İnsani durum ve akıl

İnsani durum ve akıl
İnsani durum ve akıl

Gaziantep saldırısında 10 kişi ölmüştü.

PKK eylemlerine siyasal eylemler, isyan vb. olarak yaklaşmak yerine, hem siyasi hem de kamusal alanda, insanlığa karşı suç olarak yaklaşılmalı ve net tavır alınmalı
Haber: E. FUAT KEYMAN / Arşivi

PKK , Türkiye’ye açtığı savaşı, Şemdinli ve Çukurca’dan sonra, Beytüşşebap’a taşıdı. Yine genç ve yoksul insanlar, yaşamlarını yitirdi. Foça ve Gaziantep’te sivillere yapılan saldırılara eş zamanlı olarak devam eden bu savaşı, PKK kazanamayacağını biliyor. Ama, saldırıyor, öldürüyor, öldürmeye de devam edecek. Kendisi de çok büyük kayıplar veriyor. Ama, bu kayıplar onun için önemli değil. Bünyesine katılımlar devam ettikçe, terör eylemlerine devam edecek. Çünkü, biliyoruz ki, PKK, Türkiye’yi istikrarsızlık, kızgınlık, endişe, korku ve nefrete itebilirse, Türk-Kürt kavgası çıkartabilirse ve Türkiye’yi siyasi olarak yönetim krizine sokarsa, kazanmış olacak.
PKK, 2008-2012 arasındaki terör eylemlerini, Türkiye’de devlet içi kurumlar arası kavgayı, devlet seçkinleri-hükümet arası kopukluğu, vesayet rejimini, asker-sivil ilişkilerinin çarpıklığını ve siyasi partiler arası iletişimsizliği kullanarak yapıyordu. Bugün ise Suriye krizini ve Türkiye dış politikasının bu bağlamdaki köşeye sıkışmış halini kullanarak. PKK, dün de bazı devletler tarafından kullanılıyordu, bugün de. PKK dün de bu devletleri kullanarak gücünü arttırmaya çalışıyordu, bugün de. Diğer bir deyişle PKK, iç ve dış siyasetteki değişimlere ve dönüşümlere paralel olarak, strateji ve taktiklerini değiştiriyor. 

Üç seçim 

Türkiye, belki 2013 sonundan başlayarak 2014 ve 2015’te yerel, Cumhurbaşkanlığı ve genel olarak üç önemli seçime girecek. Bu seçimler başta iktidar, muhalefet partileri ve siyasi liderler ve aynı zamanda devlet kurumları ve devlet seçkinleri için de çok önemli. Bir milat niteliğinde, aktörlerin var ya da yok olmasını, güçlenmesini ya da zayıflamasını bu seçimler belirleyecek. Bu durum, zaten ortak ve birlikte hareket etme, terör gibi sorunları partiler üstü görme vb. alanlarda siyasi kültürü çok zayıf olan Türkiye’de, siyasi alanı iyice kutuplaşmaya, kavgaya, iletişimsizliğe itecek gibi gözüküyor. AK Parti, CHP , MHP ve BDP ilişkilerindeki kavgacı ve birlikte çalışmayı baştan reddeden siyasi kültür, anlayış, dün olduğu gibi bugün de PKK’nın işine geliyor. PKK, kavgacı siyasi kültürden yararlanıyor. Bir de siyasi alandaki iletişimsizlik, kavga, kutuplaşmayla, Suriye krizi temelinde Türkiye’nin yaşadığı çıkmaz, köşeye sıkışmışlık ve başarısızlık kesiştiği zaman, PKK kendi gücünü artırmak için, kazanamayacağı bir savaşı başlatıyor.
Şemdinli gibi, Gaziantep gibi, Bettüşşebap da üzerinde çalışılmış ve örgütlenmiş bir eylem. Bu eylemler devam edecek gibi. Türkiye içinde siyasi aktörler arası kavga ve Suriye krizi devam ettikçe, PKK eylemleri de aynı şiddetiyle devam edecek. Buna dur demeliyiz. Çok zor ama, teröre karşı başarılı olmak için, acılardan akıl çıkartarak terör sorununa yaklaşmalıyız. Tepkici milliyetçi yaklaşımların, nefret söyleminin, salt askeri güvenlik eksenli hareketin ve siyasi rant kavgalarının tam aksine, hem acıları içimizde taşıyıp ahlaki ve etik bir konum alarak, hem de akıl yoluyla hareket eden rasyonel stratejiler izleyerek terörizme karşı mücadeleyi sürdürmeliyiz. 

