'İnsan mıyız, yoksa hayvan mı?'

'İnsan mıyız, yoksa hayvan mı?'
'İnsan mıyız, yoksa hayvan mı?'
Resmi verilere göre son 22 yılda 2.221 asker intiharı olduğunu biliyoruz. Yılda ortalama 100 intihar demek bu. Türkiye'de 18-30 yaş arası erkeklerde rastlanan toplam intihar verileri ile bunun karşılaştırılması gerekiyor
Haber: AHMET İNSEL / Arşivi

Türkiye ’de zorunlu askerlik hizmeti yapmış olanların hemen hepsi orduda kötü muamelenin yaygın ve sistemli olduğunu ya kendi başından geçtiği ya da bunlara tanık olduğu için bilir. Türkiye’de istisnasız tüm erkeklerin sahip olduğu bu bilgi, kamuoyunda pek konuşulmaz. Kötü muameleye maruz kalanlar, bazı istisnalar dışında, bunu sineye çekerler. Askerlik bitsin diye, dişlerini sıkarlar. Askerlik bitince, çoğu zaman kötü hatıralar bilinçaltına atılır ve ergen erkek şamatası içinde, neşeli bir dönem anıları olarak paylaşılır, başkalarına aktarılır. Arada birkaç “aşırı vaka” gazetelere konu olur. Ordu kurumu ve militarizmi içselleştirmiş çok geniş bir kesim, hemen bunları münferit olaylar olduğunu söyler.
Yukarıdaki paragrafı bugün “di”li geçmişle konuşmak daha doğru olacak. Artık bu sorunun dile getirilmesi, ‘Mehmet’in Kitabı’ gibi son derece önemli ama birkaç kitap ve bir iki gazetecinin ısrarlı haber takipçiliğiyle sınırlı değil. 24 Nisan 2011’de kurulan askerhaklari.com sitesi, zorunlu askerlik yapanlara ve yapmış olanlara maruz kaldıkları kötü muameleleri aktarma olanağı sunuyor. Bu konuda Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na başvuru yapılmasına gerekirse aracılık yapıyor.
askerlikhakları.com sitesi sivil bir girişim olarak faaliyete geçtiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendisine gelen başvuruları değerlendiren bir rapor yayımladı. Rapor, bir yıl önce Kıbrıs’ta zorunlu askerliğini yaparken maruz kaldığı işkence sonucu ölen Uğur Kaymaz’ın ölüm yıldönümü olan 12 Ekim günü düzenlenen bir basın toplantısında sunuldu. Zeynep Özdemir Eren ve Tolga İslam’ın derlediği, kolektif ve gönüllü bir çalışmanın ürünü olan raporda, bir yıl içinde siteye yapılan başvurular, kötü muamele biçimlerine göre tasnif edilerek, başvurulardan alıntılar eşliğinde, değerlendiriliyor. Zorunlu Askerlik Sırasında Yaşanan Hak İhlalleri başlıklı rapor, meclis komisyonuna geçen Eylül ayında sunulan raporlarla birlikte sitede yer alıyor. 

Rapordan çıkanlar 

Rapor, Türkiye’de temel insan haklarına saygı ve demokratikleşme konularındaki sorunlarımızın yoğunlaşmış halini sunuyor bize. Okurken Türkiye toplumunun bilinçaltına balıklama dalıyorsunuz ve başka yer ve zamanlarda bastırılan itkilerin fışkırması karşısında afallıyorsunuz. Kendi bildiğiniz, tanık olduğunuz olaylar, medyada yer alan vakaların, Türkiye’nin dört bir yanında, gündelik olarak ve bu çeşitlilikte karşınıza çıkması karşısında afallamamak için, galiba “bu insanlık bize uzak dursun” diyebilecek bir insansı tıynette olmak lazım.
Kimse dünyada ordular böyledir, askerlik böyle bir şeydir demesin. Söz konusu olan antimilitarist bir manifesto değil. Her biri yürürlükteki yasalara göre bir kısmı hafif, bir kısmı ise ağır suç olan eylemler bunlar. Zaman zaman ve göstermelik olarak birkaç sorumlu cezalandırılıyor da. Yapılanlar eşyanın tabiatına uygun değil.
Siteye bir yıl içinde 566 başvuru yapılmış. Bunların 432’si konusu itibarıyla değerlendirmeye alınmış. Başvuru yapanlarla görüşüldükten sonra, sitede yayımlanmışlar. 46 başvuru da site aracılığıyla şikayet dilekçesine dönüşmüş. Ayrıca, bu girişimin varlığı ve bazı ağır hak ihlallerinin basında bu vesileyle yer alması sayesinde bir farkındalık oluşmaya başlamış. Meclise doğrudan yapılan şikayet başvurularında da artış var. Girişimin somut sonuçlardan biri, Uğur Kaymaz’ın hayatını kaybetmesinin ardından, ordudaki disiplin koğuşu uygulamasını kaldıran bir yasa teklifinin meclise gelmiş olması. Bunun sözde kalan iyi niyet adımından öteye gidip gitmediği sorusu, değişiklik gerçekten yasalaştığında açıklığa kavuşacak. 

