Genleriniz itina ile test edilir!

İki hafta önceki yazıma o kadar çok geri dönüş oldu ki, hakikaten Beyoğlu'nun yan sokaklarından birinde bir kafede "Gen Falı" bakmaya başlasam sanırım bütün Türkiye oraya taşınacak, yollar tıkanacak...
Haber: BİREP AYGÜN / Arşivi

İki hafta önceki yazıma o kadar çok geri dönüş oldu ki, hakikaten Beyoğlu'nun yan sokaklarından birinde bir kafede "Gen Falı" bakmaya başlasam sanırım bütün Türkiye oraya taşınacak, yollar tıkanacak, izdiham olacak, insanlar kapılarda sabahlayacak ve mekan sahipleri de tez zamanda köşeyi dönecek! Uyanıklık geni de böyle devreye giriyor galiba.
"Nişanlıyım, ileride aldatılmaktan çok korkuyorum acaba evlenmeden önce Murat'ta çapkınlık geni var mı bakabilir miyiz", "Hep istemişimdir yeşil gözlü çocuk, genini nereden bulabilirim acaba?", hatta "Alkoliğiz diye sen şimdi bize geni bozuk mu diyorsun!"a kadar birbirinden ilginç yorumlarla karşılaştım. Bu teveccühünüz için teşekkür ederim. Tabii bir de taşıdığı hastalığı bildiği için endişe eden, taşıyabileceği bir bozukluğu doğacak çocuklarına aktarma ihtimalinden kaygı duyan veya kendi genlerine uygun bir beslenme ve yaşam biçimini nasıl kurgulayabileceğini ciddi ciddi sorgulayan okur tepkileri yağdı posta kutuma. Bu sebeple ben de hiç değilse bir önceki yazımda bahsi geçen birkaç konuda biraz daha ayrıntılara girelim dedim.
Önceliği müstakbel annelerimizin kaygılarına verelim. Demişiz ki, "MTHFD1 polimorfizmi tespit edilmiş bir kadınsak, ikinci trimester düşük riskine karşı gerekli tedbirleri alacağız. Po-li-mor-fizm? MTHFD ne ola ki, nasıl önlem alacağız?"
Şimdi bu, o kadar da sevimli bir konu değil. Açık ismiyle (ki bunu bir kere daha size okutmaya çalışmayacağıma söz veriyorum) metilentetrahidrofolat dehidrojenaz 1, yani MTHFD1, üç farklı enzim aktivitesi gösteren önemli bir proteini kodlayan bir gen. Bu genin doğru çalışması, folat metabolizmamız için gerekli olduğu kadar, bu genin hangi varyantını taşıdığımız da problemsiz bir gebelik süreci geçirmemizde ve sağlıklı bir bebek sahibi olmamızda önemli bir rol oynuyor. Şimdi bunun 1'i varsa, 2'si, 3ü de vardır mı dediniz? 2'si de var evet ama neyse ki konumuzla alakası yok. İnsanların pek çoğunda MTHFD1 geninin en sık görülen, genelgeçer, bu terimi hiç sevmesem de "normal" bir versiyonu var. Ama bazılarımız da bu genin farklı varyantlarını taşıyoruz, bize özel polimorfik bir formunu. Genin dizilimi içindeki tek nükleotidlik bir fark bu polimorfizme yol açıyor. Tabii tek nükleotid deyip geçmemek lazım çünkü bu fark, sebebi tanımsız ikinci trimester düşük veya bebek ölümleri ya da yenidoğanda NTD'ye (nöral tüp defekti hastalığı) kadar hiç de istemediğimiz sorunlara da yol açıyor. Bunun müsebbibi MTHFD1'in MTHFD1 1958G>A (R653Q) diye tanınan bir varyantı. Basit anlatımıyla genin dizilimi içinde 1958. pozisyonda görülen bir G(uanin), bir A(denin) ile yer değiştiriyor. Tabii sizlerden bunları ezbere bilmenizi kimse beklemiyor, siz sadece böyle bir ihtimali aklınızda tutun. Eğer özellikle hamile kalmada probleminiz var veya hamilelikleriniz sorunlu geçiyor ya da tekrarlayan düşükler yaşıyorsanız belki de artık bu testi yaptırmanın zamanı gelmiştir. Lütfen hekiminizle bu konuyu görüşün. Ama testin sonucu ne olursa olsun "niye ben" diye dertlenmeyin sakın e mi? Parlak kahverengi saçlarınız, yürekleri ısıtan gülüşünüz, ince beliniz yahut herkesin derdine yetişebilme beceriniz için nasıl kimseye kızmıyor, kendinizi suçlamıyorsanız, bu da öyle bir şey. Sizi siz yapan özelliklerinizden biri. Hem üstelik çaresi de var.
