Harp ve sulh

Bir küsur yıl kadar önce Nükhet Duru ve Surp Vartanants Korosu birlikte bir konser vermişti, Atatürk Kültür Merkezi'nde. Feriköy Ermeni Okulundan Yetişenler Derneği tarafından organize edilmişti bu konser ve amacı da, popüler müziğimizin...
Haber: NAİM DİLMENER / Arşivi

Bir küsur yıl kadar önce Nükhet Duru ve Surp Vartanants Korosu birlikte bir konser vermişti, Atatürk Kültür Merkezi'nde. Feriköy Ermeni Okulundan Yetişenler Derneği tarafından organize edilmişti bu konser ve amacı da, popüler müziğimizin efsanevi bestecisi Cenk Taşkan'ın 35. Sanat Yılı'nı kutlamaktı. O gece orada bulunan şanslı "azınlık" olağanüstü bir sahne performansına şahit olmuştu. Konser bitiminde, hemen hemen herkes aynı şeyi düşünüyordu: "Müzik açısından eşsiz bir konserdi. Barış, gerçekten barış isteyenler için de mükemmel, inandırıcı bir çağrı!" Öyleydi sahiden de. Müzik dünyasına adım attığı o ilk yıllardan, o Erol Büyükburç Orkestrası'nda yer aldığı ilk günlerden itibaren müziği, sadece müziği kollamış bir müzisyen olan Cenk Taşkan'ın ve her zaman "insan" için, "insanlık" için şarkı söylemeyi tercih etmiş Nükhet Duru'nun, hakikaten "sevgiyle el ele" vererek gerçekleştirdikleri bir konserdi bu. Öküz altında buzağı arayanların köşebaşlarını tuttuğu bir memlekette, yanlış anlaşılma ihtimalini, işi başka yerlere çekme riskini bütünüyle bir kenara koymuş, AKM'nin sahnesine "el ele" çıkmıştı Taşkan ve Duru. "Kırk yıllık Cenk Taşkan ismini acaba tehlikeye atıyor olabilir miyim?" diye düşünmemişti Cenk Taşkan, "yıllardır hiçbir yanlışımı görmemiş, hiçbir açığımı yakalayamamış kötü niyetlilerin, kötü kalplilerin eline, beni iğdiş edebilecekleri bir fırsatı, acaba kendi ellerimle sunuyor olabilir miyim?" diye tasalanmamıştı Nükhet Duru. Başları dimdik çıkmışlardı sahneye! Her şey önce "insan" içindi, sonra da "müzik". "Ermeni" sözcüğünü duyar duymaz bin metre öteye kaçmamızı öğütleyenlerin mumu o gece sönmüştü işte. Bir gece değil, binbir gece yanıp durmuştu mumları ama, işte zamanı gelmiş ve sönebilmişti. "Ne olursan ol gel!" diyecek kadar kalbini ferah tutmuş, insana güvenmiş Mevlânâ'nın geçtiği bu topraklar bugünü de görebilmişti.
Haydi insanlar
"Müzik" açısından da her şey dört dörtlüktü o gece. Taşkan'ın üstadlığı, çok kalabalık gibi gözüken sahneyi, müthiş biçimde uyumlu "tek bir ses, tek bir nefes"e çevirebilmişti. Onlarca kişiden oluşan Surp Vartanants Korosu, Nükhet Duru gibi tecrübeli bir divaya layıkıyla eşlik edebilmiş, Duru da, bütün o ön plana çıkma, ille de kendini gösterme, mutlaka sesini çınlatma debdebelerine hiç girişmemiş, kendisini sahne üzerinde yer alan onca insandan herhangi biri gibi kabul etmiş, onlarla aynı hizada dizilmişti... Ve bu da uyumu, sahneden taşıp bütün salonu avuçlarının içine alan o müthiş uyumu getirmişti. "Bir tarafta bombalar, bir tarafta çocuklar, şaşıran ağlayan çocuklar, gözü yaşlı analar, açlıktan kıvrananlar, vedalaşan aşıklar; bir tarafta tüfekler, bir tarafta çiçekler, ezilen çürüyen çiçekler... Ayırmayın bizi, şu ellerimizi, umut verin bize, şu kalplerimize, güzelliğe hasret o gözlerimize, cehennem harbini göstermeyin gene... Bombalar düşmesin gül bahçelerine, nefreti sokmayın insan sevgimize, içimize..." Mehmet Teoman, yıllar yıllar önce, sanki "bu gece"yi görüp yazmıştı 'Harp Ve Sulh' şarkısını. Şarkının dile getirdiği "naif ötesi dilek"ler şaha kalkmış, bir senfoniye dönüşmüştü, bir barış senfonisine.
O geceyi yeniden yaşamak, o gece seslendirilen şarkıları yeniden duymak isteyenler nihayet muradına erdi. Müzik dünyamızın genç ve bağımsız firması Ossi, bu konseri çift diskten oluşan bir albüm olarak yayınladı. Nükhet Duru, Surp Vartanants Korosu, Feriköy İlkokulu Korosu ile diğer konuklar Bartev Garyan, Lusi Kahvecioğlu ve Sibil Pektorosoğlu bazen yalnız bazen birlikte, bazen Türkçe bazen Ermenice olarak Mehmet Teoman'ın dileklerinin gerçekleşebilmesi için söylüyorlar şarkılarını: "Şu tarafta insanlar, bu tarafta insanlar, her iki tarafta da insanlar... Haydi insanlar, sarılın birbirinize, haydi insanlar kin tutmayın birbirinize..."
Bir insanın başka bir insanı "Sarı-siyah-beyaz-pembe..." diye aşağılaması, "bendensin, değilsin" diye vurmaya, kırmaya, biçmeye kalkışması ne utanç verici bir şey! 'Sevgiyle El Ele' albümü bu durumu elbette değiştiremeyecek ama "sürü"nün içinden birkaç kişiyi olsun, "sevgi" kıyısına çekebilme ihtimali bile çok önemli. Nükhet Duru, Cenk Taşkan, Hakan Eren (Ossi) ve emeği geçen herkesin ayakta alkışlanması gerek. Hepimizin delice, kendimizden geçerek alkışlaması gerek.
Bulursanız kaçırmayın
Başta 'Aklımda Sen Fikrimde Sen' (AS), 'Beni Benimle Bırak' (Yonca) ve 'Harp Ve Sulh' (1 Numara) olmak üzere, Nükhet Duru'nun bütün 45'likleri
Başta 'Bir Nefes Gibi' (1 Numara) olmak üzere, Nükhet Duru'nun bütün LP'leri, CD'leri
Başta (Coşkun Demir'in) 'Bize Kalan Nedir' (1 Numara) olmak üzere, Cenk Taşkan'ın bütün besteleri
Başta (Engin Evin'in) 'Olmaz Olsam' (1 Numara) ve (Pakize Suda'nın) 'Biz Kadınlar/Nerden Bilsin Alem Beni' (Gönül) olmak üzere, Mehmet Teoman'ın bütün şarkıları
Sakın yaklaşmayın
Sahte barış mesajlarına şarkıları katık edenler
İkiyüzlü sevgi çağrılarına müziği alet edenler
Keşke olsa
Nükhet Duru'dan (başta 'Sevgiyle El Ele' konseri olmak üzere) birkaç DVD, hatta bir DVD kutusu
Nükhet Duru, Cenk Taşkan/Sevgiyle El Ele/Ossi Müzik
naimdilmener@gmail.com