Hukukun üstünlüğü 

Terörizme karşı mücadelede başarılı olmak için gerekli ahlaki ve etik konumla rasyonel siyasal stratejiyi ilişkilendiren, birbirleriyle eklemleyen anahtar, “insani durum” kavramıdır. Birinci olarak, her terör eylemi gibi, PKK terörünü de, devlet güvenliğine karşı bir saldırı olarak değerlendirmekten önce, “insanlığa karşı yapılmış bir eylem ve işlenmiş bir suç” olarak görmeliyiz. PKK eylemlerine siyasal eylemler, isyan vb. eylemler olarak yaklaşmak yerine, hem siyasi hem de kamusal alanda, insanlığa karşı suç olarak net tavır almalıyız.
İkinci olarak, terörizme karşı mücadeleyi, hiçbir sapma göstermeden “hukukun üstünlüğü ilkesine ve demokratik normlara bağlı” bir hareket tarzıyla yapmalıyız. Hükümet, hukukun üstünlüğü ve demokratik normlardan asla sapmamalı aksine söylemi ve yönetimiyle demokrasiyi ve hukuku güçlendirmeyi amaçlamalı. Türkiye kendi içinde, demokrasi ve hukuk alanında ne kadar güçlü olursa, teröre karşı da o kadar güçlü olacaktır.
Üçüncü olarak, kamusal alanda da demokratlar, sivil toplum, kamusal aydınlar, terörizme karşı, PKK eylemlerine karşı hiçbir şekilde taviz vermeyerek, çok net bir temelde “sıfır toleranslı bir tavır” almalı ve terör eylemini yapanlara karşı, amasız, bahanesiz insanlığa karşı suç işleyenler olarak yaklaşmalı. Bu yaklaşım, hükümete yapılan, teröre karşı insani durum, demokrasi ve hukuk temelinde mücadele etme çağrılarını da güçlendirecek ve etkili hale getirecektir.
Dördüncü olarak, PKK’ya karşı mücadele, Kürt vatandaşlarımızın, “siyasal ve duygusal güvenini” maksimum düzeyde kazanmayı hedeflemeli. Kürt vatandaşlarımıza karşı geliştirilen nefret söylemi ve tepkici tavırlar, PKK için teröre uygun ortam sağlıyor. PKK Kürt sorunun çözümünü istemiyor. Gaziantep ve Beytüşşebap vb. PKK’nın bugünkü eylemleriyle, Kürtlerin talepleri arasında bir bağlantı yok. Kürt vatandaşlarımızı kazanmak, teröre karşı mücadelede başarılı olmanın anahtarıdır.
Beşinci olarak, PKK terör eylemlerine karşı, devlet içi kurumsal uyum, hükümet-muhalefet, hükümet-sivil toplum ve siyasal alan-kamusal alan iletişimi ve ortak hareketi, başarının ön koşuludur. Tek başına hareket eden ya da kendi siyasi çıkarlarını ön plana çıkartan siyasi aktörlerle, reytingi düşünen medyayla, PKK eylemlerine yaklaşımında elmalarla armutları birbirine karıştıran yaklaşımlarla, teröre karşı mücadelede başarılı olunamaz.
Altıncı ve en önemlisi olarak PKK terörüne karşı mücadelede, yeni ve demokratik anayasanın önemini görmeliyiz. Yeni anayasa, tek başına terörü bitirecek bir etkiye sahip değil ama yukarıdaki noktaların yaşama geçirilmesinin çok önemli bir aracıdır. Yeni ve demokratik anayasa yapma sürecini hızlandırmalı ve etkinleştirmeliyiz. İnsani durum temelinde ve demokrasi ve hukuku güçlendirme amacıyla hazırlanmış yeni ve demokratik anayasa sürecine, başta siyasi partiler olmak üzere hızla ve iradeli bir biçimde dönmeliyiz.
PKK terör, şiddet, ölüm yoluyla, acıların artmasını, nefret, korku, kutuplaşmanın güçlenmesini ve istikrarsız ve kavga eden bir Türkiye istiyor. Sürekli aynı tuzağa düşmek yerine, acılarımızla aklımızı birleştirerek PKK’ya yanıt verelim.
* İstanbul Politikalar Merkezi ve Sabancı Üni.