Güneydoğu'da seçim dinamikleri

Güneydoğu'da 50'lerde DP, 70'lerde CHP, 80'lerde ANAP, 90'larda SHP-HEP ortaklığı, ardından HADEP, 2000'lerde AKP üstünlüğü var. 2009 yerel seçimlerinde ise belirleyici faktör Kürt kimliği üzerindeki tartışmalar olacak
Haber: RÜSTEM ERKAN / Arşivi

29 Mart 2009 yerel seçimlerinin, Türkiye genelinden farklı olarak Güneydoğu ve özellikle de Diyarbakır için özel bir öneme sahip olduğu şimdiden anlaşılıyor. Güneydoğu ve Diyarbakır’daki seçim, bir yerel seçimden öte, yanlış bir yönlendirmeyle Kürt sorununda bir referanduma dönüştürülmeye çalışılıyor. Kürt sorunu ve bölgenin siyasal yapısını seçim sonuçları üzerinden okumak ve algılamak yanlış sonuçlara yol açabilir. Bölgede bugünkü DTP çizgisindeki partilerin ilk kez yerel seçimlere girip belediye başkanlığı kazandığı seçim, 1999 seçimleri. Oysa Kürt sorunu ve terör olayları bu yıldan çok önce başladı. Bu sorunların zirveye ulaştığı 1990’ların başlarında, bölgede DTP çizgisinde herhangi bir belediye başkanı bulunmuyordu. Dolayısıyla 29 Mart yerel seçimlerinde genelde Güneydoğu’da, özelde ise Diyarbakır’da, belediye başkanlığını DTP ya da AKP’nin kazanmasının, bu sorunların çözümünde yeni bir tabloyu ortaya çıkarmayacağı açıktır. Güneydoğu Anadolu bölgesinde çok partili seçim dönemine geçişten bu yana yapılan seçimler incelendiğinde, seçmen davranışlarının şekillenmesinde, Türkiye genelinden farklı etmenlerin rol oynadığı görülüyor.
1950 seçimlerinden 2007 seçimlerine kadar bölgenin seçim analizini yaptığımızda şöyle bir tablo ile karşılaşılıyor:
DP, 1950 seçimlerinden itibaren Güneydoğu Anadolu bölgesinde CHP’ye karşı büyük bir üstünlüğe sahip oldu, özellikle 1950 ve 1954 seçimlerinde bölgede tek parti konumuna geldi. 1950 seçimlerinde Güneydoğu Anadolu bölgesindeki 32 milletvekilinin 28’ini; 1954 Milletvekili Genel Seçimlerinde 35 milletvekilliğinin tamamını; 1957 seçimlerinde ise bölgedeki 41 milletvekilinin 24’ünü DP kazandı. DP’nin Türkiye’nin diğer bölgelerine göre Güneydoğu Anadolu bölgesinde daha yüksek oy almasının anlaşılabilir sosyal ve politik nedenleri var. Kısaca, tek parti döneminin uygulamalarından Güneydoğu Anadolu bölgesi, diğer bölgelere göre daha olumsuz etkilendi diyebiliriz.
27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinden sonra Güneydoğu Anadolu’da farklı bir siyasal yapının ortaya çıktığı görülüyor. Bu seçimlerin en ilginç sonucu, Ekrem Alican liderliğinde bazı aşiret beylerinin desteğiyle kurulan Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) yüksek oy almasıdır. YTP, 1961 seçimlerinde Türkiye genelinde yüzde 13.7 oranında oy alırken Güneydoğu Anadolu’da yüzde 40, Doğu Anadolu bölgesinde ise yüzde 30.2 oranında oy aldı. YTP, 1965 seçimlerinde ülke genelinde yüzde 3.7 oranında oy alırken, Kürt nüfusun yoğun olduğu illerde yüzde 58’in üzerinde oy aldı. 1969 seçimlerinde ise, YTP’nin ülke genelinde oyları yüzde 2’lere düşmüş olmasına rağmen, Kürt nüfusun yoğun olduğu illerde oyların yüzde 53’ünü aldı.
Bu sonuç, 1950-1960 yılları arasında DP iktidarı döneminde Güneydoğu Anadolu’da egemen olan dinsel ve aşiret yapısının büyük oranda desteklendiğini ve bunun da 1960 sonrasında bir siyasal hareketi destekleyecek düzeye geldiği görülüyor. Başka bir deyişle bu yıllarda bölgede Kürt etnik kimliğinden öte, aşiret ve toprak ağalığının siyasette etkili olduğu görülüyor. Bunun en açık göstergesi, Türkiye’de ilk kez Kürt etnik kimliğine vurgu yapan ve Kürtlere yönelik etnik eşitsizlik ve kültürel hakların talep edilmesinden söz eden Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP), Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yalnızca yüzde 3.2 oranında oy almış olmasıdır.
1973 yılında yapılan milletvekili genel seçimi sonuçlarına bakıldığında Türkiye’deki siyasal değişime paralel olarak Güneydoğu Anadolu’da da bir değişimin yaşandığı görülüyor. CHP 1973 seçimlerinde Türkiye genelinde, 1950’den beri yapılmış olan seçimlerde almış olduğu en yüksek oy oranına ulaştı. Bu başarısında 1973 seçimlerine lider değişikliğiyle girmiş olmasının da etkisi var. Türkiye genelindeki bu oy artışının Güneydoğu Anadolu’ya da yansıdığı ve CHP’nin bölgede 13 milletvekili çıkararak birinci parti olduğu görülüyor.
1977 milletvekili genel seçimlerine bakıldığında CHP’nin bölgedeki üstünlüğünün devam ettiği görülüyor. Bu seçimlerde CHP’nin Türkiye genelinde oy oranı yüzde 42’ye ulaştı.
1983 seçimlerinde ANAP, Türkiye genelinde yüzde 45.1’lik oyla birinci oldu, onu yüzde 30.5’lik oyla Halkçı Parti ve yüzde 23.3’lük oy oranıyla da Milliyetçi Demokrasi Partisi izledi. Güneydoğu Anadolu bölgesinde ise Türkiye genelinde olduğu gibi ANAP birinci parti oldu, fakat Türkiye genelinde üçüncü parti olan MDP bölgede ikinci parti oldu. Bu seçimin en dikkat çekici noktası, MDP’nin, dönemin askeri darbe liderleri tarafından desteklenen bir parti olmasına rağmen, Türkiye’de üçüncü, Güneydoğu Anadolu bölgesinde ikinci parti olmasıdır. 12 Eylül askeri rejiminin en olumsuz sonuçlarının, Güneydoğu Anadolu’da yaşanmış olmasına, hatta PKK terör örgütünü doğuran nedenlerin bu dönemin uygulamalarından kaynaklanmış olduğu ileri sürülmüş olmasına rağmen, bu partinin bazı aşiretler tarafından desteklenmesiyle seçim başarısını sağlaması, bu yıllara kadar bölgede siyasal bir etnik kimlik söyleminin ortaya çıkmadığını gösteriyor.
1987 seçimlerinde, partilerin Güneydoğu Anadolu bölgesinde aldığı oy oranlarının Türkiye geneli ile farklılaşmadığı görülüyor.

