Güneydoğu'da değişen siyaset

Bu yazı Sayın Orhan Miroğlu'nun 19.08.2007 tarihinde Radikal İki'de yayımlamış olduğu "Barbie bebek demokrasisi" başlıklı yazıya...
Haber: M. EMİN EKMEN / Arşivi

Bu yazı Sayın Orhan Miroğlu'nun 19.08.2007 tarihinde Radikal İki'de yayımlamış olduğu "Barbie bebek demokrasisi" başlıklı yazıya (http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=7363) cevap mahiyetinde yazıldı. Sayın Miroğlu Hürriyet gazetesinde 12.08.2007 tarihinde Gülden Aydın imzalı habere (http://arama.hurriyet.com.tr/default.aspx?keyword=ekmen) ilişkin bir değerlendirme yazarak şahsıma, aileme ve partime yönelik saldırgan bir eleştiri, hatta ithamlar içeren bir yazı yazdı. Tanımayan okurlar için belirtmek gerekir ki, Miroğlu DTP çizgisi partilerde sürekli olarak üst düzey yöneticilik yapmış, son olarak da Mersin'den Bin Umut Bağımsız adayı olmuş bir siyasetçidir.
Mersin seçimlerini kaybeden Miroğlu, bağımsız adayların bölgemizde umduklarının çok altında bir oy almalarının da etkisi ile olsa gerek ölçüsüz ve gerçekdışı değerlendirmelerde bulunmuş, zaman zaman da kişilik haklarımızı zedelemiştir. Biz sayın Miroğlu gibi usta bir siyasetçinin polemik değil, birikimine uygun analizler yapmasını beklerdik. Minimum derecede Sayın Ekinci (Kürtler AKP'ye neden destek verdi? Tarık Ziya Ekinci http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=7283) gibi Kürtlerin AKP'ye yönelişinin sosyal, ekonomik ve siyasal gerekçelerini anlamaya çalışmasını beklerdik. Her zaman söylediğimiz gibi bölge insanı AKP'ye verdiği oylarla devlete, hükümete, siyasi partilere, sivil toplum yöneticilerine ve siyaset üzerine düşünce üreten herkese çok önemli mesajlar verdi. Sayın Miroğlu da bu sonuçlar nedeniyle evhamlı komplo teorileri üreteceğine (Mersin Seçim Vakası http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=7319) veya son yazısında olduğu gibi halkı oylarını satmakla itham edeceğine, oturup daha ciddi ve bilimsel analizler yapmalı, biz de genç siyasetçiler olarak kendisinden faydalanabilmeliyiz diye düşünüyorum.
Miroğlu yazısında şahsıma, aileme ve partime yönelik olarak bazı değerlendirmeler yapmıştır. Ben de bu üç başlık altında kendisine cevap vermeye çalışacağım.
Miroğlu "Kimsenin, köyüne insani koşullarda yeniden dönmek, içerde yatan oğluna, kızına yasal bir düzenlemeyle tahliye, düzenli bir işte çalışmak ve yoksulluktan kurtulmak, dağdaki çatışmaların bitmesi gibi bir talebi olmamış anlaşılan" ifadesi ile bizi bölgenin reel sorunlarından uzak olmakla itham etmiş. Öncelikle belirtmek gerekir ki, söz konusu röportaj, muhabirin ve editörün bilinçli bir tercihi ile politik bir haberden ziyade sosyal bir vaka olarak CHP'li, DTP'li ve sosyalist bireyleri bulunan bir ailenin nasıl AKP'de buluşabildiğini anlamaya çalışan, böylece AKP'nin bölgemizdeki yükselişini analiz etmeye çalışan bir haberdi. Bilinçli bir tercihle şahsımın ve partimin anılan konulardaki siyasi görüşleri röportaja yansıtılmamıştı. Aynı sayfada bir hafta önce yayınlanan Aysel Tuğluk röportajında da Tuğluk'un siyasetçi kimliğinden ziyade kadın kimliği öndedir. Şimdi de Sayın Miroğlu DTP'nin bölgede neden kaybettiğini ailemiz üzerinden analiz etmeye kalkıyor ki, bu durumun mantığa uygunluğunu okuyucunun takdirine bırakıyorum. Eğer Miroğlu mal bulmuş Mağribi gibi haberdeki bazı cümleleri derinlemesine (!) analiz etmeye kalkışmadan önce Batman'da partisinin il başkanı, belediye başkanı, milletvekilleri başta olmak üzere herhangi bir siyasetçiyi aramış olsaydı, benim kişisel serüvenimdeki demokrasi ve insan hakları duyarlılığımı ve mücadelemi öğrenmiş olur, belki de böyle bir yazı yazmazdı.
