İçmediğiniz için teşekkürler!

Sigarasız bir dünya günü, 31 Mayıs. Zaten bildiğiniz, belki gözardı ettiğiniz ya da gereksinim duyanlara ulaştırmak için sizin de kullandığınız bilgilerle sigaranın sağlığa ne denli zararlı olduğunu anlatmayacağım.
Haber: GÖKSEL KITER / Arşivi

Sigarasız bir dünya günü, 31 Mayıs. Zaten bildiğiniz, belki gözardı ettiğiniz ya da gereksinim duyanlara ulaştırmak için sizin de kullandığınız bilgilerle sigaranın sağlığa ne denli zararlı olduğunu anlatmayacağım. Dumanında 4000 çeşit kimyasal madde bulunduğu, 2000 tanesinin insan vücuduna zararlı olduğunu, 55 tanesinin kanser oluşmasında rol oynadığı gerçeğini vurgulamayacağım. Bunun yerine, yaşamımdan alıntılar aktaracağım. Pazar eki değil mi okuduğunuz, yaslanın arkanıza.
Sigara içen birini görünce çok üzülüyorum, ama kucağındaki, arabanın içindeki çocuklara, yanı başındaki diğer insanlara aldırmaksızın sigara dumanını solunan havaya bırakanları görünce kan beynime sıçrıyor.
Bir insanın, yanında başkaları varken sigara içebilme rahatlığını anlamam olanaksız. Yeni bilimsel veriler, kendisi sigara içenlerin de pasif içiciliğin zararlarına açık olduklarını ortaya koyuyor. Yine çocukluk çağında, hatta anne karnında, sigara dumanına maruz kalmanın yaratacağı sağlık sorunları ile ilgili bilgilere her geçen gün bir yenisi ekleniyor.
Bir film izliyordum. Dokuz yaşındaki kızım usulca yanıma sokuldu, filmin adını sordu. Yanıtladım: Thank You For Smoking/Sigara İçtiğiniz İçin Teşekkürler... Şaşırdı. Kim teşekkür ediyor diye sordu. Yanıtı kendisine bulduracağım ya "Sence kimdir?" dedim. Atıldı: Sigaranın kendisi. "Aslında haklısın; her ne kadar içildikçe tükenecek olsa da varlığının nedeni, birilerinin onu içmesi. Öyleyse sigara da minnet duyuyordur sanırım" dedim, ama yanıt başka. Birazcık düşündü ve yine kendinden emin bir biçimde, şeytan, dedi. Öyle ya, sigara içilmesine destek ancak kötülüklerin kaynağından gelebilirdi. Henüz kartellerden, güç dengelerinden, çıkar için yapılabileceklerin sınırsızlığından haberi yok. Öğrenecek nasılsa. Teşekkür edenin kim olduğunu merak edenler için söyleyeyim: Tütün endüstrisi. Filmde, sözcülerin öyküsü anlatılıyor. Üç yakın arkadaş, ayda bir öğle yemeğinde buluşuyorlar ve kimin sektörünün daha çok insan öldürdüğünü yarıştırıp karşılaştıkları sorunlar için birbirlerinin deneyimlerinden yararlanıyorlar. Sigara, silah ve alkol endüstrilerinin sözcüleri. Sigaracıların, taktikleri dikkat çekici. Ses getirecek filmlerin, ünlülerle çekilmiş sahnelerinde gizli reklam yapmak, göstermelik kampanyalara bütçe ayırmak gibi.
Gizli reklam denince hemen aklıma geliveren iki örnek var. Son zamanlarda çeşitli illerimizde gerçekleştirilen MFÖ konserlerinin destekçisi bir sigara firmasıymış. Hem konser salonlarına afişler asılmış hem de çakmaklar dağıtılmış; duygusal şarkılarda çakıp sallamak için! Ülkemizde sigara için her tür reklamın yasak olduğunu biliyoruz, ama bir engelle karşılaşmadan gençlerin yoğun olarak yer alacağı bu tür etkinlikler de yapılabiliyor. Diğer örnek de çok çarpıcı. Bu yıl Türk Toraks Derneği (Göğüs Hastalıkları Uzmanlık Derneği) yıllık kongresinin en genç katılımcısı 12 yaşındaydı. İlköğretim 6. sınıfta okuyan Doruk Karlıkaya. Doruk, matematik kitabındaki Formula 1 yarış arabalarından görüntülerde bir sigara markasının adının yer aldığını görür görmez babasına haber vermiş. Babası, Türkiye'nin ilk ve tek sigara karşıtı davasının mimarlarından. Birlikte konuyu inceleyerek poster şeklinde kongrede sunmak için başvurmuşlar.
