İstanbul'da bir azize

"Babylon sezon açılışını Pati Smith ile yapıyor!" Birisi bunu üç-dört sene söylemiş olsa bir tarafımızla gülerdik herhalde, "olur mu be öyle şey" diye.
Haber: MERT EMCAN / Arşivi

"Babylon sezon açılışını Pati Smith ile yapıyor!" Birisi bunu üç-dört sene söylemiş olsa bir tarafımızla gülerdik herhalde, "olur mu be öyle şey" diye. Ama oldu işte. Bu hafta İstanbul bir kez daha sadece rock'n roll tarihinin değil alternatif kültürün de en büyük kahramanlarından birini ağırlayacak. İlk defa 1999 yılında (o kadar oldu mu yahu?!) Uluslararası Caz Festivali kapsamında İstanbul'a konuk olmuştu Smith. Açıkhava'da verdiği o unutulmaz konserin tadı hâlâ damağımızda. Şimdi ise Salı ve Çarşamba akşamları Babylon'da, (kapasite zorlanıp içerisi nefes dahi alınamayan bir cehenneme dönüştürülmezse şayet) çok daha samimi ve ona yakışan bir ortamda ağırlayacağız bu alternatif kültür azizesini.
Ve Patti Smith'i konuk etmek için ne güzel bir zamanlama! Bu sene hem "Rock 'n Roll Hall of Fame"e kabul edilerek modern müzik üzerindeki etkisini tescil ettirmiş oldu hem de -muhtemelen bu olayın da etkisiyle- ona ilham vermiş olan şarkılara vefa borcunu ödeyip Twelve adında ve sadece yorumlardan oluşan yeni albümünü çıkardı. Haliyle bizi 25-26 Eylül geceleri sadece nüfuzumuza işlemiş, karakterimizi oluşturan şarkıları, şiirleri değil aynı zamanda dünyanın en etkileyici performans sanatçılarından birinden Everybody Wants To Rule The World, Smells Like Teen Spirit (albümde olduğu gibi bançosuyla Sam Shephard'ı görebilsek ne güzel olurdu. İnsan hayallerle yaşarmış!), Past Time Paradise gibi pop müzik tarihinin,Gimme Shelter gibi rock tarihinin köşelerini oluşturan şarkıları da dinlemiş olacağız. Kaçıracak olanlar ne kadar üzülse azdır.
Patti sen büyüksün biz küçük
Lakin müzik işin sadece bir boyutu. Patti Smith sadece şarkılara sığacak bir karakter değil zira. Mutlak bir tavır etrafında şekillenen çok güçlü bir ilişki aslında Patti Smith ile hayranları arasındaki. Bundan 32 yıl önce çıkardığı ilk albümü (ve rock tarihinin en önemli albümlerinden) Horses'ın açılış şarkısı olan (ve aynı zamanda bir Van Morrison yorumu) Gloria'yı "İsa birilerinin günahları için öldü ama benimkiler için değil" derken yarattığı etki halen geçerli. O zamanlar kendi zamanının ötesindeydi, şimdi ise düşünsel varlığımızın ötesinde yerini hâlâ aynı kuvvetle koruyor. Nasıl olmasın ki? Horses'ın kapağından Keith Richards'ın serseri, androjen versiyonu gibi kesik attığı hali sadece bir meydan okuma, bir diklenme hareketi değildi. O fotoğraf aynı zamanda beat kuşağı ile punk kültürü arasındaki köprünün gişe görevlisi tasviriydi. Hippi kültürüne sahip çıkan ama aynı zamanda yeni dünyaya da öncülük edebilen bir dervişti Patti Smith. Ve bu rolü 30 küsur sene boyunca bir şekilde devam ettirebildi. 70'li yıllarda New York'ta punk'ı doğuran ana, 80'lerde köşesine çekilen abla, 90'larda görmüş geçirmiş bir bilge, 2000'li yıllarda ise Rahibe Teresa'nın rock versiyonu oldu. Ve bu upuzun yürüyüş boyunca bir kez bile sorgulanmadı Patti Smith. Çünkü her zaman yalındı. Samimi, tutkulu ve en önemlisi inançlı. İnsana ve umuda olan inancı her zaman onu hayattan öte bir varlık haline, mucizesini tamamlamış bir azizeye dönüştürdü.
Babylon'un küçük sahnesinden biz küçük insanlara hitap edecek karakter böyle biri işte. Bir vaiz, barış için ama dahası insanlık onuru için bize kalbini açacak bir peygamber, ama en önemlisi her koşulda bizi bize hatırlatan çok eski, çok güzel bir dost.
Balık mevsimi başladı, havalar biraz olsun serinledi, İstanbul Bienal'ine kavuştu, Patti Smith İstanbul'da. Hâlâ ve inatla ara ara güzel şeyler oluyor galiba hayatta!
Patti Smith/25-26 Eylül/Babylon, İstanbul
Patti Smith/Twelve/Sony BMG