Akrabalık bağımız olan Miroğlu, aileme yönelik yaptığı derin analizlerin (!) gerçeğe uymadığını biliyor. Ailemizin içindeki olanca siyasi görüş renkliliğine rağmen, hem politik hem de sosyal sorumluluk olarak ne kadar sağlam bir duruşumuzun olduğunu kendisi benden çok daha iyi bilir. Muhtemelen kaybetmiş bir politikacıdaki; politik körlük ve çarpıtma örneği olarak literatüre geçsin diye söz konusu analizleri yapmış.
Yıllardır yardım yapıyoruz
Yazıya başlığını veren Barbie bebek olayına gelince belirtmek gerekir ki ben, ailem ve partililerim sosyal sorumluluğumuzun gereğini onyıllardır ve düzenli olarak yerine getirmeye çalışırız. Bu tip katkıları da imkanlarımız ölçüsünde yapmaya çalışırız. Bunların birkaç örneği de seçim döneminde yaşandı. Basit bir örnekle, 52 derece sıcakta buzdolabı olmayan bir dul kadın ile karşılaştığınızda bir insan olarak ne yapacak idiyseniz biz de onu yaptık ve bunu da yıllardır yapıyoruz. Aslında Miroğlu, bu örnekler ile tıpkı bir devlet politikacısı gibi halkı kendilerini anlamamakla ve oylarını satmakla suçlamıştır. Demek ki, halk kendilerine oy verince "ulusal kurtuluş mücadelesi veren kahraman bir halk" başka partilere oy verince "oylarını satmış bir muz cumhuriyeti vatandaşı" oluyor. Halk tipi bir politikacı için ne hazin bir final. Batman'daki tarihi 73.000 oyumuzu ve DTP'nin 2002'den ciddi şekilde geriye düşüşünün analizini böyle mi okuyacaktık kaleminizden? Ya Mersin'de "girilemeyen" ve dolayısıyla Barbie bebek dağıtılamayan mahallelerde alınan oylar? Diyarbakır, Siirt, Mardin, Hakkari ve Bingöl'de Kürt seçmenin son seçimde verdiği destansı mesajı nasıl yorumlayacak sayın Miroğlu? Böyle magazinsel ve polemikçi bir yaklaşımla kendi fildişi kulesinden sosyal mühendisliğe devam ederek, düşünce dünyasının tüm analiz yeteneğini kullanıp faturayı halka mı çıkaracak? Zemin kayıyor ve gerisin geriye sendeleyen Miroğlu, hiç olmazsa Aysel Tuğluk gibi, "Biz varoşlardan uzaklaştık, elitleştik AKP halka inen siyaseti bizden çaldı" deme erdemini göstermeyecek mi? İşte tam burada Türkiye gerçeği, Türkiye tipi bir politikacı ile karşı karşıya kaldığımızı anlıyoruz. Faturayı halka kesen, kendini ve düşünce dünyasını sorgulamayan bir politikacı. Bu görüntü ile 1940'ların CHP'li bir politikacısından farkı kalmadığını gösteriyor Sayın Miroğlu.
AKP bölgede neden patlama yaptı, DTP neden geriledi, seçim sonuçlarını nasıl okumalıyız, bölgenin can yakıcı sorunları hakkında ne düşünüyoruz? Her biri müstakil ve uzun bir yazı konusu olacak bu değerlendirmeleri de editoryalin yer sınırlaması nedeni ile ileriki tarihlerde yazacağımız yazılara bırakıyor ve Kürt sorunu üzerine söz söyleyen herkesi bu konularda sağlıklı değerlendirmeler yapmaya davet ediyorum. Belki böylece halkı ve beklentilerini daha iyi anlayabilir ve bölgedeki sorunlara çözüm getirebiliriz. Halkı belirli politik kalıplara sokmaya çalışmak yerine halkın istediği tipte birer politikacı olabiliriz o zaman.

M. EMİN EKMEN: AKP Batman milletvekili