Gerçek ve sanal arası hayatlar

Yakın çağı hangi olay veya hangi buluş kapatacak diye merak edilmiyor artık. Çünkü büyük bir olumlamayla çoğunluk bu soruya "internet" diye cevap veriyor.
Haber: ADNAN EROL / Arşivi

Yakın çağı hangi olay veya hangi buluş kapatacak diye merak edilmiyor artık. Çünkü büyük bir olumlamayla çoğunluk bu soruya "internet" diye cevap veriyor. İnternet, birçok geleneksel ve teolojik metaforu değiştirecek potansiyeli kendi özünde barındırıyor. Hatta bunları bir daha var olmayacak şekilde uzay çöplüğüne gönderebilir. Aynı zamanda internet, maskeli güzel gelenekçi bir katil de olabilir. Ama yine de dünyayı ilk haline dönüştüren/sınırsızlaştıran bir buluş olarak da birçok şeyi kırdığını da peşinen kabul etmek ve hakkını vermek gerekiyor.
Ama kafamdaki yazı sırf internet üzerine değil. Hatta internetin, anlatmak istediklerime göre çok genel kaldığını söylemek isterim. İnternet sosyal yaşamı, tanışma, evlenme usullerini, birlikte zaman geçirme anlayışını ve cinselliği nasıl değiştirdi veya değiştirebildi mi? Cevaplamak istediğim sorular bunlar. Bunun için de herhalde çöpçatan sitelerini tıklamak gerekiyor. Ben bir hafta boyunca tıkladım, konuştum, görüştüm.
IBM şirketi Internet Security Systems'in raporuna göre, son 12 ayda dünya genelinde çöpçatan siteleri yüzde 16,4 oranında artmış durumda. Bu artış diğer kategorilere göre hayli büyük. Araştırmaya göre, en fazla çöpçatan sitesi sahibi olarak yüzde 58 ile ABD birinci sırada yer alıyor. ABD'nin ardından da Almanya, Çin, Rusya var. Türkiye'ye ilişkin bir bilgi yok. Ama bu rapordan bağımsız olarak hemen tahmini bir şey çıkartabiliriz. Türkiye'de 20 milyona yakın internet kullanıcısı olduğunu varsayarsak, yonja, siberalem, gayet, islamievlilik gibi çöpçatan sitelerinin üye sayısının 7 milyona ulaştığını kabul edersek, Türkiye'de internet kullanıcılarının yüzde 40'ından fazlası internet üzerinden görüşüyor, tanışıyor, evleniyor daha doğrusu buna en azından teşebbüs ediyor diyebiliriz. Tabii bu rakamlar sitelerin verdiği rakamlar, bunların yanlışlanabilir olduğu gözönünde bulundurulmalıdır.
İşimiz rakamlarla değil ama Türkiye'de bu sitelere giren çıkanın oran olarak çok yüksek olduğunu da kabul etmek gerekir. Bu sitelere giren kişilerin "profillerine" baktığımızda her meslek grubundan kişileri görebiliriz: Hukukçusundan doktoruna, polisinden hemşiresine, pilotundan öğretim görevlisine, ev hanımından öğrencisine, psikoloğundan öğretmenine...
Geleneksel değişiyor
Çöpçatan sitelerinin, eski tanışma usullerini en ince ve hassas noktalarından başlayarak değiştireceğini söylemek bugün itibarıyla pek ince bir gözlem yeteneği gerektirmiyor. Eski usullerden kastım, mesela düğünler, evlenmemiş kızların ve oğlanların birbirlerini görme ve tanışma meydanıydı (dili geçmişi kullandığıma bakmayın bu adet hâlâ yerli yerinde duruyor). Bunun dışında, Sümerlerde evlenmemiş kız, evin dışında yani potansiyel koca bulacak mekânlarda altın takmaz, Asurlarda ise aynı konumdaki kız beyaz baş örtüsüyle dolaşmaz. Bu kurallar en ince ayrıntısına kadar yerine getirirdi. Bu kuralları yerine getirmeyen kızlar da, evde kalmış olmakla kendilerine en büyük cezayı vermiş olurlardı. Sanırım bunu şimdi bile göze alan kadın sayısı çok azdır.
