'Gezi Hayalet'i her yerde!

'Gezi Hayalet'i her yerde!
'Gezi Hayalet'i her yerde!
Erdoğan ve Topbaş, 'Her yerde metro, her yere metro' sloganıyla yerel seçim kampanyasını Gezi ile başlattı. Gezi'nin 'Her yer Taksim, her yer direniş' sloganı öyle yayıldı ve meşruiyet kazandı ki, iktidar partisi de bundan yararlanmaya karar vermiş görünüyor
Haber: SEYFİ ÖNGİDER / Arşivi

Gezi direnişçileri çoktan sokaklardan parklara, havalar soğuyunca da parklardan salonlara çekildi. Artık daha seyrek, belli zamanlarda sokağa çıkılıyor ve bu anlamda Gezi gündelik hayatı işgal etmiyor, isyan günlerindeki gibi göz önünde değil. Sokaklardan parklara, şimdi de salonlara doğru çekilirken doğru adımlar atıldı. Haftalar, hatta aylarca hemen her gece on binlerce kişinin İstanbul ve diğer şehirlerin başlıca parklarında katıldıkları forumlar herkes için müthiş bir bilgi ve deneyim paylaşımı, çok ilginç bir siyasi eğitim fırsatı yarattı. Park forumları sadece Gezi isyanının buharlaşmaması için değil, özellikle de bu direnişin belkemiğini oluşturan genç kuşağın kendi politik dilini ve tarzını geliştirmesi için de başlıca imkân oldu ve olmaya da devam ediyor. Bunu başardıkları takdirde, yani kendilerine özgü yeni bir politik dil ve tarz geliştirdikleri ölçüde politik alanda kalıcı etkilere de yol açabilecekler. Bu süreçte elbette kimi sorunlar, iç tartışma ve çatışmalar, hatta yeni bölünmeler de ortaya çıkabiliyor. Gezi’nin aynı zamanda mevcut sol harekete de köklü bir eleştiri olduğu anlaşılmadığı, kavranmadığı sürece bu gibi sorunlar da devam edecektir. Ama önemli olan bu isyanın ortaya çıkardığı enerjinin ve potansiyelin yok olmaması; bir tür örgütlenmenin ve ilişki biçiminin sürmesi ve tabii önümüzdeki Mart ayında yapılacak yerel seçimler için bir inisiyatif geliştirilmesi.
Gezi adeta kendisini unutturdu ama AKP hükümeti bir türlü unutmuyor, belki de unutamıyor. Özellikle Beşiktaş ’ın Çarşı grubuyla bağlantılı olarak futbol maçlarında önlem almaya kalkışıyor, Başbakan konuşmalarında sık sık Gezi’yi hatırlatıyor, hâlâ nasıl bir büyük “komplo” olduğunu anlatmaya devam ediyor; ediyor ama aslında bu, AKP’nin taraftarlarına anlattığı bir masaldan başka bir şey değil. AKP kurmaylarının bu masala inanmadıkları Egemen Bağış’ın New York Times gazetesine gönderdiği mektuptan belli. Cumhurbaşkanı Gül’ün paralelinde Gezi isyanını AKP’nin on yıllık iktidarının ekonomik ve demokratik gelişiminin bir sonucu olduğunu belirten Bağış, “Son zamanlarda yaşanan barışçıl gösterilerin ardında yatan önemli bir neden varsa, o da halkımıza sağladığımız fırsatlar sayesinde Türkiye ’de enerjik bir sivil toplumun gelişmesidir. Bunun yanı sıra ister çevre konuları ister bireysel özgürlükler için olsun, inanıyorum ki şiddete başvurmadan demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş hükümete karşı protesto gösterisi düzenlemek Türk toplumunun Avrupalı kimliğini ortaya koymaktadır” diyor. Tayyip Erdoğan ’ı “insanlığa gönderilen müjde” ilan eden Bağış’ın Gezi ile ilgili bu ifadeleri ne kadar ciddiye alınabilir, o ayrı. Ancak şu bir gerçek ki, AKP’liler Gezi isyanının kendi tabanlarına anlattıklarından çok farklı bir şey olduğunun pekâlâ farkında.