Dönüm noktası
1991 seçim sonuçlarının Türk siyasal hayatı için önemli bir dönüm noktası olduğu görülüyor. Bu seçimlerden itibaren, bölgede “Kürt Sorunu”, başka bir deyişle etnik kimlik üzerinden siyaset yapmanın belirleyici olmaya başladığı görülüyor. 1991 seçimlerinden günümüze kadar da bölgede belirleyici olan, etnik kimlik siyaseti ve dinsel referanslı siyaset oldu. 1991 Milletvekili Genel Seçimleri’nde Güneydoğu Anadolu’da en yüksek oyu alan SHP (yüzde 37,1) bu başarısını, bölgeden seçilmiş SHP’li milletvekillerinin partiden ihraç edilmesiyle 1990 yılında kurulan ve Türkiye’de ilk kez Kürt kimliğine vurgu yaparak siyaset yapan HEP ile ittifak kurarak sağladı.
1995 genel seçimlerinde Güneydoğu Anadolu bölgesinde yüzde 25 oy alan HADEP Türkiye genelinde 4.1 ve hemen arkasından gelen RP, Türkiye genelinde yüzde 21.3, bölgede ise yüzde 23.7 oranında oy aldı.
1999 seçimleri sonunda Güneydoğu Anadolu’da DSP yüzde 22.2’lik oy oranıyla birinci oldu, yüzde 18’lik oy oranıyla MHP ise ikinci sırada yer aldı. Bu iki partiyi yüzde 15.4 ile FP (RP’nin devamı) yüzde 13.2 ile ANAP ve yüzde 12 ile DYP izledi. Güneydoğu Anadolu bölgesi illerindeki seçim sonuçlarına baktığımızda ise, bu illerdeki seçim sonuçlarının ülke geneli sonuçlarından büyük ölçüde farklılık arzettiği görülüyor. HADEP ise Türkiye genelinde yüzde 4.75 oy almasına karşın Diyarbakır’da yüzde 45.9, Batman’da 43.4, Mardin’de 25, Siirt’te 22 gibi yüksek oy oranlarına ulaştı.
2002 seçimlerinde ise AKP Türkiye genelinde yüzde 34.4 oy almasına karşın, Güneydoğu Anadolu bölgesinde yüzde 28, CHP Türkiye genelinde yüzde 19.4 oy almasına karşın Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 12 oy aldı. HADEP ise Türkiye genelinde yüzde 6.1 oy almasına karşın Diyarbakır’da yüzde 56, Batman’da 47, Şırnak’ta 46, Mardin’de 39, Urfa’da 19 gibi yüksek oy oranlarına ulaştı.
2007 seçimlerinde AKP 2002 seçimlerine göre Güneydoğu Anadolu genelinde oy oranını yüzde 26.57 artırarak yüzde 53.14’e kadar çıkardı. Bağımsız adayların oy oranı ise yüzde 24.4. DTP’li bağımsız adaylar dışında diğer bağımsız adaylar da olduğu düşünüldüğünde DTP’nin oy oranının yaklaşık yüzde 22’lerde olduğu görülüyor. Bu sonuca göre AKP, DTP’ye göre bölgede yaklaşık yüzde 25 daha fazla oy aldı. 2007 seçimlerinde barajı aşabilen partilerden CHP bölgede aldığı yüzde 8.53 oy oranıyla, Türkiye genelinde aldığı oy oranından yüzde 12 daha az oy aldı.
Güneydoğu Anadolu bölgesinde feodal üretim ilişkileri ve buna bağlı olarak aşiret ve şeyhlik kurumlarının etkisi olmakla birlikte, 29 Mart seçimlerinde Kürt kimliği üzerindeki tartışmaların belirleyici faktör olmaya devam edeceği anlaşılıyor.

RÜSTEM ERKAN: Doç. Dr., Dicle Üni.