Bu sitelerin, eski usulleri değiştirmesini hızlandıran diğer faktörlerin birkaçını şöyle sıralayabiliriz: Aile ve çevrenin etkisinde kalınmaksızın şahsi tercih, sonuçlanmaması halinde yıkıcı etkisinin azlığı, kimlik ve mahremiyeti korumaya daha çok imkan vermesi, aday sayısının çokluğu, farklı tercihlere göre aday seçim imkanı, tanışma ile ilgili masrafların (giyim, bakım, hediye vs.) ekonomikliği, ilişkiyi çevrenin dedikodularından uzak tutması, yoğun tempolu çalışanlar için zaman ayırabilme kolaylığı, kadınların da ilk adımı atabilme ve eş/partner seçme imkanı, birden fazla kişiyi kıyaslama imkanı vb. (Bu faktörlerin tamamını ve diğer "usullerle mukayesesini" www.islamievlilik.com sitesinde görebilirsiniz.)
Bu sitelere takılan kişilerin zaman geçirme amaçları birbirinden farklı olsa da cinsel isteğin ağır bastığını söyleyebiliriz. Genellikle sadece bir kez görüşülür çünkü çok tanınmak her iki tarafın da işine gelmez. Bu kişiler başka mekânlarda birbirlerini gördüklerinde selam vermeye bile çekinirler. Çünkü o sanal dünyanın insanıdır. Orası ise gerçek. Bunlar asla birbirine karıştırılmaz. Bu sitelerden tanışıp da sevgili olanlar, evlenenler yok mu? Elbette var ama bu da belli kamuflaja tabidir. Bu sitelerden tanışıp sevgili olanlar veya evlenenler eş-dostuna, iş yemeğinde, okulda veya rastlantıyla tanıştıklarını söylerler. Çünkü bu sitelerin toplum gözünde hâlâ meşruluk kazanmadığını kendileri de çok iyi bilirler. Ve meşru/uygun tanışma usullerinden dem vururlar.
Aile fabrikası
Aile denilen mekanizma Türkiye toplumunda kutsallaştırıldığından ve Anayasa'da "toplumun temeli" sayıldığından, aile içindeki anne ve baba figürü çocuklar üzerinde (çocuk dediğime bakmayın 50 yaşındaki de Türkiye'de çocuktur) alabildiğine baskı kurar. Wilhelm Reich'in de dediği gibi, aile otoriter ideolojiler ve tutucu ilişkiler üreten bir fabrikadan başka bir şey değildir. İşte bu fabrikada çocuk dişlilerin arasında sıkışmış durumdadır ve ezilir. Kendi çevresinde hiçbir şey yapamaz ve ailesinin çevresinin denetiminden kurtulacak delikler arar. Bu deliklerin en büyüğü de bugün itibarıyla internettir. Bu da kişilerde (biz çocuklarda yani!) kişilik bölünmesine ve iç dünyasında paradoksal bir hayat sürmesine sebebiyet verir. Bundan dolayı kişiler aynı olmasına rağmen, Türkiye'de sanal ve gerçek yaşam arasında uçurumlar olmasının temel nedeni budur.
Çöpçatan sitelerini "arka bahçe"leri haline getiren "bizler", bahçelerimizde neler yetiştiriyoruz? Biraz da bunun üzerinde duralım isterseniz. Öncellikle şunun belirtilmesi gerekir: Çöpçatan siteleri bizde, ABD ve Avrupa'dan farklı olarak, kişilerin özellikle "arka bahçe"si olsun diye açıldılar. Çünkü (AB)D bu aşamayı internet keşfedilmeden önce bitirmişti. Onlar şimdi bu siteleri tamamen fantezilerini gerçekleştirmek için kullanıyor. Bizim gibi zaruri ihtiyaçları için değil. Zaten onun için ihtiyaçlarımızı evimizin önünde yapamıyoruz. Mahrem haline getirilen cinsel hayatımızı ve toplum nezdinde saklanması "hoş görülen" diğer ihtiyaçlarımızı gizlimizde, yani arka bahçemizde yaşıyoruz. Sanırım tam bu noktada "cinsellik yalnızca yargılanmaz, yönetilir de" diyen Michel Foucault'ya hakkını vermek lazım. İşte bu yönetim kısmının, bu kadar sert bir şekilde kırılacağını görmek Foucault'ya kısmet olmadı. Ama ne zaman ki arka bahçemizi kapattık ve her şeyimizi evimizin önünde yaşama özgürlüğünü yakaladık işte tam o zaman biliniz ki "cinsel devrim" kapımızı çalar, bize ise sadece kapıyı açmak kalır.

ADNAN EROL: Akdeniz Üni.