Hayatlarının 'prime time'ında

Bir zamanlar ya sinirli ve evde kalmış kadın ya da evcimen anne rollerine sığınmak zorunda kalan orta yaşlı sinema yıldızları, bir anda olgun seksapelleriyle ekranlarda boy göstermeye başladı.

Bir zamanlar ya sinirli ve evde kalmış kadın ya da evcimen anne rollerine sığınmak zorunda kalan orta yaşlı sinema yıldızları, bir anda olgun seksapelleriyle ekranlarda boy göstermeye başladı. Bu sezon, ateşli
"panter"lerin yazı olacağa benziyor. The Closer'da Kyra Sedgwick'in, Sex and the City'de Kim Cattrall'ın ve Desperate Housewives/Umutsuz Evkadınları'nda Eva Longoria'nın rolleri bu akımın en bilinen örnekleri.
Polis şefi yardımcısı Brenda Johnson rolündeki Kyra Sedgwick'in seksi ve azimli bir dedektifi canlandırdığı The Closer'ın üçüncü sezonu, Amerika'da TNT kanalıyla aynı zamanda ülkemizde de (e2'de) yayınlanmaya başlıyor. Şu anda Brenda kendine yakın yaşlarda biriyle çıkıyor fakat TNT'de yayınlanan Saving Grace, Sex and the City, Six Feet Under gibi orta yaşlı ve kendinden daha küçük erkeklerle çıkmaktan hoşlanan kadın oyunculara sahip dizilerin başarısı, diğer Amerikan kanallarını da bu temayı işlemeye teşvik etmiş gibi görünüyor.
Bir zamanlar tuhaf ve hastalıklı olarak değerlendiriliyor olsa da şimdilerde orta yaşlı kadın-genç erkek ilişkisinin yıldızı parlıyor. Bu diziler kadın oyunculara, evlerine çekilip sahneyi genç nesillere terk etmek yerine, Hollywood'da azalan şanslarını televizyon ekranlarında deneme olanağı veriyor. Gençler, reality show'larda, MTV, VH1 ve YouTube nesline hizmet eden diğer kanallarda kendileri gibi genç yüzleri arıyorlar. Daha olgun izleyiciler, özellikle 30 yaşın üzerindeki kadınlar ise bu tür dizilere rağbet ediyor.
Tabii ki bu, tamamen yeni bir eğilim değil. Televizyon, yıldızı sönmeye yüz tutmuş aktrislere her zaman ikinci bir şans sunmuştur. Özellikle komedi, orta yaşlı kadınlara misafirperver davranmıştır. Bunun nedeni belki de, komedinin romantik kadın kahramandan karakter oyuncusuna geçişi kolaylaştırıyor olmasıdır. Yaşlanmak her zaman bir komedi unsuru olarak rağbet görmüştür. Kim Cattrall'ın Sex and the City'de canlandırdığı çokeşli sapkın "panter" karakteri adeta yaşlanma sendromunu tiye almak için yaratılmış gibi.
Asayiş ve düzen
Sex and the City'nin izinden giden Desperate Housewives da beğenildi çünkü bu dizi de 40 yaş üzeri kadın oyuncuları seks sembolleri olarak sunma cesaretini göstermişti. (Grey's Anatomy aşka daha fazla önem verirken seksin komik yanlarını öne çıkaran bir yaklaşımla Sex and the City'nin boşluğunu doldurmaya çalıştı ama sonunda yetişkinlerin aşk maceralarını öyle ciddiye aldı ki dizi saçma bir melodrama dönüştü.)
Kadın izleyiciler seksten hoşlanıyor ama "asayiş ve düzen" konularına gerçekten bayılıyorlar. The Closer'ın kadın seyircilere bu kadar hitap ediyor olmasının bir nedeni de tipik bir "asayiş ve düzen" prodüksiyonu olması. Bekar, çok genç olmadığı halde hâlâ çekici olan bir kadın dedektif (Brenda Johnson) dizinin odak noktası. Brenda'nın çalkantılı aşk hayatı, en az sorgu tekniği kadar hikâyede yer alıyor. Brenda hem "asayiş ve düzen"i sağlayan bir patron hem de tam bir fıstık.
