Gözden ırak, gönüle yakın

SSCB dağılmadan önce "süper güç" olan ABD, artık "küresel güç". Küresel güç ABD'nin, ilk deneysel laboratuvarı da Afganistan. Amerikan varlığının, dünyanın bakir, katışıksız ve az kirli bölgelerindeki hayatiyeti, bu ilk deneysel laboratuvardan...
Haber: ALİ ÇAĞATAY / Arşivi

SSCB dağılmadan önce "süper güç" olan ABD, artık "küresel güç". Küresel güç ABD'nin, ilk deneysel laboratuvarı da Afganistan. Amerikan varlığının, dünyanın bakir, katışıksız ve az kirli bölgelerindeki hayatiyeti, bu ilk deneysel laboratuvardan (Afganistan) elde edilecek test sonuçlarına bağlı. Afganistan'a, New York ikiz kulelerine yapılan saldırının ardından, BM kararı ve ABD inisiyatifi ile gerçekleştirilen müdahalenin hemen arifesinde gidenlere, bir de bugünlerde gitmelerini salık veririz.
Geçtiğimiz hafta altı yıl aradan sonra Afganistan'ı yeniden görme bahtiyarlığına kavuşmuş biri olarak yazabilir ve söyleyebilirim ki, ABD'nin bu ilk deneysel laboratuvarında işler "hiç de iç açıcı değil". 1919'da bağımsızlığına kavuşan Afganistan'ın seçkin kralı Amanullah Han'ın, aynı tarihte bağımsızlık koşusuna çıkmış Mustafa Kemal'le birlikte çekilmiş resimlerindeki "şıklık yarışı", elimize sağlam bir karine verdiği için, Afganistan'ın bugün içine sürüklendiği durumun düne göre daha fazla iç paralayıcı olduğunu söyleyebiliyoruz.
O gün yan yana redingotlar içinde, ellerinde fildişi asaları, ayaklarındaki ruganları ve hareli fularları ile resmedilen bu iki adamdan Amanullah Han'ın ülkesinin bahtı giderek kararıyor.
Altı yıl sonra ortaya çıkan resim şu: ABD ve k oalisyon güçlerinin
"Özgürlük Fırtınası" harekatı, ilk çağ Afganistan'ına (Ariana) doğru hızlı bir yolculuk başlatmış durumda. Abartısız söyleyebiliriz ki, bugünkü Afganistan, altı yıl önce başlayan kurtarma harekatı dönemindeki Afganistan'ın 200 yüzyıl gerisine itilmiş .
Yeryüzünde 5000 yıllık tarihi olan az sayıda ülkeden (uygarlık) biri olan Afganistan'ın yazılı kültürlere beşiklik etmiş başkenti Kabil'de, tüm kanalizasyonlar açıkta akıyor, -yersizlikten ve yoksunluktan- tüm açık alanlar tuvalet olarak kullanılıyor. Koalisyon uçaklarının halı bombardımanı ve yağışlarla sökülüp atılan asfaltlardan geriye kalan tozlu yollardan yükselen insan dışkısı, insan teri, hayvan leşi ve hayvan tersi ile bulamaç haline gelmiş bulutlar nefes yollarınıza doluyor.
Her türlü düşüş
31,5 milyon nüfuslu Afganistan'da nüfusun yüzde 46'sı 14 yaşın altında. Basite indirgeyerek söyleyelim: Sokakta gördüğünüz her iki insandan biri 14 yaşın altında, yani "çocuk".
Kişi başına gelir 350 dolar. İşsizlik tam tamına yüzde 50. Yani, sokakta gördüğünüz her iki kişiden biri "işsiz". Afganistan'da, BM'nin üzerinde hassasiyetle durduğu -ama sadece durduğu- şöyle ciddi bir istatistik de var: Afganistan, dünyada okuryazar oranının en düşük olduğu ve bu oranın yıllara göre "en hızlı düştüğü" ülke. Ülkedeki okuryazarların oranı sadece yüzde 35. Kadınlarda bu oran yüzde 20'ye kadar iniyor. Yani, Afganistan'da sokakta gördüğünüz her üç kişiden ikisi "cahil".
Ülkede günlük yayımlanan tam 10 gazete var. Bu 10 gazetenin toplam tirajı sadece 180 bin. Gazetelerin ortalama tirajı 18 bin dolayında. Gazetelerin alıcısı ise büyük ölçüde kamu kurumları ile diplomatik görevliler ve karşı casusluk faaliyeti yürüten yabancılar.
Son yapılan istatistiklere göre, Afganistan'da ortalama yaşam süresi hızla 40 yaşın altına doğru iniyor. Halen ortalama yaşam süresi 43 yıl. BM kriterlerine göre içilebilir su aslında yok Afganistan'da ama 10-15 metrelik artezyen kuyularından herhangi bir işleme tabi tutulmadan çıkarılan suyun oranı bile yüzde 40'ı aşmıyor. İçilen her litre suyun yarısı hastalık saçma derecesinde "kirli".
