Göçmeni ver, vizeyi al

Göçmeni ver, vizeyi al
Göçmeni ver, vizeyi al
Keyfi müdahaleler sonucu insan haklarına aykırı davranışların ortaya çıktığı ülkemizde nasıl bir göçmen politikası izleneceği, vize muafiyeti satırları arasında kalamayacak kadar önemli bir husus
Haber: BİRCE ALTIOK* / Arşivi

Avrupa Birliği (AB) ile vizesiz yaşam büyük puntolarla yazıladursun satır aralarında kalan bir gerçek var: Geri kabul anlaşması. Geri kabul anlaşması, kısaca Türkiye üzerinden AB ülkelerine kaçak olarak giren göçmenlerin Türkiye’ye iade edilmesi anlamına geliyor. Peki anlaşmanın imzalanmasından sonra ne olacak? Prosedürde, AB ve Türkiye arasında karşılıklı bir “izleme süreci” olacak. Türkiye bu konuda “yükümlülükleri”ni yerine getirmezse, AB vize muafiyeti tanımayacak. Türkiye bu “yükümlülükleri yerine getirir” de vize muafiyeti yine tanınmazsa, Türkiye tek taraflı olarak geri kabul anlaşmasını askıya alabilecek. Her şey “yolunda giderse” de “en az üç yıl” içerisinde AB’ye vizesiz giriş olacak. Tüm bu tırnak içine alınan söylemlerin nasıl bir içeriğe sahip olacağı ise şu anlık bilinmiyor.

Türkiye ve göçmenler

Türkiye Cumhuriyeti’nin göçmen konusundaki sicili pek parlak değil. Daha bu hafta (3 Aralık) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2008’de Van’dan çoğu çocuk olan 19 Özbek mültecinin hiçbir bilgilendirme yapılmadan tehlikeli bir şekilde İran’a sınır dışı edilmesiyle başlayan olaylar silsilesinde Türkiye’nin işkence yasağını düzenleyen 3. Maddesi ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenleyen 5. Maddelerini ihlal ettiği ve 193.350 euro tazminat ödemesi kararına vardı. İran-Türkiye arasında defalarca gidip gelmeye zorlanan ve insanlık dışı muameleye maruz kalan mülteciler, ancak insan hakları örgütleri aracılığıyla yaptıkları başvuru sonucunda bir neticeye ulaşabildi. Bu insan hakkı ihlallerinden sorumlu hiçbir kamu görevlisine yönelik soruşturma açılmadı. (bkz. Uluslararası Af Örgütü [UAÖ] http://www.amnesty.org.tr/ai/node/2312/). Bu AİHM’in Türkiye’de sığınmacı ve mülteci haklarıyla ilgili ne kadar yetersiz olduğunu gösteren ve on yılı aşkın süredir Türkiye’yi mahkum ettiği davalardan yalnızca sonuncusu. Bilinmeyenler de cabası. Burada asıl sorulması gereken, süregelen ihlaller gözönüne alındığında, Türkiye’nin geri kabul anlaşması sonrasında insan hakları ve onuruna yaraşır şekilde yükümlülüklerini nasıl yerine getireceği? Vize muafiyeti ödülü mü Türkiye’de mültecilerin sınır dışı edilmelerine yönelik ihlallerin sona ermesini sağlayacak? Bugüne kadar, Bosna-Hersek, Kırgızistan, Moldova, Nijerya, Pakistan, Romanya, Rusya Federasyonu, Suriye, Ukrayna, Yemen ve Yunanistan ile halihazırda imzalanan geri kabul düzenlemeleri mevcut (bkz. mfa.gov.tr). Bunlara AB ile imzalan yeni bir anlaşma eklenince nasıl bir değişime gidilecek? 2014 Nisan ayında yürürlüğe girecek “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” ile yeni kurulan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, insan hakları standartlarına ne kadar bağlı kalabilecek? Bu konularda devlet ve AB kanadından daha fazla şeffaflığa ve bilgiye ihtiyaç duyulacak.

