Indie-pop'un gönül adamları

''Sözcükler, sevilen ve kaybedilen birine dair anılara benzer, aynı anda hem teselli edici hem de sıkıntı vericidirler" diyor Craib ve ekliyor: Birine âşıkken, en azından bir süre için kelimelere gerek yokmuş gibi hissederiz...
Haber: N. BUKET CENGİZ / Arşivi

''Sözcükler, sevilen ve kaybedilen birine dair anılara benzer, aynı anda hem teselli edici hem de sıkıntı vericidirler" diyor Craib ve ekliyor: Birine âşıkken, en azından bir süre için kelimelere gerek yokmuş gibi hissederiz...(Hayal Kırıklığı, Ian Craib, çev. Aylin Onacak, Ayrıntı Yay., 2006) "Bazen, gözlerinin derinlerine baktığımda, yemin ediyorum ki, ruhunu görebiliyorum..." Bu da, James'in Sometimes isimli şarkısından. Bunca şey anlatırken bu sözler, kelimelerle anlamlar arasındaki boşluk yine de baki... Şarkının sözlerinin anlatamadığı, -belki de ancak Walter Benjamin'in bahsettiği o ulaşılmaz saf dilde anlatılabilecek olan-, yani kelimelerle aktarılması imkansız uhrevi anlamlar, kelimeler müziğin ruhaniliğiyle birleştiğinde dile gelir gibi olmaz mı? Her zaman değil, bazen. Mesela James'in neredeyse her şarkısında...
Britanyalı bir indie-pop grubunun müziğinin tasavvufi çağrışımlarla yüklü olması pek sık rastlanabilecek bir durum değil. Ama, James'i dinlerken bu hiç şaşırtıcı gelmiyor ve biraz altını kazıyınca, parçalar birleşiyor: Grubun şarkıcısı Tim Booth, 80'lerde Manchester'da bir club'da, sema ayinindeki bir Mevlevi'yi çağrıştıran figürlerle dans edişiyle dikkatleri çekiyor ve elemanların daveti üzerine gruba katılıyor. Daha sonraki yıllarda yine gruptan bir arkadaşıyla birlikte bir ruhani gruba dahil oluyorlar vs. Ve ilk gününden bugüne James'in müziğinin temel temasını oluşturuyor; insanın, ne olduğunu da bilmeyerek durmadan aradığı o eksik parçanın peşindeki yolculuğu boyunca kanayan yara. Birçok zaman, belki de her zaman aşk acısı olarak tezahür eden o tanıdık duygu. Grubun elemanları, İngilizce'de tam bir karşılığı olmayan "gönül" kelimesini bilselerdi, muhtemelen çok severlerdi...
Smiths'le PULP arasında
1981'de Manchester'da kurulan grup, ilk albümleri Stutter (1986) ve Strip-mine'ın (1988) folk tabanlı melodizmi, Tim Booth'un benzersiz renkteki sesindeki melankoli ve derinlikli, şiirsel lirikleriyle, kendileri gibi Manchester'lı olan Smiths'e benzetildi. Bu, bazılarının iddiasının tersine, hiçbir zaman grubun kimliğine gölge düşürebilecek boyutta bir benzerlik olmadı. Müzikleri Smiths'e benzediği kadar farklıydı da. Dahası Booth'un öyle kendine has bir sesi vardı ki, bu sesin girdiği bir müzik hiçbir şekilde bir başka müziğe çok fazla benzeyemezdi.