Gelelim en çok sorulan ikinci soruya. Herkesin kendi gen haritasını çıkarttırması konusuna. Öncelikle genlerini karşılıksız olarak bana bağışlamaya hazır olan herkese de teşekkür ederim. Fakat bunu da bir başka yazının konusu yaparız, siz siz olun öyle tanımadığınız kişilere, yabancı ellere genlerinizi aman ha onaysız, sözleşmesiz sakın vermeyin -o bilgiden yola çıkarak yapılabilecek aşılar, ilaçlar bir yana-, bu devirde artık genleri tek tek patentliyorlar!
Halihazırda herhangi bir kişi için "tüm genom" haritalandırması yaptırmak hem biraz uzun sürüyor hem de oldukça pahalı. Uzay turisti olmak gibi, mümkün ama biraz fantezi. Ben bekleyin derim. Anlayacağınız "her şeyi" bilmemize henüz daha var. O zamana kadar ise, gerek teşhis, gerek tarama, gerekse de araştırma amaçlı yapılan binlerce testten yararlanmak mümkün. Bunlar lüks değil, ihtiyaç kategorisinde.
Etik tartışmalar
Tabii bu mevcut genetik testler de halen çok ucuz değil, zaten sigorta kapsamında da değil, henüz tanımadığımız pek çok gen var, konuyla ilgili etik tartışmalar ise yeni bir(kaç) makale konusu olur. Ama işte sadece tek gen hastalıkları için değil, başta kanser olmak üzere kompleks kronik hastalıkların tanımlanması için geliştirilen genetik testler de artık gündelik hayatımıza girdi. 2003'te dünyadaki pazar değeri yaklaşık 28 milyar dolar olan bu alanın yılda ortalama yüzde 8 büyüyeceği ve 2008'de 39 milyar dolar düzeyine ulaşacağı öngörülüyordu (1). Teknolojik gelişmeler bu ivmeyi artıracağa benziyor.
Peki hangi genlere bakılabiliyor? Daha önce de belirttiğim gibi tek gen hastalıkları ile kişiye özel polimorfizmler (SNP'ler) farklı anlamlar taşıyor. Ortaya çıkışı, işleyişi ve hastalık yapıcı özelliği tek bir gen tarafından belirlenen akondroplazya, talasemi, ailesel Akdeniz ateşi, sistik fibroz ve bunlar gibi 10 bin diğer bilinen monogenik hastalık için hem ticari test kitleri hem de laboratuara özel tanı testleri mevcut. Bu testler genellikle var/yok prensibi üzerinden tanımlama yapılmasını sağlıyor. Hastalık yapıcı genin varlığı ve taşınma biçimine bağlı olarak hem tanı koymak hem de kalıtsal etkileri, yani çocuklarımıza da aktarma ihtimalini hesaplamak ve önlem almak mümkün oluyor. Hekiminizle konuşun.
