Hapishanede tiyatro

Bilen bilir yıllardır Türkiye'nin çeşitli cezaevlerinde gerek siyasi gerekse adli birçok mahkûmu aynı sahnede buluşturan Turgay Tanülkü'yü. Kaçtır onun cezaevinde bir provasını izlemek istemiştim.
Haber: AYDIN ORAK / Arşivi

Bilen bilir yıllardır Türkiye'nin çeşitli cezaevlerinde gerek siyasi gerekse adli birçok mahkûmu aynı sahnede buluşturan Turgay Tanülkü'yü. Kaçtır onun cezaevinde bir provasını izlemek istemiştim. Sayısız vakaya şahitlik yapan ve yıkılmadan önce son aylarını yaşayan Bayrampaşa Cezaevi'ne sonunda girdim.
Akşamdan, aynı zamanda yeni oyunumuzun yönetmenliğini de yapan Turgay Tanülkü'yle sabaha randevulaştık. Sabah 10.00'da Taksim'deki evinde buluştuk. Fakat hiç görmediğim bir polis kaynaması vardı İstiklal Caddesi'nde. Kahvemizi içtikten sonra Bayrampaşa'ya doğru yola koyulduk. Cezaevinden tahliye olup dışarıya çıkan mahkûm kadar heyecanlıydım, içeriye girmeyi düşünürken. Neyse ki Bayrampaşa Cezaevi'nin kapısına dayandı arabamız. Cezaevinin önü görüşmeci kaynıyordu. Kapıdan girerken heyecanlıydım. Girişte kimlikler alındı, kemerlere kadar metal eşyalar alındı. Birkaç aramadan geçtik. Ve içerideyiz. Oyuncular (mahkûmlar) tek tek elimi sıktılar ve hoşgeldinler başladı. Yüzlerindeki dışarıya hasret tebessümleri ve yeni gelen birinin onlara anlatacakları dışarıdaki hayat...
Ve oyun günü geldi. Tekrar oradayım. Aldım fotoğraf makinemi, ses kayıt cihazımı, başladım mahkûmlarla, pardon oyuncularla söyleşiye...
Oyun sahnelerken çoğu mahkûm, gerek oyuncu gerek çeşitli koğuşlardan gelen seyirciler, iki saatlik bir süre bile olsa dışarıyı yaşıyorlar. Oyuncuların tek özgürlük alanı sahnedir. Sahnede repliklerin havada uçuşu, salonunda insanlara çoğu zaman neşeli ve bazen de duygulu anlar yaşatıyor. Fakat cezaevi psikolojisinin oyuncular üzerindeki hâkimiyeti su götürmez bir gerçek... En özgür olduğu sahnede bile, zaman zaman, mahkûm olmanın getirdiği ağır bir hava gözlemleniyor oyuncularda. En azından, dışarıdan gelen birinin gözlem ve izlenimine dayanarak seziyorum, bu çok ince tutsaklık havasını.
Her düşünceden insan
Oyunun adı Batakhane Güzeli, yazarı Erman Canatan, yönetmeni Turgay Tanülkü ve oyuncuları Bayrampaşa Cezaevi mahkûmları, sahnelenen yer Bayrampaşa Cezaevi Sahnesi... Çeşitli suçlardan hapis hayatı yaşayan insanlar, suçuna bakılmadan aynı sahnede buluşuyor. 20 yıldır Türkiye hapishanelerinde her düşünce ve suçtan insanı tiyatro sahnesine çıkaran Turgay Tanülkü, içerisi dışarının yansımasıdır diyor: "İki yere ne zaman düşeceğinizi bilemesiniz, biri hastane, biri de hapishane".
Tiyatrocu mahkûmların oyun ve hayatlarıyla ilgili duygu ve düşünceleri, aslında dışarıya olan özlem ve ümitlerinin toplamıdır. Oyunculardan Hasan Yaşçay, Adalet Bakanlığı'nın tiyatroyu kabul etmesinden sonra kendisini tiyatroya yazdırmış. Tiyatrodan çok etkilendiğini söylüyor. "Kendimi dışarıdaymışım gibi hissediyorum sahnede. Turgay Tanülkü'yle tanışıp çalıştığım için çok mutluyum" diyor. Oyunda patron rolünü canlandıran Yaşçay, "Heyecanlanarak oynuyorum. Çocuklarım, ailem ve toplum için çok gurur verici bir durumdayım. Cezaevinde bu tür aktivitelerin olması beni çok mutlu ediyor" diyor ve ekliyor, "Umarım önümüzdeki süreçte kendimi insanlara, topluma kazandırırım. Altı aydır cezaevindeyim. Ve yakında çıkacağımı umuyorum."