1990'ların başlarında, indie ve dans müziği arasındaki etkileşimler sonucunda doğan ve Madchester akımıyla bağlantısı nedeniyle Manchester'dan grupların ağırlıklı olduğu baggy dalgası James'i de etkiledi. Zaten davulcu Whelan'ın ayrılmasıyla grup bir yenilenmeye giderek, yeni bir davulcuya ek olarak, bir kemancı, bir klavyeci, bir de trompetçiyi kadrosuna katmıştı. Böylece Goldmother'da (1990) ve Sit Down ve Lose Control single'larında akustik ton yerini baggy beat'lerine bırakıyor, James'in müziği yer yer, kuzey Britanya'nın bir başka kült grubu PULP'ın o yıllardaki ürünlerine yaklaşıyordu. Bu iki single öyle bir liste başarısına ulaştı ki, bir yıl sonra albümün iki şarkısının bunlarla değiştirildiği bir versiyonu piyasaya sürüldü. James artık gizli kült değil, popüler bir indie-pop grubuydu.
Brian Eno'nun izleri
Seven (1992) grubun büyüme eğilimini işaret ediyordu. Akustik sound bu albümde neredeyse tamamen yok olmuştu. Sadakatli hayran kitlelerinin hoşuna gitmeyen bu durum, grubu da yeni dinleyici kitlesiyle ilgili şüpheye düşürdü. Bu çatışmalı durumu çözen, Laid'in (1993) yapımcısı Brian Eno'dan başkası değildi. Adını veren parçanın yanı sıra Say Something, Out to Get You gibi şarkılarla beğenilen albümün unutulmazı elbette ki, marşlaşarak her konserlerinin en beklenilen şarkısı olan Sometimes'dı. Albümde akustik ve elektrikli sound arasında yakalanan dengede Eno'nun büyük rolü vardı. Bu kayıtlar sırasında ortaya çıkan doğaçlamaların üstüne Booth'un vokallerinin kaydedildiği deneysel Wah Wah, grubun Eno'yla olan çalışmasının paralel bir ürünü olarak yer aldı.
Tim Booth, 1996'da, David Lynch film müziklerinin bestecisi gibi "ürkütücü" bir titre sahip olan Angelo Badalamenti'yle birlikte Booth and the Bad Angel adlı bir albüm çıkardı. James müziğinin uhrevi temalarının, Lynch filmlerinin esrarlı rüya atmosferiyle bütünleştiği bu çalışmanın, popüler müzik tarihinin tüm zamanlarının en önemli kült albümlerinden biri olduğu rahatlıkla söylenebilir.
1997'de gelen Whiplash, Waltzing Along ve She's a Star gibi harika şarkılarla, Brit-pop'un altın çağının etkilerinin James müziğindeki yansımalarını sundu. I Know What I'm Here For'la akıllarda kalan Millionaires'den (1999) iki yıl sonra gelen Pleased to Meet You, medyadan büyük ilgi görmese ve kaydadeğer satış yakalamasa da eleştirmenlerin övgüyle bahsettiği bir albümdü. Kısa bir süre sonra da Tim Booth, James'in dağıldığını açıkladı ve 2004'te solo albümü Bone'u çıkardı.
Bu yılın başında, Laid albümündeki kadro Booth, Gott, Glennie, Davies, Hunter ve Baynton-Power bir dizi konser vermek için biraraya geldi. Grup, bu sırada bir single toplaması yayınladı ve 2008'de yeni parçalardan oluşan bir albüm çıkaracaklarından da bahsedildi. Sahneye çıkacakları birçok festivalden biri de İstanbul'daki Radar Live. James, kariyeri boyunca, çok popülerleştiği dönemler olmakla beraber kült kimliğini muhafaza etmiş, yeri gelince kitlesini ayıklamak için konserlerde bazı parçalarını çalmayı reddedebilmiş bir grup. Bakalım, Solar Beach'teki Türkiyeli hayranlarını yeterince samimi bulup bunca yıl beklenen şarkılarını bahşedecekler mi? Bakalım, Solar Beach'teki hayranları onlara Rumi'nin torunlarının karşısında olduklarını hissettirebilecekler mi?
30 Haziran, 23.35, Radar Live. Bilet tek günlük 62.5/kombine 122 YTL. Groove, Teşvikiye, Tel: 0212 248 29 42