Televizyonda hiçbir eğilim, 'reality show'u olmadan bir akım haline gelemez. Amerika'da NBC'de yayınlanan Age of Love, The Bachelor benzeri bir yarışma. Yarışmada kadınlar iki takıma ayrılıyorlar: Yaşları 39 ile 48 arasında değişen Panterler ile tamamı 20'li yaşlarda olan Kedicikler. Orta yaşlı kadınlar, 30'larında bir tenisçi olan Mark Philippoussis'i elde etmek için gençlerle yarışıyor. Bekar sevgili adaylarının daktiloları hatırlayacak kadar yaşlı oldukları konusunda önceden uyarılmamış olan Bay Philippousis, dehşete düşmüş olmasa da oldukça şaşkın görünüyor. Kadınlar gergin yüzlere ve sıkı vücutlara sahipler fakat kalın ve buyurgan sesleri yaşlarını ele veriyor. (Estetik cerrahide bir sonraki adım gırtlak gerdirme olabilir.)
Elbette sinema da bu akıma karşı duyarsız kalmadı. Something's Gotta Give/Aşkta Herşey Mümkün'de genç bir doktoru oynayan Keanu Reeves, 60'lı yaşlarındaki Diane Keaton'a aşık olurken In the Land of Women'da Meg Ryan genç yazar Carter Webb'in (Adam Brody) gönlünü çeliyor. Bu yazın popüler filmlerinden Ocean's 13'de ise Matt Damon, teyzesi olabilecek yaştaki Ellen Barkin'e kur yapıyor. Fakat Hollywood hâlâ, kadın başrol oyuncularını, yaşları ne olursa olsun, kahramanın kız arkadaşı ya da bazı durumlarda kız arkadaşın annesi gibi ikincil rollere hapsediyor. Buna karşın televizyon, kadınlara daha çok başrol imkanı sunuyor. Kadın dedektif, kadın cerrah ya da kadın psikiyatristlerin ya erkek arkadaşları ya da kenarda duran erkek oyuncakları oluyor.
Elbette televizyonun feminist bir duruşu olduğunu iddia etmiyoruz. Sedgwick'in Brenda'sı rahatsız edici ve beceriksiz olabilir ama aynı zamanda güzel, kadınsı ve sevimli. Amerikalı prodüktör ve senaristler kadın karakterlerini erkek oyunculara yaptıkları gibi uç karakterlere girmeye zorlamıyorlar.
The Closer'ın bu sezonunun prömiyerinde Brenda bütçe kesintileri nedeniyle ekibinden bir dedektifin işine son vermek zorunda kalıyor ve bunu yapmayı kararlı bir şekilde reddediyor. Gönderdiği laboratuar incelemesinin fazla mesai ödememek için geciktiğini öğrenen Brenda, kendiyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Eski sevgilisi olan patronuna "Bana bak, acilen tamamlanması gereken işlerin parasını ben ödeyeceğim ama ekibime dokunma" diyerek başkaldırıyor. Tabii ki kimse kovulmuyor, Brenda cinayeti çözmeyi başarıyor ve ekibi aynı kalıyor. Yakın zamanda Brenda'nın küçücük evine taşınmış olan erkek arkadaşı, daha büyük bir ev aramaları konusunda ısrar ediyor, Brenda önce itiraz etse de sonra ikna oluyor.
Panterler vahşidir fakat sonunda televizyon için evcilleştirilmek zorunda kalıyorlar.

The New York Times'da yayınlanan Alessandra Stanley imzalı "In the Prime of Their Time" makalesinden derleyen: Deniz Duruiz