Çocukları, gençleri korumak
Çocukların ve gençlerin, yaşamın doğal bir parçası olarak algılayarak bu zararlı alışkanlığa kapılmalarını engellemek için çok uyanık olmalıyız. Örnek aldıkları kişileri sigara içerken görmek, her tür yararlı bilgiyi edindiklerine inandıkları kitaplarda onunla karşılaşmak, bilinçaltlarına usulca yerleştirir. Sonra arkadaşlarına özendikleri, kendilerini kanıtlamaya çalıştıkları bir dönemde, tanıtım arabalarınca dağıtılan paketlerle yaşamlarına alıverirler farkına varmadan. Bir kez içmeye başladıktan sonra, bağımlılıkla, hatta son kabullere göre tedavi edilmesi gereken inatçı bir hastalıkla uğraşmaya dönüşür iş. Sigaraya hiç başlamamak en iyisi.
Uzun yıllar sigarayı bir türlü bırakmayan bir yakınım, geçen yıl birdenbire içmekten vazgeçti. Nedenini sorduğumda, konumu gereği çevresinde kendisini örnek alan çok sayıda gencin bulunduğunu ve sigara konusunda da rol modelleri olduğunu fark edince bundan çok rahatsızlık duyduğunu söyledi. Bu olayı, yalnızca kendimizden sorumlu olmadığımızın güzel bir örneği olarak dağarcığıma ekledim.
Yerel televizyon kanallarında uzmanlık alanımla ilgili hangi konuda konuşursam konuşayım, söz mutlaka sigaranın olumsuz etkilerine geliyor. Yine böyle bir programda, gelişmekte olan birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de sigara içme oranının giderek arttığından, bu sorunun gelişmiş ülkelerin ürettiğimiz tütünü işleyip çok daha pahalıya bize geri satmalarından öte bir boyutu olduğundan, bugün sigara sattıkları bir ülkeye kısa zaman içinde kanser ilaçları, bronşit ilaçları, tomografi, manyetik rezonans gibi tetkik cihazları vs. satacaklarından söz etmiştim. Ertesi gün bir hastam, helal olsun doktor hanım, ipliklerini pazara çıkardın diye coşkuyla yanıma geldi. Oysa büyütecek bir şey yoktu. Zaten zorunluluk gereği bütün yazışmalarını internet sitelerine yerleştiren sigara firmalarının iplikleri çoktan pazardaydı.
Temmuz ayının ilk gününden itibaren İngiltere'de çok geniş bir sigara yasağı uygulamaya konuyor. Yasalar çıkmış, İngilizlerin vazgeçilmezi publar dahil ofisler, restoranlar vb. bütün kapalı alanlarda yasaklanması bir yana en büyük bütçe, binlerce sigara yasağı dedektifinin eğitimine ve ücretlerine ayrılmış. Yasağı delen kişinin ödemesi gereken ceza göreceli düşük, göz yuman işyerinin sahibine çok yüklü bir para cezası verilecek. Yaptırımlar önceden böylesi net belirlenince yasağa uyulma oranının da yüksek olacağı kolaylıkla öngörülebiliyor. Ne diyeyim, darısı başımıza...
Sigarasız bir dünya hedefiyle, sigara içmediğiniz ya da içmeyeceğiniz ve yanınızda içilmesine de göz yummayacağınız için teşekkürler.

GÖKSEL KITER: Doç. Dr., PAÜ Göğüs Hastalıkları