'Güncel' teriminin müebbeden mahkumiyeti

Hiçbir canlı türü fare kadar insanlığın yükünü omuzlarında taşımamıştır. Ama bugüne dek ismi cismi belli bir fareyle ilgili habere gazetelerde ve televizyonlarda hiç rastlamadım.
Haber: CÜNEYT ÇALIŞKUR / Arşivi

Hiçbir canlı türü fare kadar insanlığın yükünü omuzlarında taşımamıştır. Ama bugüne dek ismi cismi belli bir fareyle ilgili habere gazetelerde ve televizyonlarda hiç rastlamadım. Daha önce kamuoyunca hiç duyulmamış bir olay haber niteliği taşır ve günceldir. Kamuoyunca süregittiği bilinen bir olayın ısınma anları haberdir ve günceldir. En önemli güncellik, süregittiği bilinen, yaşamımızın bir parçası olmuş, artık olağan karşıladığımız hatta artık yabancılaştığımız bir olgunun yepyeni bir paradigmayla ele alınması, yorumlanması, şaşırtıcı boyutlarının ortaya koyulmasıdır. Nedense gazetelerin en az dikkate aldığı, bu 'güncellik' türüdür. Böylesi bir gerçekleşme analitik zekaya sahip, yetkin, öğrenme sofrasından hep aç kalkan, beyin ülseri olmamış, deli-kanlı (nüfus kağıdı bağlamında kullanmıyorum), mizah duygusu güçlü, yürekli, cömert, ancak başı çok sıkıştığında internetten yardım alan, yaratıcı, kendisiyle barışık, bütünleşmiş bir 'ben'e sahip köşe yazarları gerektirir. Sayıları az da olsa böylesi babayiğitler, anayiğitler vardır ülkemizde. Zaten onlar da aç kurt gibi yeni haber peşinde koşmazlar, soğukkanlı otururlar berjerlerinde. Yaşamın her alanı, durağan bile olsa yeni bir haberdir onlar için. Bu nedenledir ki sayın Çetin Altan'ın otuz yıl önce yayınlanmış bir köşe yazısı bugün de yayınlanabiliyor köşesinde.
Geleceğe yönelik uzak erimli projeksiyonlar yapmak 'güncel'den hiç sayılmıyor zaten; fantezi nitelemesiyle tuu kaka ediliyor. Akademik, tıkız, çerçevesi ölçekli bir yorum alışkanlığı almış başını gidiyor. Böylesi bir ortamda Perihan Mağden'in kabul görmesi bile şaşırtıyor beni! Yıldırım Türker sevilen, yaramaz bir uzaylı gibi sanki. Bir köşe yazısının sanatsallaşması, yaratıcılığı kışkırtması istenmiyor. Ya da insan malzemesi bu denli kısıtlı. Asla niyetler kötü demek istemiyorum ama cehenneme giden yolların hangi taşlarla döşeli olduğu belli... Suya sabuna kıyısından köşesinden dokunmak uzun vadeli bir ikbal de getirmiyor. Beyinler kravatlı, yaka düğmeleri açılmıyor. Çoğu yazarlar sabah içtimasında gibi soldan sağa sayıyorlar her sabah. Otosansür el kitabı, ceplerinde anayasa gibi... Fonda idare-i maslahat türküsü; halay çekiyorlar bacaklar dizden kırık eşzamanlı. Söylediklerim, benim değil farelerin çift sesli ağıtıdır.
Dayıyasa
Güncellikte, yeni bakış açıları, yeni yorumlar ve açılımlar en az takvim ve ajanda kadar önemlidir. Güncel sözcüğünün dar anlamda kullanımı fazlasıyla elimizi kolumuzu bağlar ve bizi 'yeni'nin dar alanında tutsak kılar. Amerikan demokrasi modeli adına savaşlarda yüzbinler ölürken, Afrika'da açlıktan ölenlerin sayısı bu kadar fazlayken 'Amerika'da Kansere Çare Bulundu!' haberi ne kadar manşetlik önem taşır? Bu sevabın bedeli misliyle ödettirilir insanlığa. Tabii ki bu çok önemli güncel bir haberdir. Ancak sonrasında, kansersiz bir dünyada nasıl yaşayacağımız da bir o kadar önemli 'güncel' bir haberdir. Tabii, o habere çıkan farklı bir tünel kazabiliyorsanız!
Dilimin keskinliği, bu tür aymazlıklarla sarmalanmış olma duygumdan geliyor. Durum, Türk sinemasında, tiyatrosunda, arkeolojisinde, hukukunda, sağlığında, insan haklarında, demokrasisinde farklı mı? İane, zekat mantığını sosyal devlet diye görenler, asgari ücreti satın alınan yumurta sayısıyla ölçenler... Tamam, anlaştık; ben, her ay maaşım kadar yumurta istiyorum, Teşvikiye'de üç katına satar, maaşımı üçe katlarım. Müteşebbis yetiştiren devlet diye ben buna derim. İşte bu 'güncel' bir haber ve manşetlik; "Maaşlar günlük yumurta olarak dağıtılacak!"
Toplum karşısında değiştirebilme, geliştirebilme konumuna sahip olabilmişlerin tek bir nosyonla donanmış olmaları olanaksız. Düşler kurmayan, serüveni göze alamayan, sınırlara yolculuk yapamayan (patolojik anlamda söylemiyorum), yaşamın her alanı ve katmanından beslenmeyen (en azından gözardı etmeyen) kişilerin kavram tanımları da o denli kısır, tıkız, onmaz, çapsız kalacaktır. Çoksesli müzik dinlemeyen birinin, çoksesli bir toplumu kavrama zorluğu, rock dinlememiş birinin başkaldırıyı kavrama zorluğuna denktir. Modigliani'nin kadın portrelerini algılayamamış birinin türbanın kadını indirgediği cılız konumu kavraması zordur. Böylesi bir bakış açısı elbette sabit bir formülasyon değildir; sadece bir olabilirliktir. Yaşamın farklı alanlarıyla ilgili daha sayısız yatay ve dikey bağlantılar hatta permütasyonlar kurulabilir. Eğer bu yapılamıyorsa ortaya 'anayasa' yerine 'dayıyasa' çıkarsa hiç şaşırmayın.