınırı olmayan konuşmaları kim ister ki? Çağımızda geliştirilen keskin puanlama sistemleri ile konuşma adabı gençlere öğretilmelidir. İTÜ Denizcilik Fakültesi'nde uygulanan sistem işte böyle çağdaş bir örnektir: Yüksek sesle konuşmak 5, yakışıksız şaka 10, üste karşı gelmek 30 puan ceza. Toplam 100 puan alan okuldan atılır. Sisteme sıkı sıkıya uymak gerekir.
Bu şablon 1947'de, pardon 2007'de gençlerin işini çok kolaylaştıracak. Haydi gençlik, deneyin ve görün.