Bayıl yoksa öldüreceğim! 

Raporda, başvurulardan hareketle, zorunlu askerlik yapanların maruz kaldıkları hak ihlalleri hakaret yüzde 48, dayak yüzde 39, aşırı fiziksel aktiviteye zorlama yüzde 16, yeterli sağlık hizmeti alamama yüzde 15, orantısız cezalar yüzde 9, şahsi işine koşturma yüzde 5, uykusuz bırakma yüzde 4 ve devrecilik yüzde 4 olarak tasnif edilmiş. Birçok başvuruda birden fazla hak ihlali tipi yer alıyor. Başvuruların yüzde 70’i 2010 sonrasıyla ilgili ve üçte biri beş ilden gelmiş. Sırasıyla Ankara, Kıbrıs (denizaşırı fiili ilimiz), İzmir, İstanbul, Çanakkale. Kıbrıs ve Çanakkale dayakta, diğer üçü ise hakarette başı çekiyor. Raporun önemli bir kısmı, 122 başvurudan alıntıların hak ihlali grupları içine dağıtılmasından oluşuyor. Böylece başvuru yapanların çoğunun izlenimi, “hayvan muamelesi” görmeleri. Dayak, tekmeleme, yüze tokat atmak, ayağı ile çiğnemek, yumruk atmak gibi fiziki şiddetin yanında, öldüresiye döverken “bayıl yoksa seni öldüreceğim” diyen subayın o acayip şefkatiyle de karşılaşıyorsunuz. Bu fiziki şiddeti manevi işkence tamamlıyor. Aktarılan hakaretlerin hemen hepsinin aynı temada olduğunu ve bastırılmış bir eşcinsel eğilimin bu vesileyle fışkırdığını görüyorsunuz. Karşısındaki genç erkek grubuna “A.ına koyarım, sizi s.kerim”, “orospu çocuğu, gö.ünü si.timin” diye haykıran bir erkek, hangi cinsel eğilimini dışavuruyor olabilir ki? Bu buram buram bastırılmış cinsellik kokan hakaretleri okurken, insanın aklına Pınar Selek’in Sürüne Sürüne Erkek Olmak başlığını taşıyan kitabındaki “sürünme”nin simgesel olarak başka bir şey çağrıştırıyor olabileceği geliyor. 

Yılda 100 intihar! 

Elbette bu kötü muamelerin birçok durumda telafisi olmayan sonuçları var. Raporda bunlar intihar, akıl sağlığını yitirme ve kalıcı fiziksel hasar olarak gruplandırılmış. Resmi verilere göre son 22 yılda 2221 asker intiharı olduğunu biliyoruz. Yılda ortalama 100 intihar demek bu. Türkiye’de 18-30 yaş arası erkeklerde rastlanan toplam intihar verileri ile bunun karşılaştırılması gerekiyor. Akıl sağlığını yitirme vakalarının da. “Normal gönderdik, delirmiş bulduk” diyen kardeş, eş, anne baba sayısı ne kadar acaba?
Bütün bunlar gene de buzdağının görünen kısmı. Bir de görünüşte fiziki ve psikolojik tahribatı olmadan zorunlu askerliğini bitirip yaşadığı, tanık olduğu aşağılanmaları, hak ihlallerini aslında hiçbir zaman silinmeyen “unutma” kutusuna atan, bunların içten içe çalışmasının esiri kocaman erkek toplumu var. Raporda hak ihlalleri arasında devreciliğe de yer verilmiş. Devreciliğin zorunlu askerleri kontrol altında tutabilmek için rütbeliler tarafından bilinçli bir şekilde uygulanan bir politika olduğu belirtiliyor. Toplumsal sonuçları belki en az görünen ama bir o kadar ürkütücü olan bu yöntem.
Büyük siyaset seviyesinden bakanların çok küçük gibi görüp dudak bükecekleri ama toplumsal dönüşüm açısından çok büyük bir adım attı askerhaklari.com sitesinin girişimcileri. Bir yılda alınan mesafe gerçek toplumsal dönüşüm patikalarının ne olduğu konusunda mükemmel bir örnek oluşturuyor.