'Halk terbiyesi' ve halkevleri

1930 sonrası Türkiye'de ekonomik ve toplumsal açıdan büyük bir değişim yaşanmaya başlandı. Dünya ekonomik bunalımının ardından devletin ekonomik yapıda belirleyiciliği arttı ve tüm alanlarda "merkezi bir yapılanma" gündeme geldi.
Haber: NURAY BAYRAKTAR / Arşivi

1930 sonrası Türkiye'de ekonomik ve toplumsal açıdan büyük bir değişim yaşanmaya başlandı. Dünya ekonomik bunalımının ardından devletin ekonomik yapıda belirleyiciliği arttı ve tüm alanlarda "merkezi bir yapılanma" gündeme geldi. Bakanlıkların kurulması, birçok yasanın çıkarılması, birçok kurumun işlerlik kazanması bu dönemde gerçekleştirildi. İktidarın Türk Tarih Tezi, Türk Dili Tezi açıklığa kavuşturuldu, 15 Nisan 1931'de Türk Tarih Cemiyeti ve 12 Temmuz 1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kuruldu. 19 Şubat 1932'de ise iktidarın "halk terbiyesi" yaklaşımını hayata geçirmek üzere Halkevleri faaliyetlerine başladı. Halkevleri her iki cemiyetin çalışmaları için kaynak oluşturabilecek ve laiklik, bilimsellik temeline oturan yeni kültürü tüm ülkeye yayabilecek bir kurguda ele alındı.
İktidar tarafından yeni kültür, "ulus" olabilmenin ilk şartı olarak benimsenir ve bu kültürü yaratabilmek için eğitime büyük önem verilir. Öncelikli amaç Osmanlı'nın dinsel eğitiminin izlerini silmektir. Dinsel eğitime karşı bir araç olarak düşünülen mekanizma ise örgün eğitimdir. Harf devrimi, dil devrimi, kıyafet devrimi ve tarih devriminden başlayarak yapılan tüm devrimler, örgün eğitim aracılığı ile toplumda yaygınlaştırılmaya, formel eğitim alamayan grupların devrimleri bu yolla benimsemeleri sağlanmaya çalışıldı.(1) 1927'de toplanan Parti Genel Kongresi'nde Atatürk tarafından hazırlanmış olan ilkeler doğrultusunda eğitimin ulusal ve laik olması, Tevhid-i Tedrisat Esasları'na dayanması kabul edildi, toplumun çağdaş değerlerini yükseltecek, ekonomik gücünü artıracak vatandaşlar yetiştirmek öncelikli hedef olarak belirlendi. Bu kongrede, ilköğretim yapamamış vatandaşlara gerekli bilgilerin kurslar aracılığı ile verilmesi bir ilke olarak kabul edildi.
Bu ilke uyarınca 1929'da "Millet Mektepleri" adı altında açılan kurslara, 15-45 yaş arasında, okuma-yazma bilmeyen tüm vatandaşların katılımları zorunlu kılındı. Millet Mektepleri, Parti'nin, ferdi vatandaş sayan, vatandaşları çalışma, bilgi ve yapıları ile ayrı ayrı değerlendirmek gerektiğine inanan ve vatandaş-devlet ilişkilerini yeniden tanımlayan, bütün vatandaşların eşitliği ve eğitim bakımından tümü için eşit olanakların sağlanması düşüncesine dayanan "halk terbiyesi" politikasının bir sonucudur. İktidar tarafından halk terbiyesi; "vatandaşları karşılaşacakları her vaziyette kendi düşünceleriyle hareket etmeye, her meseleye kendi kafaları ile hâl çaresi aramaya alıştırmak gayesi ile yapılan faaliyetlerin tümü" olarak tanımlanır. Halk terbiyesi ile eğitim alamamış kişilere inkılap fikrinin özü öğretilmeye, ülkenin şive, mezhep ve yaşam biçimi itibarıyla birçok parçaya ayrılmış olan gruplar, bir "içtimai vücut" halinde yoğrulmaya çalışılır (2). Ancak, halk terbiyesi alanında faaliyet göstermek üzere kurulan millet mektepleri etkin olamadı (3), buna karşın "Türk Ocakları", "Öğretmen Birlikleri" ve "Ordu", bu alanda daha etkin rol oynayan kurumsal yapılar olarak öne çıktı.
