İyi bir şey yapmak

Çukurcuma'yı kesip Galatasaray'a çıkmak ya da Çukurcuma'nın derinine dalmak için en kolay yol Taktaki Yokuşu'ndan aşağı inmektir. Daha yokuşun merdivenli kısmı bitmeden, bilardocuyu geçince sağda bir kapı, Arama Tiyatrosu.
Haber: AKIN EVREN / Arşivi

Çukurcuma'yı kesip Galatasaray'a çıkmak ya da Çukurcuma'nın derinine dalmak için en kolay yol Taktaki Yokuşu'ndan aşağı inmektir. Daha yokuşun merdivenli kısmı bitmeden, bilardocuyu geçince sağda bir kapı, Arama Tiyatrosu. Tiyatronun hem sözünü hem de seyircisini yitirdiği bir dönemde yeni bir şeyler deneyebilmek hem de bunu oldukça iyi yapmak sizce izlenmeye değer bir iş ise hiç durmayın, siz de izleyin derim.
Değişim ve dönüşüm heyecan ve tutkularının ülkeyi ve bizleri sardığı 60'lı yıllarda, ODTÜ Amatör Tiyatrolar Şenliği'nin açıkoturumlarından birisinde, biraz anarşist, biraz yapıbozumcu bir biçemle konuşan bir mimarlık öğrencisi, "hem değişiklikten söz ediyor hem de hâlâ 'tiyatro' diyorsunuz" demişti. "Oysa, daha başka bir şey olmalı, mesela 'Ar-to tiy' yapalım artık!".
O günden bu yana her seyrettiğim oyunda, bu sözün içerdigi özlemleri taşıyan bir şeyler görmeyi umutla beklerim ve gördüğümde de mutlu olurum. Bu değişiklik, hiç kuşkusuz, sahnede marşlar söyleyip ihtilâl bildirileri okuyarak devrim yapmak ve iki saatlik bir hülya ile damardan afyon vermek değil. Hoş, artık, onu becerebilen de kalmadı ya...
Arama Tiyatrosu, bu işin tutkulu bir profesyoneli olan Özlem Schulze ile çevresinde toplanmış 15 kadar tiyatro sevdalısının oluşturduğu bir topluluk. Ekibin büyük çogunluğu formel bir tiyatro/sahne eğitimi almış kişiler. Topluluğun izlediğim oyunu, perşembe geceleri oynadıkları, genç bir Alman oyun yazarı olan Theresia Walser'in Göçmen Fahişeler adlı oyunuydu.
Büyük sözler etmiyor
Oyun, modern toplumda, "iş-eş-aş" üçgeninde dönenen insan kişilerin yabancılaşmaları, yanılgıları, beklentileri ve düş kırıklıkları üzerine gözlemlerle yetinen gösterimci bir yapıt. Büyük sözler etmiyor, doğruyu gözümüze sokmaya çalışmıyor ve bizi eğitmek ya da bilinçlendirmek iddiasında değil. Bunun yerine çeşitli zıtlıkları, ikiyüzlülükleri, onulmaz başarı tutkusunu hafiften ti'ye alarak tatlı tatlı anlatıyor. Hem de hiç sıkmayan bir piyano müziğinin desteğiyle. Özlem Schulze ve ekibi, mekândan doğan kısıt ve olumsuzlukları çok akıllıca bir tasarımla, bir "deneme tiyatrosu"nun olanakları haline getirmişler. Oyun düzeni, seyirciyi de içleyen bir biçimde, üç ayrı sabit mekânı ustaca kullanarak 360 dereceye yakın bir seyir genişliginde gerçekleşiyor. Park, erkekler meclisi ve otel barı ustalıklı geçişlerle birbirine bağlanıyor. Işık düzeni zor koşullara karşın oyunu destekliyor.
Deneme tiyatrolarına özgü, yıldızsız ve kolektif bir oyunculuk ortalaması var. Yine de yaşlı porno oyuncusu erkek, onun genç partneri, iş kadınlarından ikisi, erkekler topluluğu kolektifi bu ortalamanın da üzerine çıkıyorlar. Genelde kimse rol kesmiyor. Sade, içtenlikli ve ölçülü oynuyorlar.
Çok az diksiyon ve artikülasyon tırmıklamasını da -şehir ve devlet tiyatrolarındaki bazı vahim örneklerden sonra- kabul edilebilir düzeyde buluyorum. Bazı sahnelerde düşen ve sarkan tempoyu nasıl olsa toparlarlar diye umuyorum.
Nerede bu tiyatro diye soranlara www.aramatiyatrosu.com adresine bir tıklamalarını salık verebilirim. Unutmayalım, marifet iltifata tabidir. Ya da öyle olmalıdır. Değil mi?
Göçmen Fahişeler, Arama Tiyatrosu'nda, 6 ve 13 Aralık, 20.30'da, 0212 244 24 05