Müebbetli oyuncu
"İlk başlarda vakit geçsin diye tiyatroya geldik" diyen Vural Ceylan, işin bu duruma gelebileceğini ne başlarda düşünebilmiş ne de daha sonra. İleriye yönelik tiyatroyu devam ettirmek istiyor. 16 aydır cezaevinde olan Ceylan'ın önümüzdeki hafta da mahkemesi var. "Büyük bir ihtimalle çıkacağım" diyor.
Başrol oyuncularından Yılmaz Deniz ilk defa cezaevine düşmüş. "20 aydır buradayım. Burada özgürlüğümüz kısıtlanmış durumda" diyen Deniz, "Cezaevi gibi bir yerde sanat yapmak ve sanatın içinde olmak güzel bir şey" diyor. "Cezaevi şartları çok zordur" diyen Deniz, "Şu an tiyatro ekibimiz bir aile gibi" diyor. Müebbet cezası aldığını, aslında 43 yıl verildiğini söyleyen Deniz, 14 yıl yatacağını söylüyor. "Yasa tasarısı bekliyoruz. İnşallah, genel af, olmasa da belli bir süre yattıktan sonra tahliye olmayı umut ediyorum. Umut mahkûmun ekmeğidir" diyen oyuncu, dışarıyı tiyatro oyununda yaşadığını belirtiyor. Hiç sahneye çıkacağını düşünmemiş dışarıdayken. "Yaşamın insana ne getireceğini bilmez kimse. Ben bir gün cezaevine düşeceğim ve böyle bir tiyatro gösterisinde yer alacağım diye aklıma bile getirmezdim" diyen Yılmaz Deniz, "Tabii ki buraya düşmek istemezdim. Bu kadar olumsuz şeyler içinde olumluyu bulmak da beni sevindiriyor. Ben de tüm mahkûmlar gibi bir gün buradan çıkmak ve asla buraya bir daha düşmemek temennisinde bulunuyorum. Çünkü burada en çok ailelerimiz üzülüyor. Ve bu beni daha çok üzüyor" diyor.
İlk defa cezaevine girdiğini ve yedi yıldır cezaevinde olduğunu söyleyen Ersin Yıldırım şunları söylüyor: "Hocam ve arkadaşım Candan'a çok teşekkür etmek istiyorum. Çünkü onların sayesinde bu sanatla tanıştım. İnşallah dışarıda da bu işe devam ederim. İnşallah buraya kimse düşmez. Ve bu yaşadıklarımız anı olarak kalır umarım."
Oyunun başrol oyuncusu Hamit Uslu, "Diyarbakırlıyım. Beş yıl Hollanda'da, altı aydır Bayrampaşa Cezaevi'nde yatıyorum" diyor. Tiyatro onun için önceleri "yüzme bilmeden okyanusları aşmak" gibi bir şeymiş. "Ama şimdi tiyatronun evrensel olduğunu ve yüzme bilmeden de okyanusları aşabileceğimi anladım" diyen Uslu, "Ömrümde ilk defa böyle bir etkinliğe katılıyorum. Hollanda polisi bana Robin Hood diyordu. Ve şu an oynadığım karaktere benzeyen bir kişiliğim var" diyor. Üniversiteyi terk etmiş zamanında. 5 binden fazla kitap okumuş içerde. "Edebiyatı çok seviyorum" diyen Uslu, sözlerini şöyle noktalıyor: "Aslında karıncayı bile incitmem, ama kader, buradayım. Aslında hayat üniversitesindeyiz. Yani cezaevindeyiz. Şu an 70 kişilik koğuşlarda yüzden fazla mahkûm kalıyor. Çünkü kapasitesinden fazla mahkûm var. İlk tiyatroya geldiğim zaman diğer mahkûm arkadaşlar dalga geçiyorlardı. Ama şimdi sahneye adımımı ilk attığımda herkes ayakta alkışlıyor."

AYDIN ORAK: Tiyatrocu