Ülkenin kesinleşmiş petrol rezervleri 1,6 milyar varil, kesinleşmiş doğalgaz rezervleri ise 99 milyar metreküp. Dünyanın en zengin bakır yataklarına sahip Şili'den sonra en yüksek bakır rezervleri de Afganistan'da tespit edilmiş durumda. Kabil yakınlarında bir süre önce tespit edilen 2 milyar tonluk demir cevheri, kurşun, çinko, berilyum yatakları ve değerli taş ocakları ise iştah kabartan cinsten. Bağımsız örgütlerin raporlarına göre, Afganistan'ın bugün ilan edilen petrol ve doğalgaz rezervlerinin üçle çarpılması gerekiyor. Zira, ilan edilen rakamlar gerçeğin su yüzündeki kısmından ibaret.
Firariler
Afganistan, 2001'deki harekatın ardından çift yönlü olarak silahsızlandırmaya tabi tutulmuş durumda. Kabil yönetimi, Taliban ve işbirliği halindeki örgütlerin silahlarını toplamakla yükümlü. Hükümetin, bu konuda yeterli çaba göstermediği için koalisyon güçleri tarafından sık sık sigaya çekildiği, kaba deyimle fırçalandığı uluorta konuşuluyor.
Silahsızlandırmanın öteki ayağında ise koalisyon güçleri var. Afgan ordusu, 2001'den bu yana küçüle küçüle 33 bin nefere kadar inmiş durumda. Ülkedeki yabancı asker sayısı, ülkenin milli ordusundan birkaç bin daha fazla, üstelik ağır silahlar ve donanım bakımından gayrı kabili kıyas bir durum söz konusu. Savaşın başından beri Afganistan'dan kaçanların sayısı 3,5 milyonu geçmiş durumda. Ülkedeki her 10 kişiden biri "firar"da.
Bitiriyorum: Afganistan'ı bugün dünya medyasının objektiflerinin yere göğe sığdıramadığı Hamid Karzai yönetiyor. Bir İslam cumhuriyeti olan Afganistan'da, koalisyon ülkelerinin kurdukları bölgesel kalkınma ve imar timleri, peşpeşe okulsuz köylere cami ve medrese yapıyor. "Neden" diye sorduk. Cevap şöyle geldi: Bölgesel dini liderler -ki onlara aksaçlılar diyorlarmış- prestijlerinin korunması için, cami ve medreseyi daha fazla önemsiyorlar. Koalisyon güçleri de, yerel iktidar konumundaki aksaçlılar marifetiyle ülkeyi yönettikleri için, onların talepleri evvelemirde gözönüne alınıyor.
Sahiden bitiriyorum yazıyı: Tüm bu gelişmelerin odağındaki isim ise harekat sonrası zembille indirilen adam Hamid Karzai. Eğitimini ABD'de tamamladı. ABD vatandaşı. ABD'de ailesi ve kendisinin ortak olduğu dev bir Çin lokantası işletiyor. Sovyet işgali sırasında geldiği Kabil'de mücahitler safında savaştı. Taliban yönetime geldiğinde Taliban'ı, koalisyon güçleri işbaşına geldiğinde onları destekledi. Afganistan'ın Sovyet işgalinden kurtulmasında büyük ve mutlak bir payı olan Burhaneddin Rabbani hükümetinde dışişleri bakanı oldu ama sonradan tuhaf bir suçlamayla, galiba "casusluk" suçuyla hapse atıldı.
Şimdi, geriye dönüp baktığımızda gördüğümüz resim şu: Beyaz atlastan yerel giysisi "Perehan Tunban"ı, başındaki astragan börkü, yüzünden hiç eksik etmediği "nevrotik" gülümsemesi ile dünya basınının gözdesiydi. Kadın dergileri "en yakışıklı", "en çelebi", "en zarif" seçtiler kendisini. Yediği içtiği her şeyle ilgilendik, kabinesindeki bakanların adlarını ezberleyip, yuttuk. "Loya Jirga" gibi bir daha işimize yaramayacak "halkın yönetimdeki en yüksek tezahürü" halk meclisinin ne cerbezeli bir menem olduğunu öğrendik.
Kabil'de, çantamdan çıkardığım yarım ekmeği utanarak da olsa bir yeni Pavlov deneyi için havaya kaldırdığımda, etrafımda bir düzineden fazla çocuk birikmişti. O çocuklar gerçekse, Hamid Karzai gerçek olabilir mi?
Bence, Hamid Karzai esaslı bir halkla ilişkiler çalışmasının ürünü "imal edilmiş" bir adam... Size de öyle gelmiyor mu?

ALİ ÇAĞATAY: Habertürk Haber Müdürü