AKP’nin üzerinde

Gezi’nin ilk günlerinde dağılan AKP, sonraki günlerde Erdoğan’ın izlediği stratejiyle toparlandı, hatta Başdanışman Yalçın Akdoğan’ın övünerek belirttiği gibi kendisini konsolide etti. Çünkü Erdoğan bu isyanı tam da kendi cephesini konsolide etmek için kullanmaya karar vererek “faiz lobisi” masalını uydurdu. Böylece gerçekten de dağılan AKP, karşı saldırıya geçip toparlandı. Ancak AKP’nin Gezi masalını oluşturan yalanların mumu yatsıya kadar bile yanmadığı için Gezi bir “kâbus” gibi sürekli geri geliyor ve bir “hayalet” gibi AKP’nin tepesinde dolaşıyor. Komünist Manifesto’nun ünlü başlangıcında “Avrupa’nın üzerinde bir hayalet dolaşıyor: Komünizm hayaleti. Yaşlı Avrupa’nın Papa’dan Çar’a, Metternich’ten Guizot’ya, Fransız radikallerinden Alman polislerine kadar bütün güçleri, bu hayaleti kovmak için kutsal bir ittifak yaptılar” diyordu Marx ve Engels. AKP ve yandaşları da Gezi hayaletini kovmak için kutsal bir ittifak yaptılar ama nafile…
Erdoğan bir süredir konuşmalarında Gezi’ye laf çakmayınca galiba Mısır’daki darbe gibi bu konu da suskunluk kuyusuna atıldı derken Gezi önce gazetelerin tam sayfa ilanlarında, ardından İstanbul caddelerindeki bilboardlarda arz-ı endam ediverdi. Erdoğan ve İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş “Her yerde metro, her yere metro” sloganıyla yerel seçim kampanyasını Gezi ile başlattılar. Gezi’nin “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganı öylesine yayıldı ve meşruiyet kazandı ki, iktidar partisi de bundan yararlanmaya karar vermiş görünüyor. AKP İstanbul’daki seçim kampanyasını Gezi’nin temel sloganından türettiği bu sloganla başlatırken farklı hesapları olabilir. Toplumun bazı kesimlerinin bunu Gezi’ye olumlu bir gönderme olarak algılaması da mümkün ancak asıl amaç direniş değil hizmet vurgusudur: “Gezi çapulcuları” her yeri “direniş” haline getirip yakıp yıkarken biz İstanbul’da her yeri “metro” ile buluşturuyoruz, diyor AKP.

Solun da üzerinde

Ne tür bir hesabı olursa olsun, AKP’nin aklından Gezi çıkmıyor, öyle veya böyle kendisini gösteriyor. Sadece metro ile ilgili sloganda değil son “demokratikleşme paketi”nin de üzerinde Gezi’nin hayaleti dolaşıyor. Uzun zamandır otoriterleştirdiği eleştirisiyle karşı karşıya kalan AKP’nin Kürt hareketiyle ilişkilerinin yanı sıra Gezi’nin yarattığı ortam ve sonuçlardan da etkilenerek böyle bir paketi açtığı söylenebilir. Ancak paketin içinden çıkanlar yapılan eleştirilerin ne kadar haklı olduğunu gösterdi, o ayrı! “Kürt kadınının başını örtmesine” izin veren ve “kendi parasıyla kendi dilinde eğitim” yapmasına yol veren bu paket karşısında Kürt hareketi şimdi yeniden bir durum değerlendirmesi yapmaya çalışıyor.
Batı’da Kürt hareketinin de en önemli müttefiki olan Gezi isyanı, AKP’ye 11 yıllık iktidarının en ağır yenilgisini tattırdığı için Erdoğan’ın aklından çıkmıyor, çıkamıyor. İstanbul’un en büyük meydanına devletin 15 gün girememesi unutulacak bir şey değil gerçekten. Parlamenter muhalefetin bu kadar zamandır yapamadığını Gezi yaptı ve AKP’yi bir süre için de olsa dağıttı. Cumhurbaşkanı Gül ve Erdoğan arasındaki farklılaşmayı daha belirgin hale getirdi, Bülent Arınç istifanın eşiğinden döndü. Zor toparlanan AKP, şimdi İstanbul’daki yerel seçim kampanyasını Gezi’nin temel sloganıyla başlattığına ve bir anlamda Gezi’yi kendisine rakip olarak belirlediğine göre Gezi bu meydan okumaya siyaseten karşılık verebilecek mi?
Mart 2014 seçimleri Gezi için bir tür sınav olacak: Ya geçecek ve siyasette kalıcı olarak AKP’ye karşı muhalefetin belkemiğini oluşturacak ya da buharlaşıp gidecek. Muhalefetin bir parçası olan sol-sosyalist hareket aslında kendisine yönelik de ciddi bir eleştiri olan Gezi’yi, Gezi’de ortaya çıkan devrimci enerjiyi bu bağlamda değerlendirebilirse ne âlâ! Gezi hayaleti bu anlamda sadece AKP’nin, iktidarın değil muhalefetin de, sol-sosyalist hareketle birlikte Kürt hareketinin de üzerinde dolaşıyor!