Dokuz kol
Millet Mekteplerinin ardından halk terbiyesi amacıyla kurgulanan en önemli ve en etkin yapı Halkevleri oldu. "Milleti tek tek fertler halinden çıkararak, onları görüş, anlayış ve yapışta bir birlik haline sokmak, onun iç varlığını inkişaf ettirmek, benliğinin derinliklerinde kaynayan emsalsiz kıymetleri meydana çıkarmak" Halkevleri'nin görevleri olarak tanımlandı. Halkevlerinden "tekkelerin, zaviyelerin, tarikatların din uğruna yaptıkları kılavuzluğu ulus adına yapmaları" bekleniyordu. Halkevleri, "...vatandaşların külfetsiz toplanacakları yer olduğu gibi, memleket ve millet işlerini, bilhassa milletin yüksek kültür işlerini düşündükleri, zahmetsiz konuşabilecekleri yer" olarak ele alındı. Bu ele alışa göre "yurt ve halk bir hazinedir ve bu hazinenin anahtarı halkevleridir. Halkevleriyle amaçlanan sade halka gitmek değil, her zaman halk içinde olmak, her işi halkla beraber, halk için yapmaktır." Halkevlerinin en önemli siyasi görevleri "fikir olarak ve müessese olarak mesuliyet mevkiinde bulunan Cumhuriyet Halk Fırkası'nın bütün özünü ve varlığını halkın geniş tabakalarına anlatmak ve sevdirmek" olarak ifade edildi. Halk terbiyesi alanında büyük görevler üstlenen Halkevleri, birbirini anlayan ve büyük amaçlarla birbirine dayanan bir kütle yaratacaktır. "İnancı bir, sükûnu bir, heyecanı bir, bir kütle..."dir bu. Bunun, ancak, "bir program uyarınca ve manevi telkinle yapılacak bir eğitimle" gerçekleşeceğine inanılır, "söz, resim, yazı, musiki, film ve radyo" bu eğitimin en önemli araçları olarak kabul edilir.
Halkevleri, halk terbiyesi için belirlenen bu eğitim araçları paralelinde dokuz koldan oluştu. Bu kollar; dil, tarih, edebiyat, ar (sanat), gösteri (tiyatro), spor, sosyal yardım, halk dershaneleri ve kurslar, kitap saray (kütüphane) ve yayın, köycülük, müze ve sergi kollarıdır. Halkevlerinde faaliyet gösteren bu kolların her biri, üyeleri tarafından seçilmiş üç ya da beş kişilik komitelerce yönetilir. Bir yerde halkevi açılabilmesi için dokuz koldan en az üçünün kurulmuş olması gereklidir. Halkevleri faaliyetlerine katılım ücretsizdir. Faaliyetler için yapılan harcamaların özel idare, mahalli idareler, belediye ve köy bütçelerinden karşılanması öngörüldü(4). Birer yaşam evi olarak düşünülen her halkevi, bulunduğu şehir ve kasabanın Halk Partisi Teşkilatı'na bağlıdır. Parti'nin idare heyetinden bir üye halkevi başkanıdır. Parti'ye üye olsun ya da olmasın 18 yaş üstü herkes halkevine üye olabilir, faaliyetlere ücretsiz katılabilir.