İşin içinde birden fazla gen olduğunda ise mevzu zorlaşıyor. Olay kişiselleşiyor! Kullanılan test teknolojileri, mevcut genetik veritabanları ve yeni test geliştirme konuları bir Pazar günü için ziyadesiyle yorucu olur, dolayısıyla burada bahsetmeyeceğim. Poligenik ya da kronik kompleks hastalıklar diye tanımlanan bu grupta, kişiye özel SNP'ler belirli yatkınlıklara işaret ediyor. Belli bir hastalıkla ilişkilendirilmiş bir genin hangi varyantını taşıdığımız, başımıza gelebilecekler için bir öngörü sağlıyor. Kardiyovasküler rahatsızlıklar, yüksek tansiyon, diyabet, obezite, bazı kanser türleri ya da Alzheimer bu tür hastalıklardan birkaçı. SNP'ler işte bu noktada ateroskleroz mu, miyokard enfarktüs mü, bünye kemoterapi tedavisine cevap verecek mi, Alzheimer erken yaşta mı tetiklenecek, artrit yahut kanser riskimiz var mı gibi sorulara cevap olabiliyor. Genellikle bu testler önleyici tıp yaklaşımlarının bir ayağı olarak karşımıza çıkıyor. Mesela annesi de babası da kalp hastası olan Ebru hanım için yumurta kapıya dayanmadan duruma müdahale etmeyi olanaklı kılıyor. Eğer kalıtsal özelliği bilinen veya kalıtsallığından şüphe edilen bir hastalık hikâyesi varsa ailenizde, mevcut testleri bir gözden geçirin derim. Hatta daha iyisi, bunları danışacağınız hekim ile görüşün.
Kişiye özel yaşam planı
SNP profilleri aynı zamanda beslenme biçimimiz ve hayat tarzımız ile ilişkilendirildiğinde kişiye özel bir yaşam planı öngörülebilmesine olanak da sağlıyor, bu alanda faaliyet gösteren özel firmalar var. Size genetik yapınıza uygun bir yol haritası hazırlıyorlar. Risk ortadan kalkmasa bile olasılık minimize ediliyor. Bazı testleri internet üzerinden sipariş bile edebiliyorsunuz, ama siz böyle yapmayın. Araya bir hekim alın.
Organ nakli, hormon tedavisi, ilaç kullanımı, kişiye özel bir tepkinin söz konusu olabileceği her yerde SNP'lerin de bir rolü var. Pıhtılaşma bozuklukları, kalp rahatsızlıkları, tansiyon, depresyon, astım, tip-2 diyabet, menapoz veya kanser için ilaç olarak kullanılan pek çok kimyasala karşı "genetik bünyenin" vereceği farklı tepkiler tanımlanmış durumda. SNP analiziyle hem zaman, emek ve ilaç ısrafından hem de bedenimizi ve sinirlerimizi boşu boşuna yıpratmaktan kaçınmak mümkün. Hekiminizle konuşun.
Ve her zamanki gibi dahası da geliyor. Gün geçmiyor ki, atletik performanstan yaratıcılığa, bipolar kişilik bozukluğundan empati kurabilme becerisine kadar akla hayale gelmedik bir özellik için yeni bir SNP tanımlanmasın. Bu söylediklerimin hepsi gerçek. Modern dansın dahi genetik bir determinantı var! Ama bunları şimdilik hekimlerin karşısına getirmeyin, henüz o bölüme gelmedik.
İşte böyle. Gördüğünüz gibi genetik bilgi 21. yüzyılda tıbbi uygulamaları, tedavi yaklaşımlarını ve ilaç tasarımlarını epey değiştirecek. Hastalığa göre ilaç yazmak yerine, kişiye özel hastalık önleme programları geliştirilecek. Klinik araştırmalar ya da toplum sağlığı projelerinde değil sadece, belki kimlik kartlarımızda da genetik profillerimiz bulunacak. Hayal mi diyorsunuz? O kadar emin olmayın, bundan on sene önce İnsan Genom Projesi diye bir şey de yoktu!

BİREP AYGÜN: Dr., Kadir Has Üni., moleküler genetik uzm.

1. The Worldwide Market for In Vitro Diagnostic Tests, 4th ed. (New York: Kalorama Information, 2004)