Görünmeyen tutuklular

Görünmeyen tutuklular
Görünmeyen tutuklular

Tutuklu öğrenciler için gösteriler yapılıyor ama...

9 Haziran'da "tutuklu öğrencilere özgürlük" isteyen binlerce kişi ile Kadıköy'deki mitingde buluşalım
Haber: TÜRKAN YILDIZ / Arşivi

“Merhaba... Ben Esra. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuyorum. Size bu mektubu Bakırköy Cezaevi’nden yazıyorum. 2 yılı aşkın süredir tutukluyum. Gerekçesi ‘terör örgütüne üye olmak ve eyleme katılmak’”. Şimdi yukarıdaki mektubu biraz değiştirelim: “Merhaba...
Ben Rojda. Dicle Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde okuyorum. Size bu mektubu Diyarbakır Cezaevi’nden yazıyorum. 2 yılı aşkın süredir tutukluyum. Gerekçesi ‘terör örgütüne üye olmak ve eyleme katılmak’”. İki mektubu da samimiyetle okuyalım. Hangisinde “Bu öğrenci için bir şey yapmalıyım” diye düşündünüz? Boğaziçi’nde okuyan ve basın açıklamasına katılan Esra için mi, yoksa Dicle’de okuyan Kürt Rojda için mi?
Son günlerde televizyon kanallarından, gazetelere pek çok yerde tutuklu öğrenciler tartışılıyor. Bu tartışmaların ortak paydası ise ne kadar güzel bir okulda okuduğu ya da ne kadar başarılı bir öğrenci olduğu. Oysa 630 öğrenci tutuklu ve bunların büyük bir kısmı iyi okullarda öğrenci değiller, hatta belki de benim gibi başarısız öğrenciler. Görünür olamama sebeplerimiz ise gayet açık: Kürt öğrenci olmak ve iyi okullarda, iyi çocuklar olamamak!
Günlerdir yapılan tartışmalarda, yazılan yazılarda, yapılan haberlerde “Tutuklu Kürt Öğrenciler” kelimelerini aramam boşuna. Özgürlükçü olduğunu iddia eden gazetelerin sayfaları her zaman olduğu gibi bize kapalı.
Eminim ki şu an bu yazıyı okuyan pek çok gazeteci “yok öyle bir şey!” diyerek vicdanlarını kandırma çabasına girdiler bile. O halde soralım: Şubat ayında Beşiktaş Ağır Ceza Mahkemesi’nin önünde 400 kişi (Sırrı Süreyya Önder ve Ferhat Tunç da aramızdaydı), 70 tutuklu Kürt öğrenci için buluştu. Haberiniz var mı? Oysa biz sizi çağırmıştık! Herkesedir demiştik çağrımız, “sahip çıkma zamanı” demiştik. Haber değeri yoktu belki sizin için. (Mahkemedeki öğrencilerin durumuna ilişkin tek bir satıra rastlamamışken, bir tek Sırrı Süreyya Önder’in mahkemeye alınmayışı yer bulabilmişti basında.) Merak edenler için söyleyeyim: Arkadaşlarımız iki yıla yakın süredir tutuklu. Eğitim hakları yeterince gasp edildi. ÖYM ve TMY ile mağduriyetleri daha da süreceğe benziyor.
Peki sizler, suskun milyonlar? Ne zaman vicdanlarınızı susturmayı başardınız? Ne zaman öğrendiniz görmemeyi, susmayı? Suskunluğunuzu anlamıyorum, anlamak istemiyorum. Bugün bu suskunluğunuzla son iki ayda onlarca Kürt öğrenci daha hapishanelere dolduruldu. Suç hepinizin. AKP ’nin yarattığı korku imparatorluğunun gücünün sınırlarını genişletiyorsunuz! Susuyorsunuz! 

Cihan’ı ve Şeyma’yı aldık ama...
Yüzlerce Kürt öğrenci arkadaşımız tutuklu. İsimlerini bile bilmediğimiz yüzlerce tutuklu, artık “Tutuklu öğrencilere özgürlük!” demenizi bekliyor. Okullarımızın ismine bakmadan, başarılarımız ile özgürlüğü hak etmemiz arasında doğru orantı kurulmadan “hapishaneler boşaltılsın” demenizi bekliyor. Cihan’ı aldık, Şeyma’yı aldık ama peki ya diğerleri?
Ben bu satırları evimden “acaba sıra bana ne zaman gelecek?” diye düşünerek yazıyorum. Bugün muhalif olmanın sorumluluğu ile yürüyen herkesi, öğrencilere sahip çıkmaya çağırıyorum. Mahkeme önlerinde buluşalım. Cezaevlerini birlikte gezelim. Mesela şu an içeride kalp hastası olan Bayram’a istediği kitapları gönderelim. Kürt öğrencilerle buluşalım, ne istiyorlarmış soralım?
Sonra 9 Haziran “tutuklu öğrencilere özgürlük” isteyen binlerce kişi ile Kadıköy’deki mitingde buluşalım. Vicdanlarımıza ses verelim. Tutuklu öğrenciler ve görmediğimiz Kürt öğrenciler için ufak da olsa bir şey yapalım. Sen gazeteci, akademisyen, öğretim görevlisi, yazar, öğrenci değil misin? O halde bu kez susma… 9 Haziran saat 14.00’te Kadıköy Tepe Nautilus’un önüne. 

TÜRKAN YILDIZ:  HDK Gençlik delegesi, İstanbul Üni.