1932'de açılan ve faaliyete geçen halkevleri sayısı 14'tür. 10. yıldönümü raporu ise bu sürede gerçekleştirilen faaliyetlerin boyutunu göstermesi açısından oldukça önemli. Yıldönümü törenlerinde açıklanan rapora göre, 10 yılda halkevlerine gidenlerin sayısı ülke nüfusunun üç katından fazladır. Gelinen tarihte halkevlerinde 140 bin kişi, halkodalarında ise 120 bin kişi sürekli çalışıyor. Halkevlerinde o tarihe dek 25 bin konferans ve 800 konser verildi, 15 bin oyun sahnelendi. Gerçekleştirilen tüm bu çalışmalar ulusal bilinç yaratma ve ulusal değerler ile evrensel değerleri buluşturma düşüncelerini hayata geçiren en önemli araçlar olarak ele alındı. Halkevlerinde, kadın-erkek birlikteliği ile örgütlenmiş, kurumlaşmanın olmadığı bir ortamda amatör ve gönüllü katkılarla yapılmış tüm etkinlikler, çağdaş değerlerle donanmış bireylerden oluşan yeni bir toplumsal yapının kurulması hedefinin ilk adımlarıdır. Halkevleri, Cumhuriyet idealizmini yeniden canlandırmak, Cumhuriyet kadrolarının sönen heyecanını yeniden alevlendirmek ve Batıya eğitimli, kültürlü ve eşit bireylerden oluşmuş bir "cemiyet" görünümü verecek bir yapıyı oluşturmak üzere kurgulandı (5).
DP sevmedi
Açıldıkları ilk yıllardan başlayarak toplumsal değişim sürecinde bu denli önemli roller üstlenen Halkevleri'nin, 1946 sonrası çok partili dönemle birlikte etkinlik alanları daralmaya başladı. Halkevleri çalışmaları muhalefet tarafından gereksiz bulunuyor, CHP'nin siyasi örgütlenmesi olarak değerlendiriliyordu. Bu dönemde pek çok alanda -spor, sağlık, sosyal güvenlik vb- kurumlaşma sağlandı, halkevlerinin bu alanlarda aktif rol oynama durumları ortadan kalktı. Türk Dili ve Türk Tarih Tezi toplum tarafından benimsendi, bu konulardaki tartışmalar giderildi. Köylere yönelik çalışmalara ise yasal düzenlemeler getirildi. Halkevlerinde yetişen amatör sanatçılara ve yaratılan amatör ürünlere, konuları ve nitelikleri açısından eleştiriler yoğunlaşırken, profesyonel sanatçıların toplumda etkinlikleri arttı. Bu ortamda bütçe açısından da büyük eleştirilere maruz kalan halkevlerinin faaliyetleri giderek azaldı ve halkevleri 1950'de iktidara gelen DP tarafından, 1951'de kapatıldı.
Uzun bir aradan sonra 1960'ta "Türk Kültür Dernekleri" adıyla yeniden kurulan yapı, 1963 yılında adını "Halkevleri" olarak değiştirdi. İlk kurulduğu yıllarda olduğu gibi toplumsal değişim sürecinde bugün de yine etkin bir rol oynamaya çalışan Halkevleri, örgütsel olarak da büyük bir yaygınlık gösteriyor.

NURAY BAYRAKTAR: Yard. Doç. Dr., G.S. Üni.

1. Kongar, E., 1982, 'Kültür Üzerine', Çağdaş Yayınları.
2. İktidar açısından parola şudur; 'Dağılan çöker. Daima bir, daima toplu'.
3. 1930 yılında bu kurslardan mezun olanların sayısı 40 bin kişi civarındadır.
4. Halkevleri 1939 yılına dek böyle bir yapılanma gösterdi. 1939 yılında küçük yerleşim birimlerinde ortaya çıkan örgütlenme zorluğu nedeniyle Halkevleri açılamayan yerlerde Halkodaları açılması kararı alındı. Halkodaları da tüm yurttaşlara açıktı, ancak halkodalarında kol örgütleri yoktu.
5. İktidar açısından 'yüksek bir memur ile bir kunduracı çırağının dirsek dirseğe oturmuş... bir konseri vecd ile dinlemekte olmaları ancak Halkevleri'nde mümkün' görülüyor.
Nuray Bayraktar'ın 'Halkevlerinin Ülke Kültürüne İnsanın Gelişimi ve Dönüşümü Açısından Katkıları ve Öneriler' adlı kitabından derlendi.