AB ve göçmenler

Peki ya AB üye ülkeleri bu konuda ne kadar duyarlı? Geri kabul anlaşmasını vakti zamanında Kaddafi dönemi Libyası ile imzalayan İtalya, Libya’ya geri gönderilen göçmenlerin hangi koşullarda sınır dışı edildiği ya da hangi insan hakları ihlallerine maruz kaldığı gerçeğiyle yüzleşmedi. Yeri geldiğinde göçmen ve mülteci sorununu kendi başından attığı için üç maymunu oynadı. Libya ise aldığı inşaat projeleri ve milyar dolarlar dışında geri gönderilen göçmenlere yönelik kronikleşen kötü muamele, gözaltı ve işkenceleri umursamadı. İtalya bir nevi suça göz yumarak işlenen insan hakları ihlallerinin başka bir sorumlusuydu. AİHM Şubat 2012’de İtalya’nın davacıların kötü muameleye maruz kalma risklerinin bulunduğu bir yere geri gönderilmeme ve toplu halde sınır dışı edilmeye maruz kalmama haklarını ihlal ettiği kararına vardı. İtalya insan haklarına saygılı bir göçmen kontrolü politikası izleyeceğini söylese de Libya ile olan anlaşmalarına yenisini ekleyerek bu tarz anlaşmaları içeriklerini kamuoyundan gizli tutarak devam ettirdi (UAÖ “S.O.S. Avrupa İnsan Hakları ve Göç Kontrolü” Raporu Haziran 2012).
Göçmen yolunda önemli bir transit/geçiş ülkesi görevi gören Türkiye’nin, AB’den geri kabul anlaşması neticesinde geri gönderilecek göçmenler konusunda üç yıl içerisinde kendi siciline bakarak, insan haklarına yaraşır bir şekilde yükümlülüklerini yerine getirebileceğini söylemek şu anki koşullarda zor. En önemlisi de imzalanacak anlaşmanın ne gibi maddeler içereceği ve AB’nin nasıl bir izleme gerçekleştireceği. Türkiye’nin yükümlülüklerini nasıl yerine getireceği konusunda vize muafiyeti kabul edilene kadar geri kabul anlaşması uygulamaya konulacak mı? Ne gibi hazırlıklar yapılacak? Türkiye’nin gerek hukuksal gerekse geri gönderilen göçmenlere yönelik altyapı anlamında nasıl bir sistem kuracağı bilgisinin paylaşılması ve tartışılması gerekiyor.

Göçmen hukuku

Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilere yönelik politika ve uygulamalara baktığımızda yaşanılan sıkıntılar her gün medyada kenarda köşede yerini alırken pek çoğu barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyor. Kapısını Suriye’den kaçan insanlara açan Türkiye, daha bu mültecilere “misafir” deyip uluslararası hukukun verdiği mülteci statüsünü koyamazken, geri kabul anlaşması sonucu insan hakları ve hukukuna dayalı bir göçmen sistemi kurabilmesi şu anki koşullarda pek de yakın bir ihtimal değil. Söz konusu AB politikası ise kendi çıkarlarını ön plana koyma ve artacak göçmen sorununu hafifletme derdinde gibi. Bir nevi kendini garanti altına almak... İş bu haldeyken de olan iade edilecek göçmen, sığınmacı ve mültecilere olacak. Keyfi müdahaleler sonucu insan haklarına aykırı davranışların ortaya çıktığı ülkemizde nasıl bir göçmen politikası izleneceği vize muafiyeti satırları arasında kalamayacak kadar önemli bir husus. Bu konuda AB, Türkiye’nin göçmen politikalarındaki eksik ve ihmalleri göz önüne alıp ona göre adımlar atması gerekiyor. Türkiye’nin ise insan onuruna yaraşır şekilde kapasite artıracak tedbirler alması ve atılacak adımlar konusunda uluslararası ve sivil toplumla birlikte hareket etmesi gerekiyor. Yapılacak anlaşmanın hukuki şartlarının yerine getirilmesine ilaveten göçmen hukukunun korunmasına yönelik atılacak adımlar, her iki taraf için önem teşkil eden konulardan.
* Koç Üni., Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, Doktora