Haydi Novamed grevcileriyle dayanışmaya!

İstanbul'da yaşayanlar şu günlerde şehrin çeşitli merkezlerinde ve vapur çıkışlarında üzerinde "Novamed Grevi 1. Yılında, Yaşasın Kadın Dayanışması, Eşdeğerde İşe Eşit Ücret" vs yazılı grev önlükleri, ellerinde bildiri ve megafonlar bulunan genç, yaşlı bazı kadınlarla karşılaşıyor.
Haber: YILDIZ CANDAN / Arşivi

İstanbul'da yaşayanlar şu günlerde şehrin çeşitli merkezlerinde ve vapur çıkışlarında üzerinde "Novamed Grevi 1. Yılında, Yaşasın Kadın Dayanışması, Eşdeğerde İşe Eşit Ücret" vs yazılı grev önlükleri, ellerinde bildiri ve megafonlar bulunan genç, yaşlı bazı kadınlarla karşılaşıyor.
İş çıkışları ve iftar öncesi telaşı ile bazılarının bilinçsiz olarak atladıkları, kimilerinin de üstüne ölü toprağı serpilmiş yurdum insanlarına mahsus boşvermişlikle, bana ne elin kadınlarından, benim işlerim tıkırında diyerek burun kıvırdıkları, hatta ellerinin tersiyle ittikleri bu bildirilerde, bir yıldır devam eden bir kadın grevinin hikâyesi var.
Bu hikâye bir süredir Türkiye'de bulunan feministleri, bağımsız kadın örgütlerini, sendikaların kadın birimlerini, siyasi partilerin kadın yapılarını, "kadın dayanışması" sözcüğü altında biraraya getirerek, daha anonim bir niteliğe büründü. Bu gidişle kadın hareketi tarihinde de önemli bir yere oturacak gibi görünüyor.
Bildirileri dağıtanlar İstanbul'da kurulan Novamed Greviyle Dayanışma Kadın Platformu katılımcıları. Platform, 15 Eylül- 25 Eylül arasında geniş bir kampanya örgütledi. Kampanya 15 Eylül Cumartesi günü Novamed'in kardeş şirketi Fresenius Medikal Hizmetler'in Maslak'taki binası önünde start aldı. "Novamed greviyle kadın dayanışması" pankartıyla yaklaşık 100 kadının katıldığı eylemde Hava-İş ikinci Başkanı Eylem Ateş tarafından okunan basın bildirisinde, "Novamed'deki kadınlar kapitalizme ve erkek egemenliğine direniyor. Novamedli kadınlar, ucuz işgücü olmaya, güvencesiz çalışmaya ve sendikasızlaştırılmaya, önlemler alınmadığı için kimyasal maddelerle zehirlenmeye, tuvalet dakikalarının sayılmasına, kadın oldukları için aşağılanmaya hayır dedikleri için grevdeler" deniliyor.
Sayıları belki az ama sesleri güçlü kadın grubunun çıkardığı tantana epey büyüktü. Şirket adına görev yapanların da ilgisine mazhar olmuş, bildiri ve eylem duyduğumuza göre. Elzemdir, okumalılar. Hatta bildirmeliler bir yerlere...
İstanbul'da, bugün Taksim, Kadıköy, Maltepe'de imza toplanıp bildiri dağıtılacak. Salı 19.30'da AKM önünde buluşulup eski TÜYAP'a yürünecek, oradan Antalya'ya şenlikli uğurlama yapılacak. İstanbul'daki platformu İzmir, Antalya, Adana, Urfa'da kurulan kadın dayanışma platformları izledi. Ülkenin dört bir yanından gelen kadınlar 26 Eylül 2007 Çarşamba günü, grevin birinci yılı dolayısıyla Dünya Kimya Enerji Maden Genel İşçileri Federasyonu (ICEM) Kadın Komitesi'nden, yani dünyanın dört bir yanından gelen kadınlarla ve grevci kadınlarla buluşacaklar.
81 kadın
Antalya'da Serbest Bölgede Petrol-İş üyesi 81 kadın (aralarında iki erkek de var, haksızlık olmasın ama yine ihmal edilebilir bir rakam) işyerindeki ve bence tüm dünyadaki kadınlara reva görülen sefalet ücretlerini ve kadının insan haklarını hiçe sayan koşulları değiştirmek istedikleri için 26 Eylül 2006'dan bu yana grev çadırındalar. Kan seti ve diyaliz ürünleri üreten, bir zamanlar çalıştıkları fabrikalarının önünde, arkalarına dağları alarak gündüz ve gece nöbet tutuyorlar.
Onlar dışarıda durdukça içerideki arkadaşlarının durumu düzeliyor. Uluslararası sendikal dayanışma çerçevesinde dünyadan pek çok sendikacı geldi Novamed'e. İşyerinde bazı şeylerin değiştiği gözlemleri arasında yer alıyor. Bunların hepsi grevin kazanımları.
Kızların yaş ortalamaları 25'i geçmiyor. Bu kadınların büyük bir bölümü çok kısa zaman öncesine kadar evden dışarı çıkmak için izin alıyorlardı, akşam belli saatlerde asla dışarı çıkamıyorlardı. Sendikal örgütlenmenin ilk günlerinde Petrol- İş Kadın dergisi olarak biz iki kadın Antalya'ya gittiğimizde, kızlar bizi bir kenara çekerek "hamilelik sırası var bizim işyerinde" demişler, olayı anlatmışlardı, uluorta söylemeye utanıyorlardı. Şimdi gecenin üçünde grev çadırındalar. Radyolara çıkıp demeç veriyorlar, panellerde konuşuyorlar, babalar, kocalar, abiler, nişanlılar artık eskisi kadar hesaba katılmıyor. Onlara karşı da söylenecek laf var. Abartı değil kızlar bir kopuş yaşıyorlar, İstanbul'da ve diğer kentlerde bir türlü biraraya gelemeyen feministler, kadın grupları, sendikalı ve partili kadınlar da başka bir kopuş ve karşılaşma yaşıyorlar.
"Bir kadının 'normal' yaşamında boşanma ve bir ilişkinin sonlanması gibi bir kriz olduğunda o zaman gerçek durumunun farkına varması için bir fırsat doğar. Bu kriz deneyimlerinde ve normal hayatın kesintiye uğradığı durumda, kadınlar nesneler gibi bilinçsizce gömülmüş oldukları ve uzaklaşmayı beceremedikleri sosyal ilişkilerle yüzleşirler. Normal hayat kesintiye uğramadığı takdirde bu ilişkilerin baskıcı ve sömürücü olduğunu kendi kendilerine dahi kabul etmek istemezler" diyor feminist araştırmacı Maria Mies.
Kesintiye uğrayan bu "normal" hayatlar götürecek kadınları normal olmayanın topraklarına. Özgürlük ise elbette orada...
26 Eylül 2007 tarihinde tüm kadınları Antalya'ya bekliyoruz.
İletişim için: 0533 817 03 07